Salı, Mayıs 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağımlılıklar Üzerine

“İnsan, derin arzusundan ibarettir. Arzusu ne ise, iradesi odur; iradesi ne ise, eylemi odur; eylemi ne ise, kaderi odur.” -Brihadaranyaka Upanişad (4.4.5)

“Hiçbir insan, kendine hakim olmayan biri kadar köle değildir.” -Epiktetos

Kişinin kaderi, arzularına yön vermesinden mi ibarettir? Kişi arzularından özgür olduğunda, kendi özünde huzur bulur mu? Kendine hakim olanlar, olmayanlardan daha özgür müdür? Bağımlılık olgusunun insan varoluşunda ne denli büyük bir temel teşkil ettiğini gösteren bu soruların cevapları, aslında istatistik ve araştırmalarda yatıyor. Bu yazıda insanın arzuları ile olan ilişkisi bağımlılıklar açısından incelenecektir. Bağımlılığın tanımına, türlerine ve istatistiklerine vurgular yapılacak ve kökenlerine yönelik felsefi bir yorumlama yapılacaktır.

Bağımlılık Nedir?

Bağımlılık, en temelde insanın herhangi bir nesneye bağımlı olması, tabiri caizse onsuz ‘yapamaması’ olarak düşünülebilir. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) bağımlılığı madde kullanım bozuklukları ve maddeyle ilişkili olmayan bozukluklar şeklinde ikiye ayırır ve her iki tür için de ayrı tanı kriterleri ve alt başlıkları verir. Örnek vermek gerekirse, madde kullanım bozukluğu bağımlılığın bir türü olarak ele alınır ve “kontrol kaybı”, “başarısız bırakma girişimleri”, “sorumlulukların ve faaliyetlerin aksaması” gibi kriterlere uygunluk ile tanımlanır (American Psychiatric Association, 2013). Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılığı kişinin kullandığı bir madde, alkol, nesne veya yaptığı bir davranış (eylem) üzerinde kontrolünü kaybetmesi olarak tanımlamaktadır (2025).

Evrimsel olarak sinir sistemine sahip olan bütün canlılar, temelde onlara “iyi” gelen yani bünyelerini idame ve idare edebilmeleri için gerekli olan şeyleri arzulamaya, onların varlığını tehdit eden şeylerden de kaçınmaya meyillidir. Biyolojik sinir sistemlerinde bu süreç temelde motivasyon ve ödül şebekeleri ile yönetilmektedir. Bu sistemler sayesinde canlı, bünyesine iyi gelecek şeyleri tükettiğinde veya yaptığında nörokimyasal olarak “ödüllendirilir” ve bu şeyleri daha çok tüketmeye veya yapmaya eğilimli hale gelir. Psikolojide bu pozitif pekiştirme kavramı ile açıklanabilir. Edimsel koşullanmanın temel yapı taşı olan pozitif pekiştirme, bir davranışın sıklığını, o davranışın ödüllendirilmesi yoluyla arttırmaya denir.

Bağımlılık, psikolojik olduğu kadar nörobiyolojik de bir durumdur. Ventral Tegmental Alan(VTA) ve nucleus accumbens gibi alanların bulunduğu ödül bölgelerinden, amigdala ve hipokampus gibi hafıza bölgelerine; kararların alındığı ve inhibisyonun yönetildiği prefrontal kortekse kadar uzanan mezolimbik dopaminerjik yol diye bilinen ödül-motivasyon-öğrenme şebekesi, bağımlılıklarda en temel olarak bozulmaya uğrayan şebekedir (Koob ve Volkow, 2016).

Bağımlılığın Türleri

DSM-5’e göre bağımlılığın türleri şunlardır:

  • Madde Kullanım Bozuklukları (alkol, amfetamin ve diğer uyarıcılar, kafein, esrar, halüsinojenler, uçucular, opiyatlar, sedatifler, tütün vb.)

  • Maddeyle İlişkili Olmayan Bozukluklar (Resmi olarak sadece kumar)

APA’nın resmi tanı el kitabı olan DSM-5, bağımlılık türlerinde madde kullanım bozukluklarına ağırlık vermiş olup, davranışsal bağımlılıklardan sadece kumar bağımlılığını tanımlamış, internet oyun bağımlılığını ise araştırma kategorisi olarak ele almıştır. Sosyal medya, porno, alışveriş, egzersiz, iş bağımlılıkları resmi olmayan davranışsal bağımlılıklara örnek olarak gösterilebilir.

Bağımlılık İstatistikleri

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 yılındaki raporuna göre beş yetişkinden biri tütün bağımlılığından muzdariptir. Türkiye’de en yaygın bağımlılık türü, 2022 yılında Türk Tabipler Birliği tarafından yayımlanan bir rapora göre tütün bağımlılığı olarak göze çarpmaktadır. Bu rapora göre erkek nüfusun %47.6’sı, kadın nüfusun %23’ü aktif olarak sigara bağımlısıdır.

Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından 2025 yılında yayımlanan uyuşturucu raporuna göre, 2024 yılında en çok ele geçirilen uyuşturucu madde 61.5 ton ile esrardır (2025). Esrardan sonra, 33.8 ton metamfetamin gelmektedir. Önceki yıllara nazaran esrar yakalama oranları düşmüş, metamfetamin ise %58 oranında bir artış göstermiştir. Uyuşturucu ile ilişkili suçlara müdahale oranları ve şüpheli sayıları ise 2022 yılına göre %22.7 oranında artış göstermiştir. Buradaki istatistiklerden yola çıkarak, en yaygın kullanılan uyuşturucu maddenin esrar olduğunu, metamfetaminin ise hızla yaygınlaşmakta olduğunu söyleyebiliriz.

Kumar bağımlılığı, Türkiye’de en yaygın ve belki de en araştırılan davranışsal bağımlılık olarak göze çarpmaktadır. Yeşilay tarafından 2025 yılında yayımlanan Türkiye Kumar Raporuna göre, 11-17 yaş arasındaki gençlerin %80’i kumarı eğlenceli bulmaktadır. Kumar bağımlılarının %71’i de, kumar oynamaya bu yaşlarda başlamaktadır: ancak Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine tedavi için başvuranların %43’ü 30-40 yaş aralığındadır. Beş kumar bağımlısından birinin intihar girişiminde bulunduğu da göz önüne alınırsa, kumar bağımlılarının genelde kumara gençken başladıklarını, ilerleyen yaşlarda büyük kayıplara uğradıklarını ve pişman olduklarını söyleyebiliriz.

2026 yılında, Yeşilay tarafından yayımlanan Sosyal Medya Raporuna göre, Türkiye’de sosyal medya kullanımı, küresel ortalamalardan yüksektir. Küresel ölçekte kullanıcılar haftalık ortalama 19 saat sosyal medya kullanırken Türkiye’de bu süre haftalık ortalama 25 saattir (2026). Aynı raporda yayımlanan Yeşilay Sosyal Medya araştırmasına göre, ergenlerde özyönetim (öz düzenleme) becerisi, sosyal medya bağımlılığı ile negatif yönde ilişkilidir. Yani sosyal medya kullanımı, kişinin hayat becerisini kötü yönde etkilemektedir (2026).

Bağımlılığın Kökenleri

Arzulama yetisine sahip hemen hemen her canlı temelde bağımlı olabilir, zira bağımlılığın temelinde arzuların canlıyı kontrol etmesi yatar. Arzular B.F Skinner’ın edimsel koşullanma kavramını geliştirirken ana ilham kaynağı olarak kullanacağı ünlü deneyinde, bir kutu içerisine kapatılan güvercinler, daha çok besin alma arzusu sayesinde kutunun içindeki butonu gagalamayı öğrenmişlerdir. Arzuları kontrol ederek, hayvanlar için esasında manasız olan bazı davranışları onlara öğretmek mümkündür. Yüzyıllardır kullanılmakta olan sirk ayıları, bu duruma en iyi örneklerden biridir.

Peki insanı bir sirk ayısından ayıran şey (şayet öyle bir şey varsa) nedir? Bu sorunun cevabı, farklı geleneklerde ortak bir şekilde insanın arzularına olan konumu ve onlarla olan ilişkisinde yatar. İnsanı, logos (akıl) sahibi ve arzularını aklı ile kontrol etmesi gereken bir varlık olarak ele alan Stoacılığa göre insan, sirk ayısının aksine ödüle göre koşullanmak zorunda değildir: insan, aklı sayesinde koşullanmaya engel olabilir(Long, 2002). Budist öğretiye göre insan, farkındalık kapasitesine sahip bir varlık olarak arzularının (tanhā) doğasını gözlemleyebilir ve onu ıstıraba götürecek geçici arzuları ile arasına meditasyon ve perhiz yoluyla mesafe koyabilir(Dhammapada, 2004). Hindu inancında da benzer bir şekilde insanın öz-farkındalık becerisi vurgulanır ve insanı özgürlüğe (mokşa) götürecek yolun arzuların kontrolünden geçtiği vurgulanır(Praphupada, 1972). Hrıstiyanlığa göre insan, hayvanî bedenin arzuları ile ilahî ruhunun yönelimi arasında seçim yapma becerisine sahip yegane canlıdır: insan, koşullanmamayı seçebilir(Romalılar, 8:5, 6). Bu inanç ve geleneklerin ortak paydaya vardığı bir nokta, insanın kendini terbiye etmesinin bir “riyazet” kültürü geliştirmesine bağlı olduğudur. Riyazet, insanın kendi kendini iradesi yolu ile acıya yöneltmesi veya hazdan uzaklaştırmasına denir. Oruç tutmak, riyazet anlayışında yapılan davranışlara bir örnektir.

Peki irade ile riyazet, insanı bağımlılıklardan kurtarmaya yeter mi? Bağımlılık tedavisinde tek başına irade, araştırmalara bakılacak olursa çoğunlukla yeterli değildir (Snoek vd. 2016). BDT, en yaygın başvurulan yöntem olsa da, ekseriyetle farmakolojik müdahalelere gereksinim duyulmaktadır(Snoek vd. 2016). Buradan da görülebileceği gibi bağımlılıklar, kişide kalıcı izler bırakır: kişinin nörobiyolojisini yeniden düzenler. Bu açıdan arzularımızın kaderimizi tayin ettiği düşüncesinde haklılık payı olabilir. Bu yüzden en başından bağımlı olmamak, kaderimizi bu kalıcı izlerin eline bırakmamak en iyisidir.

Kaynakça

American Psychiatric Association, Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-5), 5. bs. (Washington, DC: American Psychiatric Association Publishing, 2013

English Standard Version Bible, 2001, Romans. 8:5, 6

The Dhammapada. Penguin UK, 2004.

Prabhupada, A. B. S. (1972). Bhagavad-Gita as it is. Los Angeles: Bhaktivedanta book trust.

Long, A. A. (2002). Epictetus: A Stoic and Socratic guide to life. Clarendon Press.

Koob, G. F., ve Volkow, N. D. (2016). Neurobiology of addiction: a neurocircuitry analysis. The lancet psychiatry, 3(8), 760-773.

Sivananda, S. (2002). The Brihadaranyaka Upanishad.

Snoek, A., Levy, N., ve Kennett, J. (2016). Strong-willed but not successful: The importance of strategies in recovery from addiction. Addictive Behaviors Reports, 4, 102-107.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Türkiye Kumar Raporu: Yeşilay Akademi Raporları Serisi (2025)

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Türkiye Sosyal Medya Raporu: Yeşilay Akademi Raporları Serisi (2026)

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (2025), Türkiye Uyuşturucu Raporu: Eğilimler ve Gelişmeler (2018-2024), Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Yayını, Ankara.

fatih yuşa sank
fatih yuşa sank
Psikolog ve yazar olan Fatih Yuşa Sank, Dokuz Eylül Üniversitesi psikoloji bölümünden 2025 yılında mezun olmuştur. Lisans boyunca bilişsel psikoloji çerçevesinde yaratıcılığın nasıl artırılabileceği konusunda TÜBİTAK destekli bir araştırma yürütmüştür. Daha önce “Alegori Dergi” bünyesinde yazarlık yapmış olup felsefe, psikoloji ve tarih gibi alanlarda çeşitli deneme yazıları ve fantastik bir evrende geçen öyküler yazmıştır. Bedenlenmiş biliş kuramından Antik Yunan mitolojisine kadar uzanan farklı ilgi alanlarını harmanlamayı seven yazar, yazılarını bu eklektik yaklaşımı benimseyerek kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar