Herkese merhabalar, bu ayki yazımın konusu oy çokluğu ile seçilen kaygı, depresyon ve belirsizlik. Belirsizlik ile başlamak istiyorum. 21. yüzyılın en büyük problemlerinden biri bence. Yaşanan ekonomik sıkıntılar ve bölümlerdeki mezun yığılması sonucu gerçekleşen geleceğe karşı belirsizlik… Peki, belirsizlik ile nasıl çıkabiliriz?
Geleceğe dair belirsizlikle baş edebilmek bir beceridir ve bu beceri geliştirilebilir. Zorlayıcı gibi görünse de küçük adımlarla zihnin üzerindeki yük hafifler ve insan yeniden güç kazandığını hisseder. İşte etkili yollar:
Kontrol Edebildiklerine Odaklan
Belirsizlik çoğu zaman kontrol edemediğimiz alanlarda büyür. Ama bugün yapabileceğin küçük seçimler her zaman senin kontrolündedir: uyku düzenin, beslenmen, çalışma planın, sınırların… Küçük kontrol alanları büyüdükçe içsel güven de artar.
Zihnin Felaket Senaryolarını Fark Et
“Ya kötü olursa?” düşüncesi çoğu zaman gerçeğin değil, kaygının sesidir. Her düşünce doğru değildir. Kendine şunu sor: Bu düşüncenin kanıtı ne? Daha gerçekçi bir ihtimal olabilir mi? Bu sorgulama zihni yumuşatır.
Belirsizliği Düşman Değil, Hayatın Doğası Olarak Kabul Et
Hayatın hiçbir döneminde tam kesinlik yoktur. Belirsizliği yok etmeye çalışmak yerine, onunla birlikte yürümeyi öğrenmek psikolojik esneklik kazandırır.
Anda Kalmayı Güçlendir
Belirsizlik kaygısı insanı sürekli geleceğe fırlatır. Nefese dönmek, bedeni fark etmek, bulunduğun ortama dikkat vermek zihni şimdiye geri getirir. Şimdi ise genellikle sandığımızdan daha güvenlidir.
Kendine Şefkat Göster
Zorlanıyor olman bir zayıflık değil, insan olmaktır. “Niye böyleyim?” yerine “Zorlanıyorum ama bu geçici” diyebilmek içsel iyileştiricidir.
Duygularını Yalnız Taşımak Zorunda Değilsin
Paylaşmak yükü hafifler. Birine açılmak, bir uzmandan destek almak iyileşmenin parçasıdır. Destek istemek güçsüzlük değil, güçtür.
21. Yüzyıl Kaygıları ve Sosyal Medya
Evet, şimdi kaygıya değinecek olursak; kaygı hayatta kalmamızı sağlayan bir duygudur. Tehlike anında önlem almamızı sağlar. 21. yüzyıl kaygılarına gelelim. Sosyal medyanın hızla büyümesi, herkesin herkesin hayatına erişmesi olumlu bir gelişme olmakla birlikte aynı zamanda kaygıya iten bir durumdur. İnsanların başarılarını ve mutluluklarını paylaştıkları bu platformlarda, izleyen diğer bireylerde “geç kalıyorum” ya da “yetersizlik” duyguları görülebilir. Kişiyi şu soruları sormaya iter:
-
“Yeterince başarılı mıyım?”
-
“Herkes ilerliyor, ben geride miyim?”
-
“Gelecekte ne olacak?”
-
“Ya başarısız olursam?”
Bireyin bu soruları kendine çok sık sorması da gelecek kaygısı ya da belirsizlik kaygısı olarak ortaya çıkar. Yoğun bir kaygı yaşadıktan sonra ise depresyon ortaya çıkabilir. Peki, ne yapalım? Akıllı telefonları fırlatıp atalım mı ya da sosyal medyadan tamamen uzak mı duralım? Tabii ki bunları yapmadan da olumsuz duygulardan uzaklaşabiliriz. Nasıl mı? Şu şekilde:
Sürekli Gelecek Kaygısı Yaşayan Biri İçin
“Ya atanamazsam, ya iş bulamazsam, ya geç kalırsam?” Bu düşünceler geldiğinde yapılabilecek somut şey: Telefonun notlar kısmına iki sütun açmak:
-
Kontrolümde olanlar
-
Kontrolümde olmayanlar
CV hazırlamak, başvuru yapmak, ders çalışmak kontrolündedir. Ekonomik sistem, sınav sistemi değildir. Zihin böylece dağılmak yerine odak kazanır.
Sosyal Medyada Kendini Herkesle Kıyaslayan Biri İçin
“Herkes benden ileride. Ben çok başarısızım ve herkesten gerideyim.” Somut çözüm: Günde 1 saatlik Instagram detoksu yapmak. Bu sürede yürüyüşe çıkmak, kitap okumak ya da sadece sessizce oturmak. Bir hafta sonra kişi şunu fark eder: Kaygı belirgin şekilde azalır.
Depresyon Nedeniyle Yataktan Çıkamayan Biri İçin
“Hiçbir şey yapmak istemiyorum, sadece yatakta kalmak istiyorum.” Burada çözüm büyük hedefler değil, mikro adımlar dır:
-
Yatakta doğrulmak
-
Perdeyi açmak
-
Yüz yıkamak
-
Bir bardak su içmek
Bu küçük eylemler beyine şunu öğretir: “Ben hâlâ bir şeyleri yapabiliyorum.”
Sürekli Her Şeyi içinde Tutan Biri İçin
“Kimseyi üzmeyeyim, anlatmayayım. Benim derdim o kadar da önemli değil.” Somut adım: Sadece bir kişiye “Son zamanlarda iyi değilim” diyebilmek. Çözüm beklemeden, sadece paylaşmak. Çünkü paylaşılmayan duygu ağırlaşır.
Gece Sürekli Düşünen Biri İçin
“Uyuyamıyorum, beynim susmuyor. Düşünceler sürekli benimle tartışıyor.” Çözüm: Yatağın yanına defter koyup aklına gelen her düşünceyi yazmak. Beyin “unutmayacağım” mesajını alınca gevşer.
Özetle: Belirsizlik, kaygı ve depresyon çağımızın kaçınılmaz gerçekleri olabilir; ancak bu, onlarla baş edemeyeceğimiz anlamına gelmez. İnsan zihni sandığımızdan daha esnektir ve doğru yöntemlerle güçlenebilir. Büyük değişimler değil, küçük ama istikrarlı adımlar dönüşümü başlatır. Kendimize karşı daha anlayışlı olmayı, duygularımızı bastırmak yerine ifade etmeyi ve gerektiğinde destek istemeyi öğrenmek; ruh sağlığımız için en değerli yatırımlardandır. Unutmamak gerekir ki güçlü olmak, hiç zorlanmamak değil; zorlanırken de yol alabilmektir. Her birey, içinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun yeniden denge kurabilecek güce sahiptir. Ve bazen en büyük değişim, “yardıma ihtiyacım var” diyebildiğimiz anda başlar.
Kendinize çok dikkat edin, gelecek ayki yazımızda görüşmek üzere.


