Cumartesi, Eylül 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İÇERİDEKİ ÇIĞLIK: ÖFKENİN ARDINDA SUSTURDUĞUMUZ DUYGULAR

İÇERİDEKİ ÇIĞLIK: ÖFKENİN ARDINDA SUSTURDUĞUMUZ DUYGULAR

Bazen bir cümleye gereğinden fazla öfkeleniriz. Bazen küçük bir gecikme, beklemediğimiz bir cevap ya da söylenen tek bir kelime içimizde büyük bir tepki yaratır. Sesimiz yükselir, bedenimiz gerilir, kalbimiz hızlanır. O anda hissettiğimiz şey oldukça nettir: Öfkeliyizdir. Fakat öfke her zaman hikâyenin başladığı yer midir? Belki de değildir. Çünkü bazı durumlarda öfke, yaşadığımız duygunun kendisinden çok, onun önüne geçen bir katman olabilir. Psikolojide öfkenin kimi zaman ikincil bir duygu olarak ortaya çıkabileceğinden söz edilir. Bunun anlamı, öfkenin her zaman başka bir duygunun ardından geldiği değildir; ancak bazı durumlarda öfke, incinmişlik, korku, hayal kırıklığı, utanç, çaresizlik ya da değersizlik gibi daha kırılgan duyguların üzerine kurulabilir. Belki de bu yüzden bazı öfkeler, yaşanan olaydan daha büyük görünür.

ÖFKE NEDEN BU KADAR GÜÇLÜDÜR?

Öfke, çoğu zaman olumsuz bir duygu olarak değerlendirilir. Oysa öfke de diğer duygular gibi bir işleve sahiptir. Sınırlarımızın ihlal edildiğini, ihtiyaçlarımızın karşılanmadığını, haksızlığa uğradığımızı ya da bizim için önemli bir şeyin tehdit altında olduğunu fark etmemize yardımcı olabilir. Bir başka deyişle öfke, bazen içimizde çalan bir alarm gibidir. Ancak alarmın kendisi, yangının ne olduğunu bize her zaman söylemez.

Bir haksızlık karşısında öfkelenebiliriz. Fakat öfkenin altında “Bana bunu nasıl yapabildi?” düşüncesiyle birlikte incinmişlik bulunabilir. Bir yakınımızın bizi hayal kırıklığına uğratması karşısında öfkelenebiliriz; fakat daha derinde beklentimizin kırılması ya da önemsenmediğimizi hissetmek olabilir. Reddedildiğimizde öfkelenebiliriz; ancak bu öfkenin altında değersizlik veya yalnızlık duygusu bulunabilir. Bu nedenle bazen asıl soru “Neden bu kadar öfkeliyim?” değil, “Öfkemin altında ne var?” sorusudur.

BAZEN ÖFKE, DAHA KIRILGAN BİR DUYGUNUN KALKANIDIR

İnsan, kendisini savunmasız hissettiğinde yaşadığı duyguyu her zaman doğrudan ifade edemeyebilir. “İncindim”, “Hayal kırıklığına uğradım”, “Kendimi değersiz hissettim” ya da “Korktum” demek, çoğu zaman öfkelenmekten daha fazla kırılganlık gerektirir. Öfke ise kişiye daha güçlü ve korunaklı hissettirebilir; harekete geçirir, sınır koymaya yardımcı olur ve yaşanan durum karşısında kendimizi savunmamızı kolaylaştırır. Bu nedenle bazı durumlarda insan, aslında ne kadar incindiğini fark etmeden öfkelenebilir.

Belki de bu yüzden öfkenin yüksek sesi, arkasında kalan daha sessiz duyguların fark edilmesini zorlaştırır. Kişi “Bana bunu nasıl yapabildi?” diye düşünürken, aslında yaşadığı hayal kırıklığını, önemsenmeme hissini ya da incinmişliğini henüz fark etmemiş olabilir. Öfke burada yalnızca bir tepki değil, daha kırılgan bir duygunun üzerini örten bir savunma biçimi hâline gelebilir.

HER ÖFKENİN ALTINDA BAŞKA BİR DUYGU MU VARDIR?

