Cuma, Haziran 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bir Psikologla Karşılaştığınızda Ne Olur?

Bir psikoloğun hayatının hep düzenli, kontrollü ve “çözülmüş” olduğunu mu sanıyorsunuz?

Ben Psikolog Sedef Yıldırım Saruhan. Ancak bu yazıya bir unvanla değil, bir insan olarak başlamak istiyorum. Çünkü çoğu zaman psikologlarla ilgili bildiklerimiz, gerçekte olanlarla tam olarak örtüşmez. Bir insanı yalnızca mesleğiyle tanımlamaya alışkınız ve o işin, onları her zaman güçlü, dengeli ve iyi hissettirdiğini varsayıyoruz. Oysa gerçek çoğu zaman bundan daha sade.

Psikolog olmak, hayatımda hiçbir şeyin zor olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, bazı duygularla daha erken karşılaşmak ve onlardan kaçmadan kalmayı öğrenmek demek. Zorlandığım zamanlar oldu; ne hissettiğimi bildiğimi sandığım ama aslında kendimden uzaklaştığımı fark ettiğim anlar… “İyi olmalıyım” düşüncesinin, iyi hissetmenin önüne geçtiği günler… Bunu fark etmek kolay olmadı. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünüyordu. İşimi yapıyor, insanlara eşlik ediyor, doğru soruları soruyordum. Ama bazen kendi içimde verdiğim cevaplar eksik kalıyordu. Zamanla şunu fark ettim: İnsan bazen en çok, güçlü görünmeye çalışırken yoruluyor.

Çünkü çoğumuz, ne hissettiğimizden çok nasıl göründüğümüzle ilgileniyoruz. İyi görünmek, güçlü görünmek, kontrolünü kaybetmemiş olmak… Bunun bize öğretilen bir tarafı da var: “Dağılma”, “abartma”, “geçer…” Ancak duygular bastırıldığında kaybolmaz; daha sonra başka bir yerden kendini hatırlatır. Bazen bedende bir sıkışma olarak, bazen sebepsiz bir huzursuzlukla, bazen de “her şey yolunda ama ben iyi değilim” hissiyle.

Belki sen de zaman zaman böyle hissediyorsun. Her şey olması gerektiği gibi ilerlerken, içinde açıklayamadığın bir ağırlık varsa, sürekli güçlü kalmaya çalışmaktan yorulduysan ve biri sana “nasılsın?” dediğinde düşünmeden “iyiyim” diyorsan… Yalnız değilsin. Çünkü bu, düşündüğünden çok daha yaygın bir deneyim.

Bir terapistin yaptığı şey çoğu zaman sanıldığı gibi çözüm bulmak veya yol göstermek değildir. Hatta bazen uzun uzun konuşmak bile değildir. Bazen sadece orada olmaktır. Sessizliğin içinde, acele etmeden… Karşısındaki insanın kendine yaklaşabileceği bir alan açmaktır. Çünkü insan, ne yapacağını bilmediği anlarda bile, anlaşıldığını hissettiğinde biraz nefes alır. Ve çoğu zaman değişim de tam olarak burada başlar; biri sana ne yapman gerektiğini söylediğinde değil, kendi içinde ne olduğunu fark etmeye başladığında.

Bu yüzden terapi, çoğu kişinin sandığı gibi “düzeltme” süreci değildir. Daha çok, kendinle yeniden temas kurma sürecidir. Ve bu temas, her zaman konforlu değildir. Bazen yüzleşmek gerekir. Bazen kaçtığın bir duygunun aslında ne kadar tanıdık olduğunu görmek… Bazen de sadece durup hissetmek. Ama tam da bu yüzden gerçektir. Ve belki de iyileşme, sandığımız gibi daha güçlü olmaktan değil; kendimize karşı biraz daha dürüst olmaktan geçer. Ne hissettiğimizi fark etmekten, onu hemen düzeltmeye çalışmadan onunla kalabilmekten… Kendimize şu soruyu sorabilmekten: “Gerçekten nasılım?”

Ve bu soruya acele etmeden cevap verebilmekten. Çünkü bazen en büyük değişim, ne yapacağını bilmekle değil, ne hissettiğini gerçekten görmekle başlar. Ve bazen en büyük yorgunluk, güçlü görünmeye çalışmaktan gelir.

Sedef Yıldırım Saruhan
Sedef Yıldırım Saruhan
Psikolog Sedef Yıldırım Saruhan, İzmir Ekonomi Üniversitesi İngilizce Psikoloji mezunudur. Kurucusu olduğu merkezde danışan kabul etmektedir ve ayrıca işaret diliyle hizmet sunmaktadır. “Yorgun Ruhlara Notlar” kitabının yazarıdır. TV programı sunmakta, radyoda yayın yapmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar