Pazartesi, Ağustos 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Oyun Yoluyla Çocuğu Anlamak: Axline’ın Oyun Terapisine Bakışı

Oyun Yoluyla Çocuğu Anlamak: Axline’ın Oyun Terapisine Bakışı

Çocuklar, yetişkinler gibi yaşadıklarını her zaman sözcüklerle anlatamaz. Onların en doğal dili oyundur; duygularını, kaygılarını, çatışmalarını ve iç dünyalarını oyun içinde ortaya koyabilirler. Oyun, çocuk için yalnızca vakit geçirilen ya da eğlenmeye yönelik bir etkinlik değil; dünyayı anlamlandırdığı, ilişkilerini deneyimlediği ve kendisini ifade ettiği doğal bir alandır. Bu nedenle bir çocuğu anlamaya çalışırken yalnızca söylediklerine değil, oyununda ne anlattığına da bakmak gerekir. İşte tam bu noktada, çocuğu sözle değil oyunla anlamayı merkeze alan bir yaklaşım devreye girer: oyun terapisi.

Axline ve Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

Virginia M. Axline, Carl Rogers’ın danışan merkezli yaklaşımından yola çıkarak çocuklarla çalışmanın kendine özgü bir yolunu geliştirmiştir: yönlendirici olmayan, çocuk merkezli oyun terapisi. Bu yaklaşımın temelinde basit ama derin bir inanç yatar: Çocuk, kendi içsel kaynaklarına ve değişim kapasitesine sahiptir. Terapistin görevi çocuğu bir yöne itmek ya da onun adına çözüm üretmek değil, kendi hızında ve kendi yolunda ilerleyebileceği güvenli bir alan oluşturmaktır.

Bu bakış açısı, çocuğu yalnızca “değiştirilmesi gereken” bir birey olarak görmekten oldukça farklıdır. Çocuğun davranışının altında bir ihtiyaç, duygu ya da yaşantı olabileceğini kabul eder. Böylece terapist, davranışın kendisine müdahale etmekten önce çocuğun o davranış aracılığıyla ne anlatmaya çalıştığını anlamaya yönelir.

Çocuğa “Ne Yapacağını” Söylemeden Yanında Olmak

Axline’ın yaklaşımı; çocuğu olduğu gibi kabul etmeye, güvenli ve izin verici bir ortam oluşturmaya, çocuğun liderliğini takip etmeye ve onun duygularını fark edip yansıtmaya dayanır. Terapist, çocuğun seçtiği oyuna ve oyun içindeki anlamlara saygı gösterir. Çocuğun ne oynayacağına, hangi oyuncakları kullanacağına ve oyununu nasıl sürdüreceğine mümkün olduğunca kendisinin karar vermesine alan tanır.

Burada özgürlük, sınırsızlık anlamına gelmez. Terapist, çocuğun kendisine, başkasına ya da oyun ortamına zarar vermesini önlemek ve terapi sürecinin güvenliğini korumak için gerekli sınırları belirler. Ancak bu sınırlar, çocuğun ifade alanını daraltmak için değil, kendisini güvende hissedebileceği bir çerçeve oluşturmak içindir.

Bu ilkelerin ortak paydası şudur: Terapist çocuğu değiştirmeye çalışmaz; çocuğun kendisini keşfedebileceği koşulları oluşturur. Bu, “hiçbir şey yapmamak” anlamına gelmez. Tam tersine, çocuğun oyununu dikkatle takip etmek, duygularını fark etmek, söylediklerini ve oyun içindeki davranışlarını yargılamadan yansıtmak oldukça aktif bir terapötik tutumdur.

Benliğini Arayan Çocuk: Dibs’in hikâyesi

Axline’ın bu ilkelerini en somut biçimde görebileceğimiz eserlerden biri, kendi kaleme aldığı Benliğini Arayan Çocuk kitabıdır. Kitapta Dibs’in oyun terapisi süreci üzerinden, çocuğun davranışlarına yalnızca dışarıdan bakmak yerine onun iç dünyasını anlamaya çalışmanın ne kadar önemli olduğu görülür.

Dibs, çevresindeki yetişkinler tarafından anlaşılması güç davranışlar sergileyen, iletişim kurmakta zorlanan ve kendisini ifade etmekte güçlük çeken bir çocuktur. Ancak oyun terapisi sürecinde, kendisine güvenli ve kabul edici bir alan sunulduğunda, iç dünyasını yavaş yavaş ortaya koymaya başlar. Oyun odasında seçtiği oyuncaklar, kurduğu ilişkiler ve oluşturduğu oyun senaryoları; yaşadığı duyguların, çatışmaların ve ihtiyaçların anlaşılmasına yardımcı olur.

Burada dikkat çekici olan, Axline’ın Dibs’in davranışlarının ardındaki anlamı zorla ortaya çıkarmaya çalışmamasıdır. Ona sürekli nedenlerini açıklatmak ya da belirli cevaplara yönlendirmek yerine, çocuğun oyununu takip eder ve onun ifade ettiği duyguları yansıtır. Böylece Dibs’in kendi deneyimini kendi hızında keşfetmesine alan açılır.

Dibs’in hikâyesi, oyun terapisinin yalnızca çocuğun oyun oynamasına izin vermekten ibaret olmadığını da gösterir. Asıl önemli olan, çocuğun oyun aracılığıyla ortaya koyduğu dünyaya terapistin nasıl eşlik ettiğidir. Çocuğun oyununa dikkatle bakıldığında, kelimelerle ifade edilemeyen birçok duygu ve yaşantı görünür hale gelebilir.

Oyun Terapisinde Terapistin Rolü

Axline’ın yaklaşımında terapistin işi, çocuğun oyununu yönetmek değil, çocuğun oyununda kendisine yer açmaktır. Terapist gözlemler, eşlik eder, duyguları yansıtır ve gerektiğinde sınır koyar; ancak çocuğun önüne geçmez. Çocuğun kendi seçimlerini yapmasına ve kendi çözüm yollarını keşfetmesine güven duyar.

Bu yaklaşım, çocuk açısından önemli bir deneyim sunar: “Burada olduğum halimle kabul ediliyorum.” Çocuk, yargılanmadan kendisini ifade edebildiğinde duygularını tanımaya, yaşadıklarını anlamlandırmaya ve kendi kaynaklarını fark etmeye başlayabilir. Oyun da bu sürecin doğal taşıyıcısı olur.

Sonuç: Çocuğun Kendisine Ulaşmasına Eşlik Etmek

Axline’ın oyun terapisi anlayışının özünde, çocuğun içinde var olan kapasiteye duyulan güven yatar. Çocuğu olduğu haliyle kabul etmek, ona sözle değil oyunla kendini ifade edebileceği bir alan sunmak ve kendi benliğine ulaşmasına eşlik etmek, bu yaklaşımın temelini oluşturur.

Benliğini Arayan Çocuk, çocukların davranışlarının ardındaki dünyayı görebilmek için bize önemli bir bakış açısı sunar. Bir çocuğun sessizliği, öfkesi, geri çekilmesi ya da oyunundaki tekrarlar yalnızca ortadan kaldırılması gereken davranışlar olarak değil, anlaşılmayı bekleyen bir anlatım biçimi olarak ele alınabilir.

Bazen bir çocuğu anlamanın yolu ona daha fazla soru sormak değil, oyununda bize gösterdiklerini görebilmektir. Çünkü çocuk, kelimelerle anlatamadığı dünyasını oyun aracılığıyla görünür hale getirebilir.

Kaynakça

  • Axline, V. M. (1964). *Dibs in Search of Self*. Houghton Mifflin.
  • Axline, V. M. (2019). *Oyun Terapisi* (M. Baydoğan, Çev.). Ankara: Panama Yayıncılık.
  • Aykara, A. (2017). Çocuk merkezli oyun terapisinin engelli çocuklara yönelik sosyal hizmet uygulamaları açısından önemi. *Toplum ve Sosyal Hizmet, 28*(1), 169–186.
  • Ayna, Y. E. (2017). Çocuk merkezli oyun terapisi ile deneyimsel oyun terapisinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi. *Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi*, (19).
  • Kiye, S., & Yalçın, İ. (2021). Oyun terapisi ve oyun terapisinin gruplarda kullanımı. *Buca Eğitim Fakültesi Dergisi*, (51).
  • Özdoğan, B. (2019). Çocukta oyun terapisi. *Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 20*(1).
  • Sertkaya, B., & Ulusoy Doğmuş, Y. (2024). Çocuk merkezli oyun terapisi odaklı deneysel çalışmaların doküman analizi ile incelenmesi. *e-Kafkas Eğitim Araştırmaları Dergisi, 11*(3).
  • Teke, E., & Sürücü, A. (2020). Oyun terapisiyle bütünleştirilmiş grupla psikolojik danışmanın ilkokul öğrencilerinin sosyal kaygı düzeylerine etkisi. *MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9*(2), 695–708.
  • Türe, E., & Barut, Y. (2020). Türkiye’de yapılan oyun terapisi çalışmalarının incelenmesi. *Yaşam Becerileri Psikoloji Dergisi, 4*(8).
Melis Karataş
Melis Karataş
Melis Karataş, Ufuk Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) bölümünden mezundur. Çocuk psikolojisi, oyun terapisi ve çocukların sosyal-duygusal gelişim süreçleri başlıca ilgi alanlarını oluşturmaktadır. Mesleki çalışmalarını ağırlıklı olarak çocuk ve aile odaklı psikoeğitim, gelişimsel destek ve oyun temelli yaklaşımlar üzerine sürdürmektedir. Melis, halen Ankara’da bulunan Maki Çocuk Kliniği’nde çocuklarla çalışmakta; çocukların duygusal, davranışsal ve gelişimsel süreçlerine yönelik gözlem, değerlendirme ve destek çalışmalarında yer almaktadır. Öğrencilik süreci boyunca lise öğrencileriyle rehberlik çalışmaları yürütmüş; klinik ortamında, insan kaynakları alanında ve eğitim kurumlarında farklı staj deneyimleri edinmiştir. Ayrıca Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) bünyesinde gönüllü olarak psikolojik içerik üretimi ve saha çalışmalarında görev almıştır. Mesleki gelişimine önem veren Karataş, Byron Norton Deneyimsel Oyun Terapisi 1. Düzey eğitimini tamamlamıştır. Bunun yanı sıra çocuklarda mahremiyet ve sınırlar eğitimi, çocuklarda anksiyete bozuklukları ve tedavisi, DEHB ve tedavisi, istismar ve ihmal, yeme bozuklukları, resim analizi, masal terapisi, çocuk değerlendirme testleri ve oyun terapisi alanlarında uygulayıcı eğitimlerini tamamlamıştır. Çalışmalarında özellikle çocukların duygusal ihtiyaçlarını anlamaya, güvenli bağ kurma süreçlerini desteklemeye ve gelişimsel ihtiyaçlarına duyarlı bir yaklaşım benimsemeye önem vermektedir. İlgi alanı; çocuk psikolojisi, oyun terapisi, çocukların duygusal ve davranışsal gelişimi ile aile-çocuk etkileşimi üzerine yoğunlaşmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar