Çarşamba, Eylül 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Zihnin Son Savunması: Çocukluk Travmaları ve Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu

"Bazen beden bulunduğu yerde kalır; kaçan yalnızca zihindir.''

Otuz üç yaşındaki Ayşe (gerçek adı değildir), yıllardır şiddetli baş ağrıları, açıklayamadığı zaman kayıpları ve kendisine ait olduğunu hatırlamadığı notlar nedeniyle birçok kez psikiyatri polikliniklerine başvurmuştu. Evinde bulduğu bazı eşyaların nasıl oraya geldiğini bilmiyor, zaman zaman yakınları onun davranışlarının ve ses tonunun değiştiğini söylüyordu. İlk değerlendirmelerde depresyon, panik bozukluk ve hatta psikotik bozukluk olasılıkları üzerinde duruldu. Ancak ayrıntılı klinik görüşmeler sırasında çocukluk yıllarında uzun süre devam eden fiziksel ve duygusal istismar öyküsü ortaya çıktı. Sonraki değerlendirmelerde Ayşe'ye Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB) tanısı konuldu. (Bu yazıda anlatılan vaka, farklı klinik gözlemlerden oluşturulmuş temsili bir örnektir.) Bu vaka, Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu'nun çoğu zaman "çoklu kişilik" görüntüsünden çok, yıllarca fark edilmeyen travmaların bir sonucu olarak karşımıza çıkabildiğini göstermektedir.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Nedir? Halk arasında "çoklu kişilik bozukluğu" olarak bilinen Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, bireyin kimlik bütünlüğünde sürekliliğin bozulduğu, iki ya da daha fazla farklı kimlik durumunun ortaya çıktığı karmaşık bir dissosiyatif bozukluktur. Günümüzde kullanılan DSM-5’e göre bu kimlik durumlarına, günlük olaylar veya önemli kişisel yaşantılarla ilgili sıradan unutkanlıkla açıklanamayacak bellek boşlukları eşlik eder. Toplumda bu bozukluk çoğu zaman filmler ve diziler aracılığıyla tanınmaktadır. Oysa sinemada gösterilen ani ve dramatik kişilik değişimleri, gerçek klinik tabloyu tam olarak yansıtmaz. Çoğu hasta yıllarca depresyon, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ya da kişilik bozukluğu tanılarıyla takip edilmekte; dissosiyatif belirtiler ancak ayrıntılı değerlendirmeler sonucunda fark edilmektedir.

Travma Karşısında Zihin Kendini Nasıl Korur? Bir çocuk travmatik bir olay yaşadığında çoğu zaman yetişkinler gibi olayın anlamını kavrayacak bilişsel ve duygusal kapasiteye sahip değildir. Özellikle travma uzun süre devam ediyorsa ve güvenli bir yetişkin desteği yoksa, çocuk yaşadığı yoğun korku ve çaresizlikle baş edebilmek için zihinsel olarak yaşantıdan uzaklaşabilir. Bu süreç psikolojide dissosiyasyon olarak adlandırılır. Başlangıçta koruyucu olan bu mekanizma, kronik travmalarda kalıcı hâle gelebilir. Böylece travmatik anılar, duygular ve benlik yaşantıları birbirinden ayrışarak farklı kimlik durumları şeklinde organize olabilir. Günümüzde birçok araştırmacı Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu'nu, çocukluk döneminde yaşanan ağır ve tekrarlayıcı travmalara karşı gelişmiş karmaşık bir uyum ve hayatta kalma stratejisi olarak değerlendirmektedir.

Travmaları Neden Bu Kadar Önemlidir? Çocukluk çağı, benlik gelişiminin en yoğun olduğu dönemdir. Bu süreçte yaşanan fiziksel, duygusal veya cinsel istismar, ağır ihmal, ebeveyn kaybı, aile içi şiddet ya da kronik duygusal örselenme yalnızca o dönemi değil, bireyin tüm yaşamını etkileyebilmektedir. 2023 yılında yayımlanan sistematik bir derleme, Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu tanısı alan bireylerin; duygusal ihmal, fiziksel ihmal, duygusal istismar, fiziksel istismar ve cinsel istismarı diğer psikiyatrik gruplara göre anlamlı düzeyde daha sık bildirdiklerini göstermiştir. Ayrıca travmanın özellikle erken çocukluk döneminde başlamasının risk oluşturabileceği vurgulanmıştır. Türkiye'de Vedat Şar ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü araştırmalar da benzer sonuçlara ulaşmıştır. Klinik örneklemlerde Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu tanısı alan bireylerin büyük çoğunluğunda çocukluk çağı travmalarının bulunduğu bildirilmiştir. Ancak önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: Her travma yaşayan çocukta Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu gelişmez. Genetik yatkınlık, bağlanma örüntüsü, sosyal destek ve bireysel baş etme becerileri bu süreci etkileyen önemli değişkenlerdir.

Beyinde Neler Değişiyor? Son yıllarda yapılan nörogörüntüleme çalışmaları, Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu'nun yalnızca psikolojik değil, nörobiyolojik yönlerinin de bulunduğunu göstermektedir. Araştırmalarda özellikle bellekten sorumlu hipokampus, duygusal işlemede görev alan amigdala ve benlik farkındalığıyla ilişkili bazı beyin bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar bildirilmiştir. Kimlik durumları arasında geçiş sırasında beyindeki aktivite örüntülerinin değişmesi, dissosiyatif yaşantıların biyolojik karşılıklarının da olabileceğini düşündürmektedir.

Sonuç Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, yıllar boyunca "çoklu kişilik" olarak tanımlansa da günümüzde travma temelli bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Çocukluk döneminde yaşanan ağır ve süreğen travmalar, benlik gelişimini derinden etkileyerek dissosiyatif belirtilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Bununla birlikte, travma tek başına bu bozukluğu açıklamaz; biyolojik yatkınlık, çevresel etkenler ve bireysel psikolojik özellikler de sürecin önemli parçalarıdır. Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar için en önemli nokta, dissosiyatif belirtilerin çoğu zaman başka psikiyatrik tabloların arkasına gizlenebileceğini bilmektir. Erken fark edilen travmaların ve zamanında sunulan psikolojik desteğin, yalnızca Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu'nun değil, travmayla ilişkili birçok ruhsal bozukluğun önlenmesinde önemli bir koruyucu rolü vardır.

Kaynakça

  • American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR). American Psychiatric Association.
  • Brand, B. L., Loewenstein, R. J., & Spiegel, D. (2014). Dispelling myths about dissociative identity disorder treatment. Psychiatry, 77(2), 169-189.
  • Raison, A., & Andrea, S. (2023). Childhood trauma in patients with Dissociative Identity Disorder: A systematic review of data from 1990 to 2022. European Journal of Trauma & Dissociation, 7(1), Article 100310.
  • Şar, V., Dorahy, M. J., & Krüger, C. (2017). Revisiting the etiological aspects of dissociative identity disorder: A biopsychosocial perspective. Psychology Research and Behavior Management, 10, 137-146.
  • Şar, V., Middleton, W., & Dorahy, M. J. (2012). The scientific status of childhood dissociative identity disorder: A review of published research. Psychotherapy and Psychosomatics, 81(3), 183-184.
  • Şar, V., Önder, C., Kılınçaslan, A., Zoroğlu, S. S., & Alyanak, B. (2014). Dissociative identity disorder among adolescents: Prevalence in a university psychiatric outpatient unit. Journal of Trauma & Dissociation, 15(4), 402-419.
  • Young, C. (2024). Dissociative identity disorder: A review of the diagnosis that divides. Progress in Neurology and Psychiatry.
Zümra Çınar
Zümra Çınar
Zümra Çınar, psikoloji alanında akademik ve mesleki gelişimini sürdüren bir psikologdur. Klinik psikoloji ve nöropsikoloji alanlarında uzmanlaşmayı hedefleyen Çınar, insan zihninin derinliklerini anlamaya ve bu bilgiyi uygulamaya dönüştürmeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Psikolojik süreçleri toplumun her kesimi için anlaşılır ve erişilebilir kılmayı amaçlayan Çınar, öz-şefkat, farkındalık ve ruhsal iyileşme konularında yazılar kaleme almaktadır. Yazılarında bireylerin kendilerini tanımalarına, duygusal dayanıklılıklarını artırmalarına ve yaşamla daha dengeli bir bağ kurmalarına rehberlik etmeyi hedeflemektedir. Zümra Çınar, psikolojinin bilimsel temelleriyle insana dokunan yönünü bir araya getirerek hem akademik hem de toplumsal düzeyde ruh sağlığını güçlendirmeye katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar