Salı, Temmuz 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İnsanlara Yol Gösterirken Kendi Yolunu Bulmak: Psikolog ve Psikolojik Danışmanların Kariyer Yolculuğu

Bir psikolojik danışmanlık ya da psikoloji öğrencisinin mezuniyet töreninde çekilmiş fotoğrafına baktığımızda çoğu zaman hikayenin tamamlandığını düşünürüz. Yıllarca süren eğitim, sınavlar, ödevler, stajlar ve bitmeyen okumaların ardından diploma alınır ve sanki artık yol bellidir. Oysa bazı mesleklerde diploma hikayenin sonu değildir, yeni ve oldukça belirsiz bir sorunun başlangıcıdır: “Şimdi ne yapacağım?”

İnsanları anlamaya, onlara eşlik etmeye ve psikolojik iyi oluşlarına katkı sunmaya yönelik bir meslek seçmek çoğu zaman güçlü bir ideal taşır. Tabii, aynı zamanda ideal ile gerçek hayatın kesiştiği yerde bambaşka sorular belirir. Nerede çalışacağım? Hangi alanda uzmanlaşacağım? Akademik kariyer mi, uygulama alanı mı? Bir kurumda mı çalışmalıyım, kendi yolumu mu çizmeliyim? Ve belki de en zor soru: Sevdiğim bu mesleği, hayatımı sürdürebileceğim bir kariyere nasıl dönüştürebilirim?

Bu yazıda psikolog ve psikolojik danışmanları birlikte ele almamın nedeni, bu iki mesleğin birbirinin aynısı olduğunu düşünmem değil. Aksine, eğitim süreçleri, mesleki tanımları ve çalışma alanları bakımından kendilerine özgü farklılıkları olduğunu biliyorum. Her iki meslek grubunun da insanın psikolojik dünyasına eşlik eden, mesleki gelişimin hiç bitmediği ve kariyer yolunun çoğu zaman tek bir çizgi üzerinde ilerlemediği alanlarda çalıştığını düşünüyorum. Bu nedenle yazının odağını, mesleklerin birbirinden ayrıldığı noktalardan ziyade kariyer yolculuğunda kesişen ortak deneyimlere, belirsizliklere, yeterlilik sorgulamalarına, uzmanlaşma arayışına ve “Ben bu meslekte nasıl bir yol çizmek istiyorum?” sorusuna yöneltmek istiyorum.

Psikolojik danışmanların kariyer yolculuğunda karşılaştığı temel meselelerden biri seçeneklerin çokluğunun yarattığı belirsizliktir. PDR eğitimi sonrasında okul psikolojik danışmanlığı, akademik kariyer, özel kurumlar, danışmanlık merkezleri ve farklı çalışma alanları gibi çeşitli yollar bulunabilir. Bu çeşitlilik önemli bir avantajdır. Bununla birlikte, seçeneklerin artması, karar vermeyi her zaman kolaylaştırmaz. Bazen insan önünde ne kadar çok yol varsa, hangi yoldan gitmesi gerektiğini o kadar çok sorgular.

Psikologların kariyer yolculuğunda da benzer bir yön arayışı farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir. Lisans eğitiminin ardından klinik psikoloji, akademik kariyer, insan kaynakları, kurumsal yapılar ve farklı uygulama alanları arasında bir yol seçmek gerekebilir. Özellikle uzmanlaşma süreciyle birlikte “Hangi alanda ilerlemeliyim?”, “Ne zaman yeterli olacağım?” ya da “Nasıl bir mesleki kimlik oluşturmak istiyorum?” gibi sorular kariyerin farklı dönemlerinde yeniden gündeme gelebilir.

Yollar farklılaşsa da her iki meslek grubunun kesiştiği ortak bir soru vardır: Mesleki olarak nereye ait olduğumu ve nasıl bir çalışma hayatı istediğimi nasıl anlayacağım? Üstelik mezuniyetle birlikte öğrenme süreci de sona ermez. Yüksek lisans, doktora, eğitimler, sertifikalar, süpervizyonlar ve mesleki gelişim çalışmaları derken “Daha ne öğrenmeliyim?” sorusu sürekli zihnin bir köşesinde durabilir. Kendini geliştirmek elbette bu mesleklerin önemli bir parçasıdır ancak bir meslekte ilerlemek yalnızca daha fazla eğitim almakla ölçülmediği gibi sürekli yeni bir eğitim arayışında olmak da kişinin kendisini daha yeterli hissetmesini her zaman sağlamaz.

Bazen bu süreç mesleki yeterlilik kaygısıyla iç içe geçebilir. Kişi eğitimine, bilgisine ve deneyimine rağmen kendisini yetersiz hissedebilir, başarısını şansa bağlayabilir ve bir gün çevresindekilerin aslında “o kadar da iyi olmadığını” fark edeceğinden endişe edebilir. Psikoloji literatüründe “impostor fenomeni” olarak ele alınan bu deneyim, kişinin sahip olduğu gerçek yetkinliklerle kendisi hakkındaki algısı arasındaki farkın büyümesine neden olabilir. Kavram, Clance ve Imes’in 1978 yılında yayımlanan çalışmasıyla akademik literatüre girmiş, sonraki yıllarda farklı meslek ve gruplarda araştırılmıştır. Bunun bir tanı ya da klinik bozukluk olmadığını da belirtmek gerekir. Daha çok kişinin başarılarına rağmen kendisini yetersiz veya “yetersizliği ortaya çıkacakmış” gibi hissetmesini anlatan bir deneyim alanıdır.

Mesleki kaygıların bir başka boyutu ise ekonomik sürdürülebilirliktir. İnsanlara yardım etmeye dayalı bir mesleği seçmiş olmak, ekonomik gerçekliklerden muaf olmak anlamına gelmez. Mesleğini etik ve nitelikli biçimde sürdürmek isteyen bir uzmanın, emeğinin karşılığını alabilmesi ve sürdürülebilir çalışma koşullarına sahip olması da mesleki yaşamın bir parçasıdır. Bir mesleği severek yapmak ile o meslekten ekonomik olarak geçinebilmek birbirinin karşıtı değildir. Mesleki doyumun uzun vadede sürdürülebilmesi için ekonomik gerçeklikleri de kariyer planının bir parçası olarak görebilmek gerekir.

Bugün bu kaygıları besleyen bir başka unsur da sosyal medyadır. Bir psikolojik danışman veya psikolog, meslektaşlarının açtığı klinikleri, tamamladığı doktoraları, verdiği eğitimleri, yayımladığı kitapları ya da geniş kitlelere ulaşan içeriklerini her gün görebiliyor. Bir süre sonra başkalarının kariyerlerinin vitrini, insanın kendi kariyerinin gerçekliğiyle karşılaştırılmaya başlanıyor. Oysa ki sosyal medyada gördüğümüz şey çoğu zaman bir kariyerin tamamı değil, seçilmiş anlarından oluşan bir vitrindir. Başkalarının kariyerlerinin vitriniyle kendi hayatımızın kulisini karşılaştırmak kaçınılmaz olarak adaletsiz bir kıyas yaratır.

Belki de bu noktada kariyer planlamasının ilk adımı başkalarının nereye ulaştığına bakmak yerine kendi çalışma hayatımızı nasıl tasarlamak istediğimizi anlamaktır. Nasıl bir çalışma ortamında daha üretkeniz? İnsanlarla birebir çalışmak mı, araştırma yapmak mı, eğitim vermek mi bizi daha çok besliyor? Ekonomik beklentilerimiz neler? İş ve özel hayat arasında nasıl bir denge kurmak istiyoruz? Hangi değerlerden vazgeçmek istemiyoruz? Bu soruların cevapları kariyerimizi yalnızca bir unvana ya da pozisyona göre değil, kendi ihtiyaçlarımız ve değerlerimiz doğrultusunda şekillendirmemize yardımcı olabilir çünkü “klinik psikolog olmak”, “akademisyen olmak” ya da “okul psikolojik danışmanı olmak” birer mesleki hedef olabilir ancak bunların arkasında nasıl bir çalışma hayatı istediğimizi bilmek kariyer kararlarını daha anlamlı hale getirir.

Bu noktada psikologların ve psikolojik danışmanların yaşadığı ortak bir başka mesele ortaya çıkıyor: Mesleki başarıyı nasıl tanımladığımız. Başarı; yüksek lisans yapmak, doktora tamamlamak, akademisyen olmak, kendi danışmanlık merkezini açmak ya da sosyal medyada görünür hale gelmek olabilir fakat bunların hiçbiri herkes için aynı anlamı taşımak zorunda değildir. Bir psikolojik danışmanın kendisini iyi hissettiği çalışma ortamı bir okul olabilirken, bir başkası için akademi ya da özel bir kurum daha anlamlı olabilir. Bir psikolog için bağımsız çalışmak ideal kariyer modeliyken, bir diğeri ekip çalışmasının içinde daha üretken olabilir.

Bu nedenle kariyer planlamak, hayatın geri kalanını tek bir kararla belirlemek anlamına gelmez. Bir alanı denemek, deneyim kazanmak ve ardından yön değiştirmek de kariyer planının bir parçası olabilir. Bir psikolojik danışman yıllar sonra akademiye yönelebilir, bir psikolog kurumsal bir deneyimin ardından uygulama alanına geçebilir, bir başkası ise mesleki bilgisini doğrudan danışan çalışmasından ziyade eğitim, içerik üretimi veya farklı bir alanda kullanabilir. Kariyer, her zaman tek yönlü ilerleyen bir merdiven değildir; bazen yürüdükçe şekillenen bir yolculuktur. Kariyer yolculuğundaki en yorucu düşüncelerden biri de “Geç kaldım” duygusudur. Özellikle 20’li yaşların sonlarına veya 30’lu yaşlara gelindiğinde, insan çevresindeki insanların kariyerlerini belirli bir noktaya taşıdığını düşünüp kendi yolunu sorgulayabilir. “Şimdi başlasam çok mu geç?” sorusu zihinde dolaşmaya başlar.

Kariyer kararlarının geri dönülemez kararlar olmadığını hatırlamak gerekir. Bir yolu seçmek, hayatın geri kalanında o yolda kalmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Önemli olan, zaman zaman durup bulunduğumuz yeri değerlendirebilmek ve gerektiğinde yönümüzü yeniden belirleyebilmektir. Burada kendimize yönelteceğimiz soru: “Herkes nereye gidiyor?” değil, “Ben nasıl bir mesleki hayatın içinde anlamlı hissediyorum?” olmalıdır. İnsanlara yol göstermeyi öğrenenlerin de kendi yollarını her zaman biliyor olmaları gerekmez. Psikolog ya da psikolojik danışman olmak, hayatın bütün sorularının cevabını bulmuş olmak anlamına gelmez. Mesleki kimlik de tıpkı insanın kendisi gibi zaman içinde gelişir, değişir ve yeniden şekillenir. Önemli olan, başkalarının çizdiği haritaları takip etmek yerine kendi değerlerimizi, ihtiyaçlarımızı ve güçlü yönlerimizi tanıyarak bu yolculuğa bilinçli biçimde devam edebilmektir.

Psikologların ve psikolojik danışmanların da zaman zaman durmaya, yön değiştirmeye, yeniden başlamaya ve “Ben gerçekten nereye gitmek istiyorum?” diye sormaya hakkı vardır. Bazen yolu bilmeden yürümek, yanlış yolda olduğumuzu değil, henüz kendi yolumuzu çizmekte olduğumuzu gösterir.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Clance, P. R., & Imes, S. A. (1978). The impostor phenomenon in high achieving women: Dynamics and therapeutic intervention. Psychotherapy: Theory, Research & Practice, 15(3), 241–247. https://doi.org/10.1037/h0086006
  • Bravata, D. M., Watts, S. A., Keefer, A. L., Madhusudhan, D. K., Taylor, K. T., Clark, D. M., Nelson, R. S., Cokley, K. O., & Hagg, H. K. (2020). Prevalence, predictors, and treatment of impostor syndrome: A systematic review. Journal of General Internal Medicine, 35, 1252–1275. https://doi.org/10.1007/s11606-019-05364-1
Şeyma Nur Menekşe
Şeyma Nur Menekşe
Şeyma Menekşe, lisans ve tezli yüksek lisans eğitimini psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında tamamlamış bir uzmandır. Bireylerin ruhsal iyi oluşunu desteklemeye yönelik çalışmalarda yer almakta, yazılarında ise psikolojinin insan hayatındaki yerini derinlikli ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamaktadır. Yazarlık, onun için yalnızca bilgi aktarmak deği, insan ruhuna temas eden güncel psikolojik konularla okuru düşündüren ve dönüştüren bir alan açma çabasıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar