Zorbalık, uzun yıllardır okulların içerisine kademeli olarak ilerleyen bir sessiz çığlık.
Peki nedir bu sessiz çığlık? Aramızda gezen bir hayalet mi yoksa yanı başımızda duran bir felaket mi?
Zorbalık, bu iki kavramın her ikisini de içine alabilecek bir durumdur.
Zorbalığı tıpkı bir askeriyeye benzetebiliriz.
Askerlerin yönetiminden ve ne yapacaklarından sorumlu emir veren kişi kimdir? Komutan.
Zorba-kurban ilişkisini de bu komutan-asker ilişkisine benzetebiliriz.
Zorbalar, kendilerini en üst konumda görerek “kraliyetlerini” yavaş yavaş kurar.
Sınıf içinde bazen tek başlarına, bazen de kendileriyle aynı zorbalığı yapacak arkadaşlıklar kurarak hareket ederler.
Zorbalığın Karanlık Yüzü
Zorbalığın çocuklar arasında yaşanan karanlık yüzleri bulunmaktadır.
Peki zorbalığın karanlık yüzü nedir?
Bunun cevabı, zorbalığı yapan kişinin davranışlarında gizlidir.
Soyut olarak çocukların bilinçaltında, tıpkı karanlıkta kalmış gibi bir hissiyat uyandırabilir.
Zorbalığı yapan çocuk, kimi zaman tek başına, kimi zaman da arkadaşlarıyla birlikte kötü davranışlarda bulunabilir.
Zorbalık kavramı, başkalarına karşı sürekli bir eylem gerektirir.
Bu eylem bazen sözlü, bazen fiziksel, bazen de psikolojik olarak kendini gösterir.
Peki zorbalık yapan çocuklar bu davranışları nereden edinirler?
Bunun cevabı birçok farklı durumdan kaynaklanabilir.
Örneğin, evlerinde sürekli ebeveynlerinin kavga ettiklerine şahit olan çocuklar, okul ortamında normal davranışlar sergileyemeyebilirler.
Bu örnek üzerinden gidersek, okullarda yaşanan bu tür zorbalık durumlarının arkasında genellikle çocukların karanlık travmaları yer alır.
Travmaların altında yatan nedenler arasında, çocuğun bu kötü davranışlarını tetikleyen dürtüsel davranışlar da bulunabilir.
Kuralları tanımayan, ani eylemlerle hareket eden çocuklarda dürtüsellik yüksekse, akran zorbalığı görülme olasılığı artar.
Çocukların Zorba Olmalarının Nedenleri
-
Aile içi zorbalık olaylarına çocukların şahit olması (fiziksel, sözlü veya psikolojik şiddet).
-
Zorbanın, geçmişte başka bir zorba tarafından zorbalığa uğramış olması.
-
Akranlar arasında rekabet ortamı ve baskı oluşması.
-
Sosyal becerileri eksik çocukların sık sık tepkisel davranması.
-
Bastırılmış öfke, korku ve endişe duygularının birikmesi.
-
Çocuklar arasında güç dengesizliğinin ortaya çıkması.
Gölgede Yaşayan Tehditler
Okul koridorlarında yankılanan çocuk kahkahalarının arasında sessizce dolaşan bazı fısıltılar vardır.
Okulun içinde bir ya da birkaç çocuk, neşeyle dolaşan diğer öğrenciler arasında kendi sessizliklerinde kaybolup giderler.
Kendilerini arkadaşlarından soyutlayıp sessizce gölgelerde duran, yalnız kaldıklarında zorbalığa uğrayan çocuklardır onlar.
Okulun her köşesi cıvıl cıvıl öğrencilerle doluyken, onların küçücük yürekleri sessizce yara almaya başlar.
Erken yaşlarında kendi akranlarından aldıkları darbelerle hayatlarına yenik düşmüş bir şekilde devam ederler.
Oysa küçücük bir farkındalık ve bilinçli bir hareket, zorbalığa maruz kalan çocukların geleceğe umutla bakmalarına yardımcı olabilir.
Zorba, Kurban ve Seyirci İlişkisi
Akran zorbalığının yaşandığı ortamlarda genellikle zorba, kurban ve seyirci kavramları bir arada bulunur.
Zorba: Kendini güçlü gören, zayıf gördüğü kişiye karşı kural dışı davranışlar sergileyen kişidir.
Kurban: Zorbanın davranışları karşısında tepkisiz kalan, kendini çaresiz hisseden kişidir.
Seyirci: Zorbalığı dışarıdan izleyen, ancak müdahale etmeyen kişidir.
Örneğin, akran zorbalığı yaşanırken seyirci olan çocukların yardım çağrısında bulunmaması bu duruma örnektir.
Zorbalık Kapıyı Çalmadan Önce Müdahale Etmek
Zorbalık gerçekleşmeden önce çocuklar için farkındalık oluşturulabilir.
Bu önlemler aile ve okul ortamlarında başlamalıdır:
-
Aileler çocuklarına model olarak davranışlarını ve iletişimlerini bilinçlendirebilirler.
-
Okullarda farkındalık ve beceri eğitimleri düzenlenebilir.
-
Aileler ve okul sürekli iletişim halinde olmalıdır.
-
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik servisleri, öğrencileri bilinçlendirecek uygulama ve anketler hazırlamalıdır.
-
Ebeveynler, kendi ilişkilerinde sağlıklı iletişim kurarak çocuklarına iyi bir model olabilirler.
Zorbalığa Karşı Sessiz Kalma
Akran zorbalığı, okullarda başlayıp zamanla büyüyen bir sorundur.
Zorbalığın ilk aşamasında fark edilip uyarı yapılmazsa, bu davranış katlanarak güçlenir.
Zorbalığa anında müdahale edebilecek en önemli kişilerden biri öğretmenlerdir.
Öğretmenlerin bu durumu fark edip müdahale etmesi, öğrencilerin onlara duyduğu güveni artırır.
Aksi halde, müdahale edilmezse öğrenciler öğretmenlerini bir otorite olarak görmeyip zorbalığı çeşitlendirebilirler.
Öğretmenin müdahalesinin ardından, hem zorbalığı uygulayan hem de mağdur olan öğrencinin aileleri bilgilendirilmelidir.
Bilinçli Aileler, Bilinçli Çocuklar
Hayatın içinde bizi koruyan bir kalkan var mıdır?
Aslında bu sorunun cevabı hayatın kendisindedir.
İnsan, yaşamı olumlu ve olumsuz yönleriyle deneyimleyerek öğrenir.
Peki ilk öğrendiğimiz yer neresidir? Aile.
Aile, çocuğun kendini keşfetme yolculuğunda en yakın rehberdir.
Aileler çocuklarına şu yollarla yardımcı olabilirler:
-
Çocuklarıyla etkili iletişim kurup, yargılamadan dinlemek.
-
Onları koşulsuz sevgiyle büyütmek.
-
Ev içinde çocuklara sorumluluklar vererek görev bilinci kazandırmak.
-
Tutarlı ilişkiler kurarak güven ortamı oluşturmak.
-
Her gün çocuklarıyla vakit geçirip etkileşim kurmak.
Çocuklarda Empati Sanatı
Bir durumu anlamlandırabilmek için, kendimizi o kişinin yerine koymalı ve onun duygularını hissetmeliyiz.
Peki okullarda yaşanan akran zorbalığına karşı empati yöntemi etkili bir çözüm olabilir mi?
Evet, empati uzun vadeli bir çözüm yoludur.
Öğrenciler empatiyi öğrenip yaşamlarına dahil ettiklerinde hem kişisel hem sosyal becerileri olumlu yönde gelişir.
Empati becerisi gelişmiş bir çocuk, zorbalık davranışlarından kaçınır.
Bu beceriye sahip öğrenciler diğer arkadaşlarına da ilham kaynağı olabilir.
Aile içinde başlayan empati süreci, zamanla farklı alanlara yayılır ve daha anlamlı hale gelir.
Bu nedenle aileler, çocuklarına rol model olarak empati becerisi kazandırmalıdır.
Çocukların Ellerinden Çocukluklarını Almayalım
Hayatta herkesin yaşına uygun belli sorumlulukları vardır.
Çocukluktan yetişkinliğe bu sorumluluklar artar, deneyimle pekişir.
Bu süreçte en büyük rehberimiz ise ailemizdir.
Çocuklar okula başlamadan önce çantalarına, ailelerinden gördükleri davranışları koyar.
Sınıfa geldiklerinde her biri, kendi ailesinin modelinden öğrendiklerini paylaşır.
Bu paylaşımlar hem iyi hem kötü örnekler olabilir.
Örneğin, şiddet ortamında büyüyen bir çocuk, öğrendiklerini arkadaşlarına uygulayabilir.
Akran zorbalığı da tıpkı bu şekilde ortaya çıkar.
Sözün Özü
Unutmayalım ki bir çocuğun ruhunda açılan sessiz yara, gelecekte benliğinin en derin yerinde iz bırakabilir.


