Vicdan, Empati ve Ahlaki Kopma: İnsanlar Suç İşlemeyi Kendilerine Nasıl Açıklar?
İnsanın suç işlemesini yalnızca “kötü olması” ile açıklamak, insan davranışının psikolojik karmaşıklığını büyük ölçüde gözden kaçırır. Suç davranışı; sosyal çevre, dürtü ve duygu düzenleme, fırsatlar ve içinde bulunulan bağlam gibi birçok etkenin etkileşimiyle ortaya çıkabilir. Adli psikoloji açısından önemli sorulardan biri “Bir insan neden suç işler?” değil, aynı zamanda “Kişi kendi davranışını ahlaki açıdan nasıl anlamlandırır?” sorusudur. Bu soruya yaklaşırken psikoloji literatüründeki önemli kavramlardan biri ahlaki kopma (moral disengagement) kavramıdır. Albert Bandura’nın sosyal-bilişsel kuramı içerisinde geliştirdiği bu kavram, insanların sahip oldukları ahlaki standartlara rağmen belirli durumlarda bu standartların öz-düzenleyici etkisini devre dışı bırakabilmelerini açıklamaya çalışır (Bandura, 1999). Özetle “Kişinin ahlakının olmaması” anlamına gelmez. Bundan ziyade ahlaki standartların belirli bir davranış karşısında davranışı denetleme gücünün bilişsel mekanizmalar yoluyla zayıflatılmasıdır.
Ahlaki standartlara sahip olmak neden her zaman yeterli değildir?
İnsanlar çocukluktan itibaren başkalarına zarar vermeme, adil olma ve başkalarının haklarına saygı gösterme gibi sosyal ve ahlaki kuralları öğrenirler. Bu kurallar yalnızca dışarıdan gelen cezalar ile değil, zaman içerisinde kişinin kendi davranışlarını değerlendirmesinde kullandığı içsel standartlara da dönüşebilir. Bandura’ya (1999) göre bireyler, davranışlarını kendi ahlaki standartlarıyla karşılaştırabilir ve bu değerlendirme sonucunda kendini ödüllendirme ya da kınama gibi öz-düzenleyici tepkiler geliştirebilir. Kişi başka birine zarar verdiğinde davranışını yanlış olarak değerlendirebilir ve suçluluk hissedebilir. Ancak bu öz-düzenleme mekanizması her zaman beklendiği gibi çalışmayabilir. Kişi davranışı başka şekillerde yorumlayabilir ve ahlaki standartları ile davranış arasında var olan çatışmayı azaltabilir. Örneğin kendi davranışını “haklı bir tepki” olarak görebilir ve kendi davranışının sorumluluğunu başka bir kişiye aktarabilir ya da davranıştan kaynaklı oluşan zararı olduğundan daha önemsiz olarak değerlendirebilir. Dolayısıyla burada asıl olan, kişinin doğru ve yanlışı bilmemesi değil, kişinin davranışını ahlaki açıdan sorunlu olup olmadığını değerlendirmesini engelleyen veya değerlendirmeyi zayıflatan bilişsel gerçekleri geliştirip geliştiremediğidir.
Ahlaki kopma nasıl gerçekleşir?
Bandura (1999) ahlaki kopmayı tek bir mekanizmaya bağlamaz. Kuram kapsamında davranışın yeniden yapılandırılması, sorumluluğun azaltılması, davranışın sonuçlarının küçümsenmesi ve mağdurun algısının değiştirilmesi gibi çeşitli bilişsel mekanizmalar tanımlanır. Bir kişi saldırgan davranışını “Saldırı” olarak değil, “kendini savunma” veya “hak ettiğini verme” şeklinde değerlendirebilir. Doğan sorumluluğu “Ben sadece verilen emri uyguladım” diyerek başka bir kişiye aktarabilir. Böylece kendi vicdanını temizlemiş hisseder. Benzer şekilde “herkes bunu yapıyor” düşüncesi, kişinin yaptığı davranışı daha zararlı kabul edilen davranışlarla kıyaslayarak normalleştirmesine yardımcı olabilir. Bu mekanizmaların kesişim kümesi, davranışın değiştirilmesinden daha çok psikolojik olarak nasıl değerlendirildiğinin değiştirilmesidir. Yayımlanan ve 157 çalışmayı, toplam 118.501 katılımcıyı kapsayan bir meta-analiz, ahlaki kopmanın saldırganlık ve antisosyal davranışlar başta olmak üzere ihlal edici davranışlarla anlamlı biçimde ilişkili olduğunu göstermiştir. Araştırmacılar bu çalışmalar kapsamında, ahlaki kopmanın kişisel ve çevresel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Luo & Bussey, 2023). Önemli olan bir nokta vardır ki; ahlaki kopma suçun tek nedeni değildir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda bir ilişki ortaya konulabilir fakat bu durum her birey için “ahlaki kopma suç davranışına sebep olur” şeklinde nesnel bir anlam ifade etmez.
Empati: Suç davranışının karşısındaki koruyucu mekanizma mı?
Ahlaki kopma tartışmasının götürdüğü kavramlardan biri de empatidir. Yalnızca “empati” psikolojide tek boyutlu olarak değerlendirilmez. Bu durumda bilişsel ve duygusal empati arasında ayrım yapmak oldukça önemlidir. Bilişsel empati, başka bir kişinin zihinsel durumunu ve bakış açısını anlayabilme ve değerlendirebilme kapasitesini ifade etmektedir. Öte yandan duygusal empati ise başka bir kişinin duygusal durumuna belirli ölçüde karşılık verebilmesi anlamına gelmektedir. Bu ayrımı yapabilmek suç davranışını anlamak ve değerlendirmek için oldukça elzemdir. Çünkü bir kişinin empati yaparak başka bir insanın hissettiklerini anlayabiliyor olması, o kişinin acısından rahatsızlık duyacağı veya davranışını değiştireceği anlamına gelmez. Başka bir deyişle: “Mağdurun ne hissettiğini biliyorum.” ile “mağdurun hissettiği acı benim davranışımı değiştirecek kadar önem taşıyor.” arasında fark vardır ve aynı psikolojik süreci ifade etmez.
“O bunu hak etti”: Mağdurun suçlanması
Ahlaki kopmanın birincil mekanizmaları arasında bireyin kendi davranışının sorumluluğunu azaltmak için mağdurun davranışını ön plana koymasıdır. “Beni o kışkırttı.” “Zaten bunu hak etmişti.” “Böyle davranmasaydı bunlar yaşanmazdı.” Bandura’nın (1999) modeline göre, sorumluluğunu mağdura aktarılması, ahlaki öz-düzenlemenin zayıflamasına destek olabilir.
Mağduru “insan” olarak görmek neden önemli?
Ahlaki kopmanın bir başka mekanizması olarak da insanlıktan uzaklaşma (dehumanization) olarak tanımlanır. Kişinin mağdura olan bakışı ona engel olan veya kendisine zarar veren biri olabilirken, mağdurun insani hakları ve duyguları daha az önemli hale gelebilir (Agudelo Rico et al., 2024).
Vicdan, suçluluk ve utanç aynı şey değildir. Suç davranışını konuşurken “vicdan” kavramını kullanmak oldukça yaygındır. Ancak bilimsel bir metinde vicdanı tek ve ölçülebilir bir psikolojik mekanizma gibi ele almak yerine, onunla ilişkili süreçleri açık kavramlarla değerlendirmek gerekir. Örneğin suçluluk, kişinin belirli bir davranışının yanlış olduğunu değerlendirmesiyle ilişkili bir duygudur. “Kötü bir insanım” şeklindeki genel benlik değerlendirmesinden farklı olarak “yanlış bir şey yaptım” odaklanabilir. Bu ayrım önemlidir. Çünkü suçluluk bazı durumlarda kişinin davranışını düzeltmesine, özür dilemesine veya verdiği zarar telafi etmeye yönelmesine katkıda bulunabilir. Ahlaki kopma ise tam tersine, kişinin davranışının kendi ahlaki standartlarıyla çatışmasını azaltarak kınama sürecinin ortaya çıkmasını zorlaştırabilir (Bandura, 1999). Dolayısıyla suç davranışını anlamak açısından mesele yalnızca “Kişinin vicdanı var mı?” sorusu değildir. Daha bilimsel sorular şunlardır: Kişi davranışını nasıl değerlendiriyor? Davranışının sorumluluğunu kime atfediyor? Mağdurun yaşadığı zararı nasıl algılıyor? Kendi davranışını ahlaki standartlarıyla nasıl bağdaştırıyor? Bu sorular, adli psikoloji açısından çok daha açıklayıcı bir çerçeve sunabilir.
Ahlaki kopma sonradan mı oluşur?
Güncel araştırmalar, ahlaki kopmanın kişisel özelliklerin dışında sosyal çevre ve bağlamla da anlamlandırıldığını göstermektedir. Luo ve Bussey’nin (2023) yılında yaptığı meta-analiz çalışmasında görülüyor ki empati ve öz-yeterlilik gibi bireysel değişkenlerin yanı sıra akran ilişkileri gibi çevresel faktörler de incelenmiştir. Dolayısıyla aynı kişi fakat farklı düzeyler ve durumlar doğrultusunda farklı ahlaki kopma mekanizmaları kullanabilir.
Peki psikoloji suç işlemeyi açıklayabilir mi?
Psikoloji, suç davranışının ortaya çıkmasında rol oynayabilecek bilişsel, duygusal, gelişimsel ve sosyal süreçleri inceleyebilir. Ahlaki kopma da bu süreçlerden yalnızca biridir.
Kaynakça
- Kaynakça
- Agudelo Rico, D., Panesso Giraldo, C., Arbeláez Caro, J. S., Cabrera Gutiérrez, G., Isaac, V., Escobar, M. J., & Herrera, E. (2024). Moral disengagement in adolescent offenders: Its relationship with antisocial behavior and its presence in offenders of the law and school norms. Children, 11(1), 70. https://doi.org/10.3390/children11010070
- Bandura, A. (1999). Moral disengagement in the perpetration of inhumanities. Personality and Social Psychology Review, 3(3), 193–209. https://doi.org/10.1207/S15327957PSPR0303_3
- Luo, A., & Bussey, K. (2023). Moral disengagement in youth: A meta-analytic review. Developmental Review, 70, 101101. https://doi.org/10.1016/j.dr.2023.101101
- Ortega, E., et al. (2022). Moral disengagement as a self-regulatory cognitive process of transgressions: Psychometric evidence of the Bandura Scale in Chilean adolescents. Frontiers in Psychology, 13.
