Cumartesi, Eylül 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bana Yalan Söylediler

Bu ayki yazımda Semiramis Pekkan’a ait ‘Bana Yalan Söylediler’ parçasını Geştalt prensipleriyle yorumlamaya çalışacağım. Başlamadan önce gelin Geştalt terapi nedir, bir göz atalım:

Geştalt terapi, varoluşçu tedaviler arasında yer alan ve son zamanlarda daha çok önem kazanan ruhsal tedavi yöntemlerinden biridir (Köknel, 1986, s.404; Köknel, 1989, s.319). Geştalt kelime anlamıyla “biçim”, “tamamlama”, “bütünleştirme”dir. Aynı kelime psikoterapi alanında kullanıldığında, kişinin bütünleşmesini, yaşamının bitmemiş, bir sonuca ulaşamamış yönlerini anlamlı bir biçimde oluşturup tamamlamasını ifade eder (Cüceloğlu, 1991, s.485).

Geştalt terapinin kuramsal temelinde psikoanalitik, varoluşçu ve geştalt kuramlarının birleşimi vardır. Bu üç görüşün belli temelleri ve yöntemleri, bir sentez sonucunda Geştalt terapiyi oluşturur. Algılama ve kavrama süreçlerinde olduğu gibi, davranışlarımız ve ruhsal yaşantımız bir bütün halindedir. Zihnimiz her şeyi önce bir bütün olarak algılar, kavrar. Geştalt psikoloji, bütünün, ayrı ayrı parçaların bir araya gelerek oluşturduklarından ayrı ve farklı olduğu ilkesini kabul etmektedir (Özuğurlu, 1990, s.330). İnsan doğası da en iyiye ve bütüne ulaşma eğilimindedir. Geştalt psikoloji tedavide bu konularda çok önemlidir. Geştalt tedavi, büyümeyi, biçimlenmeyi ve bütünleşmeyi sağlamaya çalışır.

Esas olarak bilinç üzerinde durduğu için, Geştalt yaklaşımı dikkatleri burada ve şu andaki davranış ve duygunun ne ve nasılı üzerinde, kişiliğin ayrı ayrı ve bilinmeyen parçalarını bir araya getirerek, bütünleştirerek toplamayı amaçlar (Corey, 1977, s.72).

Bir aleme indim yalnız
Yerde toprak, gökte yıldız
Bir yan susuz bir yan deniz
İki el, bir baş verdiler
Bir çift göz ağlar da güler
Dört bir yanda benim gibiler
Doğru söz içinmiş diller

‘İşte kalbin, sev’ dediler

Bu dizeler insan doğasına ait zıtlıkları (bir yan susuz bir yan deniz / bir çift göz ağlar da güler) çok net ortaya koyar. Ancak şarkının anlatıcısı bu zıtlıkları kendi içinde bir araya getirip bütünleştiremez. Ağlamak ile gülmek, yoksunluk ile bolluk birbiriyle savaş halindedir; kişi bu karşıtlıkları sentezleyemediği için yaşama anlam verememektedir.

Bana yalan söylediler
Bana yalan söylediler

Kaderden bahsetmediler

Geştalt terapisinin en temel dayanaklarından birinin “bireyin kendi duygu, düşünce ve eylemlerinin kişisel sorumluluğunu kabul etmesi” olduğu; her koşulda davranışın bir seçim barındırdığı vurgulanır.

Bana yalan söylediler / Kaderden bahsetmediler

Özne, içinde bulunduğu durumun tüm sorumluluğunu dış dünyaya (“onlar”) ve soyut bir güce (“kader”) havale eder. Kendisinin neyi seçtiği, bu sözlere nasıl inandığı ya da hayatını şu anda nasıl kurmak istediğiyle yüzleşmek yerine; sorumluluğu dışarıya atarak olgunlaşma ve büyüme sürecini askıya alır. Geştaltçı açıdan kişi, kendi hayatının faili (öznesi) olmak yerine kurbanı konumunda kalmayı sürdürür.

Varsın böyle geçsin ömrüm
Neşeyle dolsun bari her günüm
Hani benim sevdiklerim?
Hani gönül verdiklerim?

Hasret gider, ben giderim

Perls endişeyi ‘şimdi ve sonra arasındaki boşluk’ olarak tanımlamış ve bireylerin bugünden uzaklaşıp, gelecekle uğraştıkları zaman endişe yaşadıklarını belirtmiştir (Corey, 1977, s.73). Şarkının öznesi, “Bana yalan söylediler” diyerek zihinsel enerjisini tamamen geçmişe ve kendisine yapılan haksızlıklara bağlamıştır. “Varsın böyle geçsin ömrüm / Neşeyle dolsun bari her günüm” sözleriyle ise acıdan kaçarak yapay bir gelecek tasarımı kurmaya çalışır. Bu iki uç arasında savrulurken “şu anın gücü” kaybolur; geçmişin kırgınlığı ile geleceğin belirsizliği arasındaki o boşlukta derin bir varoluşsal kaygı ve tükenmişlik yaşanır.

“Hani benim sevdiklerim? / Hani gönül verdiklerim? / Hasret gider, ben giderim” Bu sorular, zihinde açık kalmış ve veda edilememiş ilişkilerin açık bir göstergesidir. İfade edilmemiş duygular, bitmemiş vedalar ve tam yaşanmamış yas, kişinin şimdiki anla sağlıklı temas kurmasını engelleyen birer “yarım iş” olarak kalmıştır. Birey bunları şimdiye getirip anlamlandırmak yerine “ben giderim” diyerek temastan bütünüyle kaçar.

Kaynakça

  • Köknel, Özcan. Kişilik. Yedinci Baskı. Altın Kitaplar Yay. İstanbul. 1986. Köknel, Özcan. Psikiyatri (Genel ve Klinik). Nobel Tıp Yay. İstanbul. 1989. Özuğurlu, Kurban Evlilik Raporu. Üçüncü Baskı, Altın Kitaplar Yay İstanbul. 1990. Cüceloğlu, Doğan İnsan ve Davranışı, ikinci Baskı. Remzi Kitapevi İstanbul. 1991 Corey. Gerald Theory and Practice of Counseling and Psychotheraphy. Division of Wadsvorth Publishing Company, Inc., California.
İrem Baki
İrem Baki
İrem Baki, Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Yaklaşık 1,5 yıl GIPDER İzmir’in online seminer ekibinde görev almış, TEGV’de eğitim gönüllüsü olarak çocukların gelişimini destekleyen çalışmalar yürütmüştür. Yaz aylarında gönüllü klinik staj deneyimi edinmiş; çeşitli psikoloji topluluklarının etkinlikleri, konferanslar ve webinarlara aktif olarak katılmıştır. Sürekli okumayı, araştırmayı ve keşfetmeyi seven Baki, yazılarında psikolojik bilgileri bilimsel temellere dayalı ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar