ÇOCUKLUK ÇAĞI MASTÜRBASYONU
Bu yazıda, çocukluk döneminde görülebilen mastürbasyon davranışının ne olduğu, hangi yaşlarda ve hangi koşullarda ortaya çıktığı, fiziksel ve davranışsal belirtileri, yaygınlığı ile biyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel nedenleri ele alınacaktır. Ayrıca bu davranışın hangi durumlarda gelişimin doğal bir parçası olarak değerlendirilebileceği ve ne zaman uzman desteği gerektirebileceği açıklanacaktır. Bunun yanında, ebeveynlerin ve çocukla çalışan uzmanların nasıl bir yaklaşım sergilemesi gerektiği üzerinde durulacak ve bir vaka örneği ile üç yaşındaki bir çocuğun davranışsal müdahale süreci incelenecektir. Temel amaç, çocuklukta mastürbasyonu suçlayıcı veya kaygı artırıcı bir bakış açısıyla değil, çocuğun gelişimi, duygusal ihtiyaçları ve içinde bulunduğu çevreyle birlikte değerlendirmektir.
Çocuklukta Mastürbasyonun Tanımı ve Gelişimsel Özellikleri
Çocuklukta mastürbasyon, ergenlik öncesi dönemde çocuğun kendi cinsel organlarına dokunması veya bu bölgeyi uyararak haz, rahatlama ya da stres azalması sağlaması olarak tanımlanabilir. Bu davranış çoğunlukla iki veya üç yaş civarında başlar. Çocuklar bu dönemde bedenlerini keşfetmeye başladıkları için cinsel organlarına dokunduklarında hoş bir duyum hissettiklerini fark edebilir ve davranışı tekrarlayabilirler. Bu nedenle çocuklukta mastürbasyon, tek başına değerlendirildiğinde çoğu zaman sağlıklı gelişim sürecinin bir parçasıdır. Çocuğun bedenini tanıması ve bedensel farkındalık kazanması, gelişimin doğal özelliklerinden biridir. Davranış özellikle çocuğun yalnız kaldığı, sıkıldığı, uyku öncesinde bulunduğu veya duygusal olarak rahatlamaya ihtiyaç duyduğu zamanlarda görülebilir. Bazı çocuklar televizyon izlerken, dinlenme saatlerinde ya da uzun süre yapılandırılmamış bir ortamda kaldıklarında bu davranışa yönelebilir. Bu durum, davranışın her zaman bir hastalık veya ciddi bir sorun anlamına gelmediğini; bazen çocuğun kendini sakinleştirme yöntemi olabileceğini göstermektedir.
Belirtiler ve Davranışın Görülme Biçimleri
Çocuklukta mastürbasyon sırasında bazı fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir. Terleme, yüzün kızarması, hızlı nefes alma, kalçaların kasılması ve mırıldanma ya da çeşitli sesler çıkarma bu belirtiler arasında yer alır. Davranışsal açıdan ise çocuğun cinsel organına dokunması veya sürtmesi, bacaklarını sıkıca çaprazlaması, sandalye ya da minder gibi nesnelere sürtünmesi ve elleriyle kendisine dokunması gözlenebilir. Bu belirtiler değerlendirilirken çocuğun yaşı, davranışın ne zaman ortaya çıktığı, ne kadar sürdüğü ve hangi koşullarda tekrarlandığı dikkate alınmalıdır. Tek bir belirtiye bakarak kesin bir sonuca varmak doğru değildir. Özellikle davranışın çocuğun günlük yaşamını, oyunlarını, uykusunu, öğrenme sürecini veya sosyal ilişkilerini etkileyip etkilemediği önem taşır.
Yaygınlık ve Ne Zaman Sorun Olarak Değerlendirileceği
Çocuklukta mastürbasyonun en sık iki ile beş yaş arasındaki çocuklarda görüldüğü belirtilmektedir. Bu yaş aralığı, çocukların bedenlerini daha yoğun biçimde keşfetmeye başladıkları bir dönemdir. Davranışın görülme sıklığı çocuktan çocuğa değişebilir. Bazı çocuklarda haftada birkaç kez, bazı çocuklarda ise daha sık ortaya çıkabilir. Bununla birlikte davranışın sıklığından çok, çocuğun günlük işlevleri üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir. Eğer çocuk oyun oynamak, uyumak, öğrenmek veya sosyal ilişkilerini sürdürmek yerine sürekli bu davranışa yöneliyorsa durum daha dikkatli biçimde incelenmelidir. Davranışın toplum içinde kontrol edilemeyecek şekilde tekrarlanması, çocuğun fiziksel olarak kendisine zarar vermesi, davranışı durdurmakta çok zorlanması ya da yoğun kaygı ve stres belirtileriyle birlikte görülmesi uzman değerlendirmesini gerekli kılabilir.
Davranışın Biyolojik Nedenleri
Çocuklukta mastürbasyonun ortaya çıkmasında çeşitli biyolojik nedenler rol oynayabilir. Genital bölgede kaşıntı, enfeksiyon, kıl kurdu, cilt tahrişi veya erkek çocuklarda sünnet derisiyle ilgili rahatsızlıklar çocuğun bu bölgeye daha sık dokunmasına neden olabilir. Bu nedenle davranış gözlendiğinde öncelikle herhangi bir fiziksel rahatsızlık bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca bazı nörolojik ya da gelişimsel durumlar da benzer hareketlere yol açabilir. Bu sebeple davranışın dikkatli biçimde gözlemlenmesi gerekir. Mastürbasyon davranışı çoğunlukla bilinç kaybı olmadan gerçekleşir. Bu özellik, davranışın epilepsi nöbeti veya tik gibi durumlarla karıştırılmasını önlemek açısından önemlidir. Şüpheli durumlarda tanı koymaya çalışmak yerine çocuk doktorundan yardım alınmalıdır.
Psikolojik, Sosyal ve Çevresel Nedenler
Psikolojik nedenler de davranışın ortaya çıkmasında belirleyici olabilir. Ebeveynlerin ayrılması, boşanma, aileye yeni bir kardeşin katılması, ihmal edilme veya sevgi ve ilgi eksikliği çocukta stres yaratabilir. Çocuk bu durumda mastürbasyonu kendini sakinleştirme ve rahatlatma yöntemi olarak kullanabilir. Uzun süre yalnız kalmak, kaygı yaşamak, düşük öz güven veya duygusal ihtiyaçların karşılanmaması da davranışın artmasına neden olabilir. Sosyal etkenler de göz ardı edilmemelidir. Çocuklar çevrelerindeki kişileri gözlemleyerek bazı davranışları öğrenebilir veya arkadaşlarından etkilenebilirler. Ebeveynlerin cinsel organlara aşırı ilgi göstermesi, bu konuyla ilgili sık sık şaka yapılması ya da çocuğun davranışına aşırı tepki verilmesi davranışın devam etmesine katkıda bulunabilir. Toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle erkek çocukların davranışının daha normal karşılanması, kız çocukların davranışının ise daha fazla kaygı konusu yapılması da değerlendirmeyi etkileyebilir. Çevresel açıdan bakıldığında sıkılma, düzensiz günlük rutinler, uzun boş zamanlar ve yaşa uygun etkinliklerin bulunmaması önemli faktörlerdir. Dinlenme veya uyku saatlerinde çocuğun uzun süre boş kalması, davranışın tekrar edilmesini kolaylaştırabilir. Bu nedenle çocuğun gününün oyun, kitap okuma, yaratıcı çalışmalar ve sosyal etkinliklerle dengeli biçimde yapılandırılması yararlı olabilir.
Ebeveynlerin Yaklaşımı
Çocuk bu davranışı gösterdiğinde ebeveynlerin sakin, anlayışlı ve suçlayıcı olmayan bir yaklaşım sergilemesi gerekir. Çocuğu azarlamak, cezalandırmak, utandırmak veya davranış nedeniyle suçlu hissettirmek doğru değildir. Bu tür tepkiler çocuğun kaygısını artırabilir ve davranışın daha gizli ya da daha sık biçimde ortaya çıkmasına neden olabilir. Bunun yerine çocuğun dikkati başka bir etkinliğe yönlendirilebilir. Oyun oynamak, resim yapmak, kitap okumak, dans etmek, nefes egzersizleri yapmak ve çocuğa yaşına uygun sorumluluklar vermek yararlı olabilir. Çocuğun uyku sorunu varsa düzenli bir uyku rutini oluşturulmalı; kaygıya yol açan bir durum varsa bu durum belirlenmeye ve azaltılmaya çalışılmalıdır. Ebeveynler çocuğa bedeninin özel bölgeleriyle ilgili yaşına uygun ve doğru bilgiler vermeli, ancak bu konuyu korkutucu veya utandırıcı hâle getirmemelidir.
Çocukla Çalışan Uzmanın ve Terapistin Rolü
Davranış sıklaştığında veya çocuğun günlük yaşamını etkilediğinde çocuk doktoru, çocuk gelişim uzmanı, psikolog ya da çocuk psikiyatristi tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Uzmanın ilk görevi, davranışı yalnızca ortadan kaldırmaya çalışmak değil, davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamaktır. Bu amaçla çocuğun aile ilişkileri, duygusal durumu, günlük rutini, uyku düzeni, fiziksel sağlığı ve davranışın öncesinde yaşanan olaylar incelenebilir. Uzman, aileye çocuğu suçlamadan ve cezalandırmadan nasıl yönlendireceklerini öğretmelidir. Davranış ortaya çıktığında çocuğun dikkati sakin biçimde başka bir etkinliğe çekilmeli ve ebeveynler tutarlı davranmalıdır. Davranış kaygı veya stresle ilişkiliyse öncelikle bu stres kaynakları belirlenmeli ve azaltılmalıdır. Çocukta düşük öz güven görülüyorsa başarılı olduğu alanlar desteklenmeli, çabaları takdir edilmeli ve kendisini değerli hissetmesini sağlayacak fırsatlar oluşturulmalıdır. Uzman ayrıca çocuğun günlük yaşamını yapılandırmaya yardımcı olmalıdır. Uyku sorunu varsa düzenli uyku saatleri belirlenebilir. Çocuğun uzun süre yalnız veya boş kalmaması için yaşına uygun oyunlar ve yaratıcı etkinlikler planlanabilir. Fiziksel bir rahatsızlıktan şüpheleniliyorsa, çocuk, doktora yönlendirilmelidir. Pornografik görüntülere maruz kalma, yetişkinlerin cinsel davranışlarına tanık olma veya istismar şüphesi varsa konu çok dikkatli biçimde araştırılmalı ve gerekli yasal ve psikolojik destek sağlanmalıdır.
Vaka Örneği Davranışsal Müdahale Süreci
Üç yaş dokuz aylık bir danışan, bir yıldan uzun süredir mastürbasyon davranışı sergilemiş ve başlangıçta bu davranış daha çok yalnızken ortaya çıkmıştır. Daha sonra davranışın toplum içinde de görülmesi ailesini endişelendirmiştir. Aile öncelikle çocuk doktoruna başvurmuş, yapılan testlerde fiziksel bir sorun bulunmamıştır. Doktorun önerileri doğrultusunda çocuğun yalnız bırakılmaması, dar kıyafetlerden kaçınılması ve dikkatinin başka yöne çekilmesi sonucunda davranışta azalma görülmüştür. Daha sonra çocuk gelişim uzmanından destek alınmış ve çocuk ile ailesinin özellikleri değerlendirilmiştir. Ebeveyn tutumları, çocuğun motivasyonu ve mizacı incelenerek davranışın öncesinde meydana gelen olaylar belirlenmiştir. Davranış ortaya çıktığında çocuğu azarlamak yerine sakin biçimde başka bir etkinliğe yönlendirmek önerilmiştir. Örneğin onu mutfağa çağırmak, sevdiği bir şarkıyı dinletmek veya ilgisini çeken bir film açmak gibi yöntemler kullanılmıştır. İkinci haftada çocuğa ev içinde çamaşır katlamak, odasını düzenlemek ve oyuncaklarını toplamak gibi yaşına uygun sorumluluklar verilmiştir. Üçüncü ve sekizinci haftalar arasında kitap okuma, duyusal etkinlikler, nefes egzersizleri, dans ve origami gibi faaliyetlerle çocuğun boş zamanı azaltılmış ve ilgisi farklı alanlara yönlendirilmiştir. Davranış üçüncü haftadan itibaren azalmış, sekizinci haftadan sonra ise gözlenmemiştir. Davranışın sona erip ermediğini izlemek amacıyla üç haftalık takip süreci uygulanmıştır. Bu vaka, çocuğu cezalandırmadan, stres kaynaklarını azaltarak, günlük yaşamı yapılandırarak ve ebeveynleri sürece aktif biçimde dâhil ederek olumlu sonuç alınabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda davranışsal müdahalenin yalnızca çocuğa değil, aileye de yönelik olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak çocuklukta mastürbasyon, özellikle iki ile beş yaş arasında görülebilen ve çoğu zaman çocuğun bedenini keşfetme sürecinin doğal parçası olan bir davranıştır. Bununla birlikte davranışın sıklaşması, günlük yaşamı ve sosyal ilişkileri bozması, fiziksel rahatsızlıklarla birlikte görülmesi veya yoğun stres ve kaygıyla ilişkili olması durumunda daha kapsamlı bir değerlendirme gerekir. Davranışın nedenleri yalnızca biyolojik faktörlerle sınırlı değildir; aile içi değişimler, sevgi ve ilgi eksikliği, yalnızlık, sıkılma, düzensiz rutinler ve çocuğun stresle baş etme biçimi de önemli rol oynayabilir. Bu nedenle ebeveynlerin ve uzmanların temel görevi çocuğu utandırmak ya da cezalandırmak değil, davranışın nedenini anlamak ve çocuğa güvenli bir ortam sağlamaktır. Sakin yönlendirme, uygun etkinlikler, düzenli rutinler, duygusal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım sayesinde davranış azaltılabilir. Vaka örneğinde de görüldüğü gibi, çocuğun günlük yaşamını yapılandıran ve aileyi müdahale sürecine dâhil eden çalışmalar olumlu sonuç verebilir. Genel olarak çocuklukta mastürbasyon, çocuğun gelişimsel özellikleri ve içinde bulunduğu koşullar birlikte değerlendirilerek ele alınmalı; gerektiğinde tıbbi ve psikolojik yardım alınmalıdır.
Kaynakça
- Kellogg, N. D. (2009). Clinical report—The evaluation of sexual behaviors in children. Pediatrics, 124(3), 992–998. https://doi.org/10.1542/peds.2009-1692
- Mallants, C., & Casteels, K. (2008). Practical approach to childhood masturbation—A review. European Journal of Pediatrics, 167(10), 1111–1117. https://doi.org/10.1007/s00431-008-0766-2
- Strachan, E., & Staples, B. (2012). Masturbation. Pediatrics in Review, 33(4), 190–191. https://doi.org/10.1542/pir.33-4-190
- Mink, J. W., Neil, J. J., & et al. (2005). Masturbation in infancy and early childhood presenting as a movement disorder: 12 cases and a review of the literature. Pediatrics, 116(6), 1427–1432. https://doi.org/10.1542/peds.2005-0532
- Meyer, T. L., & Cheng, T. L. (2002). Unveiling the secrecy behind masturbation. Pediatrics in Review, 23(4), 148–149. https://doi.org/10.1542/pir.23-4-148


