Giriş Tarih öncesi çağlardan beri insanın anlam arayışı ve başkasıyla bağ kurma ihtiyacı farklı biçimlerde varlığını sürdürmüştür. Kimi hikayesini taşlara işler kimi güvercinle haber uçurur; bugüne baktığımızda ise aynı ihtiyaçlarımızı dijital dünyanın olanakları vesilesiyle karşılıyoruz. Bu noktada, Victor Frankl’ın “İnsanın temel uğraşı haz almak ya da acıdan kaçınmak değil, yaşamında bir anlam bulmaktır.” sözü insanın anlam arayışına; Carl Jung’a atfedilen “Yaşamın en büyük zenginliklerinden biri, diğer insanlarla bağlantı kurmaktır.” ifadesi ise bağ kurma ihtiyacına dikkat çeker. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte temel varsayılabilecek bu ihtiyaçların karşılanma biçimleri de değişirken, yapay zekâ ile kurulan etkileşimler insan ilişkilerinin sınırlarına dair yeni soru işaretleri ortaya çıkarmaktadır.
Parasosyal İlişkiler: Tek Taraflı Bir Yakınlık Parasosyal ilişki kavramı ilk kez Horton ve Wohl (1956) tarafından ortaya atılmıştır. Araştırmacılar, medya aracılığıyla bireylerin televizyon sunucuları, oyuncular veya diğer medya figürleriyle gerçek bir karşılıklı etkileşim olmaksızın psikolojik bir yakınlık geliştirebildiklerini öne sürmüştür. İzleyici, karşısındaki kişinin kendisini tanımadığını, duymadığını ve görmediğini bilse dahi onu tanıyormuş, onunla kişisel bir ilişki içerisindeymiş gibi hissedebilmektedir.
Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte insan ve teknoloji arasındaki iletişim de giderek daha etkileşimli bir hâle gelmiştir. Dehnert ve Mongeau (2022), yapay zekâ temelli ikna süreçlerini ele alırken, yapay zekânın yalnızca bilgi sunan pasif bir araç olmaktan çıkarak iletişim sürecinin aktif bir unsuru hâline gelmesinin ortaya çıkardığı yeni sorulara dikkat çekmektedir. Yapay zekânın insan benzeri iletişim kurabilmesi ve kullanıcıya kişiselleştirilmiş yanıtlar sunabilmesi, insan–yapay zekâ etkileşiminin geleneksel teknoloji kullanımından farklı bir biçimde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu dönüşüm, insanın karşısındaki teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, iletişim kurduğu bir sosyal aktör olarak algılayıp algılamayacağı sorusunu da gündeme getirmektedir (Dehnert & Mongeau, 2022).
Ekranın Öteki Tarafında Kim Var? Yapay zekâ sohbet sistemlerinin gündelik hayatımıza dâhil olması, insanın teknolojiyle kurduğu ilişkinin niteliğine dair yeni soruları beraberinde getirmektedir. Orhan ve Taştan’ın (2019) çalışması, parasosyal ilişkilerin bireylerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumuyla ilişkisini ele alırken, bu ilişkilerin bireyin psikolojik dünyasında anlamlı bir karşılığı olabileceğini ortaya koymaktadır. Mushtaq (2025) ise AI sohbet botlarının yalnızlık ve duygu düzenleme süreçleriyle ilişkisini inceleyerek, bu teknolojilerin bireylerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarıyla kesişebileceğine dikkat çekmektedir. Bu noktada insanın bağ kurma ve anlaşılma ihtiyacının, teknoloji geliştikçe ekranların ardına taşındığı; değişenin ise bu ihtiyaçların kendisinden çok, yöneldiği muhatapların niteliği olduğu görülmektedir. Ancak yapay zekâ ile kurduğumuz bu etkileşimlerin bizim için ne ifade ettiği, nerede bir araç olmaktan çıkıp bir bağ kurma deneyimine dönüştüğü hâlâ cevap arayan bir sorudur.
Burada yapay zekâyı geleneksel medya figürlerinden ayıran önemli bir eşik vardır: karşımızdaki artık yalnızca dinlediğimiz ya da izlediğimiz bir figür değildir; bize cevap veren bir araçtır. İnsan bir soru sorar, karşılığını alır; içini döker, karşısında bir yanıt bulur; bir düşüncesini paylaşır, sohbet kaldığı yerden devam eder. Başka bir deyişle, bireyin sözü, duygu ve düşüncesi havada kalmaz. Bu karşılık verme hâli, etkileşime bir tür karşılıklılık hissi kazandırır. Böylece birey yalnızca bir figürü takip etmekten çıkar, kendisine yanıt veren ve sohbeti sürdüren bir dijital varlıkla iletişim kurmaya başlar.
Belki de tam bu noktada insan zihninin kadim bir eğilimi yeniden karşımıza çıkar: Anlam vermek istediğimiz şeylere anlam yüklemek. Zihnimiz yalnızca karşımızdakinin ne olduğuna değil, onun bizde nasıl bir karşılık bulduğuna da bakar. Birkaç cümle, tutarlı yanıtlar ve kişiye uyarlanan ifadeler, zihnimizde bir “muhatap” varmış hissi uyandırabilir. Tıpkı boş bir tuvale kendi anlamımızı yüklememiz gibi, dijital etkileşimlere de ihtiyaçlarımız ve beklentilerimiz doğrultusunda anlam verebiliriz.
Lotun ve arkadaşlarının (2024) çalışması, insanların parasosyal ilişkileri duygusal ihtiyaçlarını karşılamada etkili olarak algılayabildiğini göstermektedir. Tatem ve Ingram’ın (2022) bulguları ise sosyal medya alışkanlıklarının parasosyal ilişkileri yordadığını ortaya koymaktadır. Bu çalışmalar, dijital ortamların yalnızca iletişim kurulan alanlar değil, aynı zamanda bireylerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarının karşılık bulabildiği ortamlar hâline gelebildiğini düşündürmektedir.
Bu konudaki asıl mesele, insanın karşısındaki varlığın ne olduğunu bilmesine rağmen neden onunla bir bağ kurma ihtiyacı hissettiğidir. yapay zekâ ile kurulan bağ, karşılıklılık izlenimi bakımından daha güçlü görünse de gerçek bilinç, niyet ve duygudan yoksundur. Bununla beraber, karşımızda bir insan yokken bile kendimizi anlaşılmış hissedebilir miyiz? Bir algoritma, insanın bağ kurma ihtiyacına ne ölçüde karşılık verebilir? Ve en önemlisi, kurduğumuz bu bağ gerçekten bir “ilişki” midir, yoksa zihnimizin anlam verme ve bağ kurma eğiliminin yeni bir yansıması mı?
Kaynakça
- Kaynakça
- Dehnert, M., & Mongeau, P. A. (2022). Persuasion in the age of Artificial Intelligence (AI): Theories and complications of AI-based persuasion. Human Communication Research, 48(3), 386–403. https://doi.org/10.1093/hcr/hqac006 Dingin Yaşam. (t.y.). Victor Frankl sözleri. https://dinginyasam.com/victor-frankl-sozleri/
- Horton, D., & Richard Wohl, R. (1956). Mass Communication and Para-Social Interaction: Observations on Intimacy at a Distance. Psychiatry, 19(3), 215–229. https://doi.org/10.1080/00332747.1956.11023049
- Lotun, S., Lamarche, V. M., Matran-Fernandez, A., & Sandstrom, G. M. (2024). People perceive parasocial relationships to be effective at fulfilling emotional needs. Scientific Reports, 14(8185). https://doi.org/10.1038/s41598-024-58069-9
- Mushtaq, N. F. (2025). Bridging the gap: The role of AI chatbots in reducing loneliness and improving emotional regulation. The International Journal of Indian Psychology, 13(1), 2302–2307. https://doi.org/10.25215/1301.218
- Orhan, S. ve Taştan, N. (2019). Parasosyal İlişki Kurma Nedeni ve Nasılı: Psikolojik Sağlamlık ve Yaşam Doyumu Açısından Bir İnceleme. Pesa Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi. 5(1), 10-20. Doi: 10.25272/j.2149-8385.2019.5.1.02.
- Tatem, C. P., & Ingram, J. (2022). Social media habits but not social interaction anxiety predict parasocial relationships. Journal of Social Psychology Research, 1(2), 198–211. https://doi.org/10.37256/jspr.1220221496


