Başkalarına Gösterdiğin Şefkati Kendine Gösterebiliyor musun? : Öz Şefkat Kavramı
Bir arkadaşımız hata yaptığında ona genellikle ne söyleriz? “Olabilir, herkes hata yapar.” “Bu kadar üzülme.” “Elinden geleni yaptın.” “Bir dahaki sefere daha iyi olacak.” Peki aynı hatayı biz yaptığımızda kendimize nasıl konuşuruz? “Nasıl böyle bir hata yaptım?” “Ben zaten hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.” “Daha iyisini yapmalıydım.” “Bunu bile beceremedim.”
Çoğu zaman başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize göstermekte zorlanırız. İşte tam da bu noktada öz şefkat kavramı devreye girer. Öz şefkat, kişinin başarısızlık, hata, yetersizlik ya da zorlayıcı yaşam deneyimleri karşısında kendisine eleştirel değil, anlayışlı ve destekleyici bir tutumla yaklaşabilmesidir.
Öz Şefkat Nedir? Öz şefkat kavramı özellikle psikolog Kristin Neff tarafından kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Neff’e göre öz şefkat üç temel bileşenden oluşur: öz nezaket, ortak insanlık ve bilinçli farkındalık. Öz nezaket, hata yaptığımızda kendimizi acımasızca eleştirmek yerine kendimize anlayış gösterebilmektir. Bu, kişinin kendisini sürekli övmesi ya da hatalarını görmezden gelmesi anlamına gelmez. Aksine, yaşadığı zorluğu kabul ederken kendisine düşmanca davranmamasıdır. Ortak insanlık, yaşadığımız başarısızlıkların ve kusurların yalnızca bize ait olmadığını fark etmektir. Hepimiz hata yapar, reddedilir, başarısız olur, hayal kırıklığı yaşarız. Bazen kendimizi yaşadığımız zorluğun içinde yalnız hissedebiliriz. Ancak “Bunu yaşayan tek kişi ben değilim.” diyebilmek, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi değiştirebilir. Bilinçli farkındalık ise yaşadığımız duyguları bastırmadan veya onları büyütmeden fark edebilmektir. “Şu anda başarısız olduğum için üzülüyorum.” diyebilmek, “Ben başarısız biriyim.” demekten oldukça farklıdır.
Öz Eleştiri ile Öz Şefkat Arasındaki Fark Kendimizi eleştirmenin bizi daha başarılı yapacağına inanabiliriz. Hatta bazı insanlar kendilerine karşı sert olmayı bir motivasyon yöntemi olarak görür. “Daha fazla çalışmalıyım.” “Bu notu hak etmedim.” “Bir daha böyle hata yapmayacağım.” Ancak burada önemli olan, davranışı değerlendirmek ile kişinin kendi değerini sorgulamak arasındaki farktır. “Bu sınava yeterince hazırlanmadım.” demek davranışa yönelik bir değerlendirmedir. “Ben aptalım, hiçbir şeyi başaramıyorum.” demek ise kişinin bütün benliğini tek bir deneyim üzerinden tanımlamaktır. Öz şefkat, hatayı reddetmez. Tam tersine, hatayı kabul etmeyi ve ondan öğrenmeyi mümkün kılarken kişinin kendisine zarar vermesini engeller.
Öz Şefkat Kendini Şımartmak Değildir Öz şefkat bazen yanlış anlaşılabilir. Kendimize şefkat göstermenin sorumluluklarımızı görmezden gelmek, hatalarımızı normalleştirmek veya sürekli kendimizi haklı çıkarmak olduğu düşünülebilir. Oysa öz şefkat, “Ne yaparsam yapayım sorun değil.” demek değildir. Daha çok şöyle bir yaklaşımı ifade eder: “Evet, hata yaptım. Bunun sorumluluğunu alabilirim. Ama bu hata yüzünden kendimden nefret etmek zorunda değilim.” Bu açıdan öz şefkat, kişinin hem kendisine karşı anlayışlı hem de gerçekçi olabilmesini sağlar.
Başarısız Olduğumuzda Kendimizle Nasıl Konuşuyoruz? Öz şefkati anlamanın en kolay yollarından biri, zorlandığımız anlarda iç sesimizi fark etmektir. Bir sınavdan beklediğimizden düşük bir not aldığımızı düşünelim. Öz eleştirel bir iç ses şöyle konuşabilir: “Yine başarısız oldun. Herkes senden daha iyi. Sen zaten yeterince zeki değilsin.” Öz şefkatli bir iç ses ise şöyle olabilir: “Bu sonuç beni hayal kırıklığına uğrattı. Daha iyi bir sonuç bekliyordum. Yine de tek bir sınav benim değerimi belirlemiyor. Nerede eksik kaldığımı inceleyip bir sonraki sınav için farklı çalışabilirim.” İki yaklaşım arasındaki fark oldukça önemlidir. İlki kişiyi utanç ve yetersizlik duygusuna sürüklerken, ikincisi yaşanan olayı kabul ederek çözüm üretmeye alan bırakır.
Öz Şefkat ve Mükemmeliyetçilik Öz şefkat özellikle mükemmeliyetçilik ile mücadelede önemli bir kavramdır. Mükemmeliyetçi düşünce çoğu zaman kişiye şu mesajı verir: “Daha iyisini yapabilirdin.” Ancak hedefe ulaşılsa bile yeni bir standart ortaya çıkar. Daha yüksek not, daha başarılı kariyer, daha iyi görünüm, daha sağlıklı ilişki… Bu döngü kişinin başarılarını fark etmesini zorlaştırabilir. Öz şefkat ise kişinin gelişme isteğini ortadan kaldırmadan, değerini yalnızca başarıları üzerinden belirlememesine yardımcı olur. Çünkü başarısız olmak ile başarısız biri olmak aynı şey değildir.
Kendimize Şefkat Göstermeyi Nasıl Öğrenebiliriz? Öz şefkat bir anda kazanılan bir özellik olmak zorunda değildir. Günlük yaşamda küçük farkındalıklarla geliştirilebilir. Öncelikle kendimizle konuşma biçimimizi fark edebiliriz. Hata yaptığımızda kullandığımız cümleleri düşünmek bunun için iyi bir başlangıçtır. Daha sonra kendimize şu soruyu sorabiliriz “Aynı şeyi yaşayan en yakın arkadaşım olsaydı ona ne söylerdim?” Muhtemelen ona kendimize söylediğimiz kadar sert konuşmazdık. Bir diğer önemli adım ise duygularımızı yargılamadan kabul etmektir. Üzgün olmak, kıskanmak, başarısız hissetmek veya hayal kırıklığı yaşamak bizi kötü bir insan yapmaz. Bunlar insan olmanın bir parçasıdır. Bazen ihtiyacımız olan şey kendimizi düzeltmek değil, önce kendimizi anlamaktır.
Kendimize Söylediğimiz Sözlerin Bir Önemi Var İnsan, hayatı boyunca birçok kişiyle ilişki kurar. Ancak en uzun süre birlikte olduğu kişi kendisidir. Bu nedenle kendimizle kurduğumuz ilişki oldukça önemlidir. Her hata yaptığımızda kendimizi aşağılayan, her başarısızlıkta değerimizi sorgulayan bir iç sesle yaşamak yorucu olabilir. Buna karşılık, zorlandığımız zamanlarda kendimize destek olabilmek psikolojik dayanıklılığımızı güçlendirebilir. Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: “Kendimi değiştirmeye çalışırken kendime nasıl davranıyorum?” Çünkü bazen gelişmek için ihtiyacımız olan şey daha fazla baskı değil, biraz daha anlayıştır. Başkalarına “Elinden geleni yaptın.” diyebiliyorsak, bunu kendimize de söyleyebilmeliyiz. Başkalarına “Herkes hata yapabilir.” diyorsak, kendi hatalarımız için de aynı hakkı kendimize tanıyabilmeliyiz. Ve belki de en önemlisi: Kendimizi yalnızca başarılı olduğumuzda değil, zorlandığımızda da destekleyebilmeliyiz. Öz şefkat, kendimizi kusursuz olduğumuza ikna etmek değildir. Kusurlarımızla, hatalarımızla ve zorlandığımız anlarla birlikte de değerli olduğumuzu kabul edebilmektir. Çünkü insanın kendisine gösterebileceği en önemli şefkatlerden biri, kendisiyle savaşmak yerine kendisinin yanında olmayı öğrenmektir.

