Yakınlığın Paradoksu: Neden En Çok İstediğimiz Şeyden Uzaklaşırız? Uzm. Psk.
Giriş
Merve Çalışır İnsan, yaşamı boyunca başkalarıyla güvenli ve anlamlı bağlar kurmaya ihtiyaç duyar. Sevildiğini hissetmek, anlaşılmak, kabul görmek ve duygusal olarak güvende olmak psikolojik iyi oluşun temel unsurları arasında yer alır. Buna rağmen romantik ilişkilerde birçok kişi dikkat çekici bir ikilem yaşayabilir: Bir ilişkiyi içten içe isterken, tam da o ilişki derinleşmeye başladığında geri çekilme ihtiyacı hissedebilir.
Temel Çerçeve
İlk bakışta çelişkili görünen bu durum, çoğu zaman sevme kapasitesinin sınırlı olmasından değil; yakınlığın kişiyi tetiklemesinden kaynaklanır. Psikolojik yakınlık yalnızca fiziksel temas kurmak ya da birlikte zaman geçirmek değildir. Yakınlık; duyguları paylaşabilmek, ihtiyaçlarını ifade edebilmek, kırılgan yanlarını gösterebilmek ve tüm bunlara rağmen kabul göreceğine inanabilmektir.
Bu yönüyle yakınlık, beraberinde yalnızca aidiyet duygusunu değil, incinebilme olasılığını da taşır. Birini gerçekten önemsemek; reddedilme, terk edilme ya da hayal kırıklığı yaşama ihtimalini de göze almayı gerektirir. Bu nedenle bazı insanlar için yakınlık, güven duygusuyla birlikte kaygıyı da beraberinde getirebilir.
Değerlendirme
Bu süreci açıklamada en sık başvurulan yaklaşımlardan biri Bağlanma Kuramı'dır. Bowlby'nin geliştirdiği kurama göre bireyler, erken dönem bakım verenleriyle kurdukları ilişkiler doğrultusunda hem kendilerine hem de diğer insanlara ilişkin "içsel çalışma modelleri" geliştirirler (Bowlby, 1982). Bu modeller, yetişkinlikte kurulan romantik ilişkileri ve yakınlığa verilen tepkileri etkileyebilir.
Bununla birlikte güncel çalışmalar, bağlanma örüntülerinin yalnızca çocukluk deneyimlerinin bir uzantısı olmadığını göstermektedir. Yaşam boyunca kurulan ilişkiler, yaşanan kayıplar, travmatik deneyimler ya da güven veren yeni ilişkiler de bu örüntülerin zaman içinde değişmesine katkıda bulunabilir (Mikulincer & Shaver, 2016). Dolayısıyla yetişkinlikte yaşanan deneyimleri göz ardı ederek bağlanmayı açıklamak eksik bir bakış açısı olacaktır.
Yakınlaşma ve geri çekilme arasında yaşanan bu gelgit, motivasyon psikolojisinde tanımlanan "yaklaşma-kaçınma çatışması" kavramıyla da açıklanabilir. Bazen aynı hedef hem güçlü bir ödül hem de önemli bir risk içerir. Romantik ilişkiler bunun en belirgin örneklerinden biridir.
Yakınlık; sevgi, destek ve ait olma duygusu sunarken, aynı zamanda incinme, reddedilme ya da kaybetme ihtimalini de içinde barındırır. Bu nedenle kişi bir yandan partnerine yaklaşmak isterken, diğer yandan kendini koruyabilmek için mesafe koyabilir. Bu durum günlük yaşamda farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir.
Örneğin uzun süredir sağlıklı bir ilişki isteyen biri, güven veren bir partnerle tanıştığında başlangıçta yoğun bir yakınlık kurabilir. Ancak ilişki derinleştikçe partnerinin kusurlarına odaklanmaya başlayabilir, iletişimi azaltabilir ya da "Henüz ilişkiye hazır değilim." düşüncesini daha sık dile getirebilir. Bu davranışlar her zaman ilişkinin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Bazen bireyin yaşadığı yoğun kaygıyla baş etmeye çalışmasının bir yansımasıdır. Bu noktada toplumda sıkça kullanılan "yakınlık korkusu" ifadesini dikkatle değerlendirmek gerekir. Çünkü çoğu zaman korkulan şey yakınlığın kendisi değil, yakınlığın beraberinde getirebileceği olası kayıplardır.
Risk Düzenleme Kuramı'na göre bireyler, romantik ilişkilerde yakınlık kurma isteği ile reddedilme olasılığı arasında sürekli bir denge kurmaya çalışırlar (Murray, Holmes, & Collins, 2006). Kişi kendisini güvende hissettiğinde yakınlığa daha açık olabilir; ancak reddedilme ihtimali belirginleştiğinde, kendisini korumaya yönelik stratejiler geliştirebilir. Bu stratejiler kısa vadede kaygıyı azaltıyor gibi görünse de uzun vadede kişinin en çok ihtiyaç duyduğu duygusal yakınlıktan uzaklaşmasına neden olabilir.
Yakınlığa verilen tepkileri yalnızca çocukluk yaşantılarıyla açıklamak da yeterli değildir. Aldatılma, ani ayrılıklar, duygusal istismar, uzun süre belirsizlik içinde sürdürülen ilişkiler ya da tekrarlayan reddedilme deneyimleri de yetişkinlikte güven duygusunu derinden etkileyebilir. Beyin, geçmiş deneyimlerden öğrenerek gelecekte karşılaşabileceği olası tehditleri öngörmeye çalışır.
Bu nedenle dışarıdan güvenli görünen bir ilişki bile, daha önce yaşanmış incinmeler nedeniyle sinir sisteminde alarm yanıtını tetikleyebilir. Böyle durumlarda kişi bilinçli olarak ilişkiyi sabote etmiyor olabilir; aslında geçmişte kendisini koruduğunu düşündüğü baş etme yollarını yeniden devreye sokuyordur. Elbette her geri çekilme davranışı psikolojik bir örüntünün göstergesi değildir.
Bazı ilişkiler gerçekten kişinin ihtiyaçlarını karşılamıyor olabilir. Ancak benzer döngüler farklı ilişkilerde tekrar ediyorsa, bu durum bireyin kendi ilişki örüntülerini fark etmesi açısından önemli bir ipucu sunabilir. Sağlıklı yakınlık, kaygının hiç yaşanmadığı bir ilişki anlamına gelmez.
Güvenli ilişkilerde de belirsizlik, çatışma ve kırılganlık yaşanabilir. Fark yaratan nokta ise bu duyguların açık iletişim, karşılıklı güven ve duygu düzenleme becerileriyle ele alınabilmesidir. Belki de bu nedenle sorulması gereken asıl soru, "Yakınlıktan mı kaçıyorum?" değildir.
Daha anlamlı soru şudur: "Yakınlık bende hangi duyguyu uyandırıyor?" Çünkü bazen insan sevgiden değil; sevginin beraberinde getirdiği incinme ihtimalinden uzaklaşır. Bu ayrımı fark edebilmek, yalnızca daha sağlıklı ilişkiler kurmanın değil, kişinin kendi iç dünyasını daha derinlemesine anlayabilmesinin de önemli bir başlangıcı olabilir.
Kaynakça
- Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of attachment: A psychological study of the strange situation. Lawrence Erlbaum Associates.
- Bowlby, J. (1982). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment (2nd ed.). Basic Books. (Original work published 1969)
- Gross, J. J. (2015). Emotion regulation: Current status and future prospects. Psychological Inquiry, 26(1), 1–26.
- Hazan, C., & Shaver, P. R. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524.
- Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change (2nd ed.). Guilford Press.
- Murray, S. L., Holmes, J. G., & Collins, N. L. (2006). Optimizing assurance: The risk regulation system in relationships. Psychological Bulletin, 132(5), 641–666.
- Overall, N. C., Fletcher, G. J. O., & Simpson, J. A. (2022). Regulation processes in intimate relationships. Annual Review of Psychology, 73, 177–203.


