Bazı arkadaşlıklarımız büyük bir kavga ya da belirgin bir kırılma yaşanmadan sona erer. *Peki, vedalaşamadığımız bir ilişkinin yasını nasıl tutarız?*
Belki beş, belki on beş yıllık arkadaşlarımızla bir zamanlar sabah ne giyeceğimizden hangi kahveyi içeceğimize kadar pek çok şeye birlikte karar veririz. Sonra ne olur da mesajlarımız seyrekleşir? Buluşma günleri yaklaştığında bahaneler bulmaya, bazen de kimsenin o buluşmadan söz etmemesini tercih etmeye başlarız? Öyle bir an gelir ki en çok üzüldüğümüz ya da en çok sevindiğimiz olayları bile artık birbirimizle paylaşmadığımızı fark ederiz.
*Yetişkin olmak arkadaşlıklarımızı gerçekten zorlaştırır mı? Yoksa yetişkinlikte arkadaşlık kurmak ve arkadaş kalmak, çocukluk ve gençlik yıllarındakinden farklı bir biçimde mi gelişir?*
Çocuklukta ve gençlikte arkadaşlıklarımız çoğunlukla aynı okulda, aynı mahallede ya da benzer günlük düzenlerin içinde kendiliğinden büyür. Birbirimizi görmek için ayrıca zaman yaratmamız gerekmez; zaten aynı hayatın içinde tekrar tekrar karşılaşırız. Yetişkinlikte ise arkadaşlıklarımızı sürdürebilmek daha fazla niyet, çaba ve planlama gerektirir. Artık yakınlığımızı koruyan şey yalnızca aynı ortamı paylaşmak değil, değişen hayatlarımızın içinde birbirimize bilinçli olarak yer açabilmektir.
Belki de yetişkinlikte arkadaşlıklarımız yalnızca zayıflamaz; biçim değiştirir. Bir zamanlar her gün konuşmakla, sık sık buluşmakla ve hayatımızın en küçük ayrıntılarını paylaşmakla kurduğumuz yakınlık, zamanla başka bir yere evrilebilir. Günlük temasın yerini daha seyrek ama içten konuşmalar, birlikte geçirilen uzun saatlerin yerini ihtiyaç duyduğumuzda birbirimizin yanında olacağımızı bilmek alabilir.
Çünkü yaşamımız değişirken ilişkilerden beklentilerimiz ve yakınlık kurma biçimlerimiz de değişir. Bazı dönemlerde her gün konuşan bir arkadaştan çok, uzun süre görüşemesek bile yeniden bir araya geldiğimizde kaldığımız yerden devam edebildiğimiz bir bağa ihtiyaç duyabiliriz. Bazen yakınlık, hayatımızdaki her ayrıntıyı bilmekten değil; araya giren zamana ve değişime rağmen birbirimizi merak etmeye devam etmekten oluşur.
Bu nedenle iletişimin azalması her zaman arkadaşlığın sona erdiği anlamına gelmez. Bazı arkadaşlıklar yeni hayatlarımıza uyum sağlayarak daha esnek bir biçimde varlığını sürdürebilir. Burada kendimize sormamız gereken soru belki de şudur: *İlişkimiz eskisinden farklı bir biçimde mi devam ediyor yoksa artık gerçekten bitti mi?*
Uzayan mesailer, başka şehirlere yapılan yolculuklar, değişen yaşam düzenleri, kurulan aileler, dünyaya gelen bir bebek… Zamanla hem koşullarımız hem de önceliklerimiz değişir. Bütün bunları yaşarken bir gün dönüp bakar ve hiç kopmayacağına inandığımız kalın iplerle bağlı arkadaşlıklarımızın farklı yönlere doğru büyüdüğünü görürüz. Kimi bağlarımız bu değişime uyum sağlarken kimileri, ne zaman olduğunu tam olarak anlayamadığımız bir biçimde zayıflar.
Belki ilişkimiz bitmiştir ama bir ayrılık konuşması hiç yapmamışızdır. Belki birbirimizin hayatını uzaktan izlemeye, zaman zaman yüzeysel de olsa o hayata dahil olmaya devam ederiz. Birbirimizin hayatında hala bir yerimiz vardır ancak artık kendimizi birbirimize yakın hissetmeyiz. Böyle zamanlarda zihnimizde aynı soru dolaşır:
**“Bunca yıllık arkadaşlığımız nasıl biter?”**
Oysa bir arkadaşlığın sona ermesi, geçmişte yaşadığımız yakınlığı değersizleştirmez. Bir zamanlar birbirimizin hayatında tuttuğumuz yer, bugün aramızda oluşan mesafe nedeniyle anlamsızlaşmaz. Yine de açıkça konuşmadığımız ve adını koymadığımız bu kaybı kabul etmek kolay değildir. Çünkü ortada belirgin bir son yoktur; vedasını yapamadığımız bir ilişkinin yasını tutmaya çalışırız.
Bazen aramızdaki mesafeyi kabul etmemiz ve içsel bir veda gerçekleştirmemiz gerekir. Bazı insanlar hayatımızda kalıcı olmak için değil, yaşamımızın belirli bir dönemine eşlik etmek için bulunur. Bugün uzaklaşmış olmamız, bir zamanlar birbirimize gerçekten iyi gelmediğimiz anlamına gelmez.
Bazen bir arkadaşlığı onurlandırmanın yolu, onu zorla sürdürmek değil; yaşadıklarımızı inkar etmeden ilişkinin zamanla değiştiğini ve aramıza giren mesafeyi kabul edebilmektir.