Öfkeyi yalnızca başka duyguların üzerini örten bir maske gibi düşünmek de doğru değildir. İnsan gerçekten öfkeli olabilir. Haksızlığa uğradığında, sınırı ihlal edildiğinde veya adaletsiz bir durumla karşılaştığında hissettiği öfke doğrudan yaşanan olayla ilişkili olabilir. Burada önemli olan, öfkeyi küçümsemek ya da ondan kurtulmaya çalışmak değil; “onu anlamaya çalışmaktır.” Çünkü öfkeyi bastırmak ile öfkenin mesajını duymak aynı şey değildir.

Öfkeyi bastırdığımızda duygu ortadan kalkmayabilir. Yalnızca ifade edilme biçimi değişebilir. İçimize atabilir, uzaklaşabilir, sessizleşebilir ya da başka bir zamanda daha yoğun bir şekilde ortaya çıkabiliriz. Bu nedenle sağlıklı olan her zaman “Öfkelenmemeliyim.” demek değildir. Bazen daha anlamlı olan şudur: “Şu anda öfkeleniyorum. Peki bu öfke bana ne anlatıyor?”

ÖFKENİN ARKASINA BAKMAK

Öfkelendiğimizde çoğu zaman dikkatimizi ne olduğuna veririz: “Bana bunu nasıl yaptı?” Oysa bazen daha önemli soru “Bu bende neye dokundu?” olabilir. Çünkü öfkenin altında her zaman başka bir duygu bulunmasa da bazı durumlarda incinmişlik, hayal kırıklığı, korku, değersizlik ya da çaresizlik gibi duygular öfkenin arkasında kalabilir. Birinin bizi hayal kırıklığına uğratması karşısında öfkelenirken, aslında kırılan şey beklentimiz olabilir. Haksızlığa uğradığımızda duyduğumuz öfkenin altında ise önemsenmediğimizi hissetmek yatabilir.

Bu nedenle öfkeyi yalnızca bastırılması gereken bir duygu olarak görmek yerine, bize ne anlatmaya çalıştığına bakmak anlamlı olabilir. Çünkü bir duyguyu anlamak, o duyguyla yaptığımız her davranışı haklı çıkarmak değildir. “Duygu ile davranış aynı şey değildir.” Öfkelenmek insanidir; öfkeyle zarar vermek ise sorumluluğumuzda olan bir davranıştır.

ÖFKE BİZE NE ANLATIYOR?

Öfke bazen bir sınırımızın ihlal edildiğini, bir ihtiyacımızın karşılanmadığını ya da bizim için önemli bir şeyin tehdit altında olduğunu gösterebilir. Bu yüzden öfkenin kendisini susturmaya çalışmak yerine, onun işaret ettiği yere bakmak daha anlamlı olabilir. “Neden bu kadar kızdım?” sorusunun yanına “Bu olay bende hangi duyguya dokundu?” sorusunu koymak, öfkenin ardındaki duyguyu fark etmemize yardımcı olabilir.

Belki de bazı öfkeler, uzun zamandır duyulmayı bekleyen bir duygunun sesidir. Ve bazen mesele öfkemizi susturmak değil, “onun ne söylemeye çalıştığını duyabilmektir.”

Gamze Ezer
Gamze Ezer
Gamze Ezer, psikoloji lisans mezunudur. Eğitim hayatını fakülte birincisi ve üniversite ikincisi olarak tamamlamıştır. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nde adli psikiyatri, yataklı servis ve AMATEM birimlerinde staj yaparak farklı çalışma alanlarını yakından gözlemleme fırsatı bulmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimlerini ve mesleki gelişimini çeşitli kurs ve sertifika programlarıyla desteklemeye devam etmektedir. İnsan davranışlarını yalnızca görünen yönleriyle değil; onları şekillendiren deneyimler, anlamlar ve içsel süreçlerle birlikte ele almayı önemsemektedir. Yazılarında psikolojik kavramları yaşamın içinden örneklerle buluşturmayı, okuyucuyu hazır cevaplardan çok kendi iç dünyasına yönelten bir düşünme alanı açmayı amaçlamaktadır. İnsanı tek tip kalıplar içinde değil; yaşantıları, sessiz izleri ve kendine özgü anlam dünyasıyla değerlendiren bir bakış açısını benimsemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar