Cuma, Temmuz 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kanser Sürecinde Koruyucu Bir Unsur Olarak Günlük Rutinler

Bir insanın hayatında karşılaşabileceği en sarsıcı dönüm noktalarından biri, şüphesiz kanser tanısı almaktır. Bu an, yalnızca fiziksel bir sağlık mücadelesinin başlangıcı değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal dengelerin de tepetaklak olduğu bir süreçtir. Tanının hemen ardından hem hasta hem de yakınları, haklı bir koruma içgüdüsüyle hareket etmeye başlar. Genellikle ilk refleks, hayatı bir anda durdurmak ve adeta bir “olağanüstü hal” ilan ederek her şeyi radikal bir şekilde değiştirmektir. Ancak psikoloji alanındaki çalışmalar ve saha gözlemleri, hayatı bu denli keskin bir şekilde dönüştürmenin her zaman iyi gelmeyebileceğini göstermektedir.

Kanserle mücadele sürecinde, tıbbi tedaviler kadar hastanın psikolojik iyi oluş hali de kritik bir öneme sahiptir. Bu iyi oluşu destekleyen en güçlü fakat çoğunlukla gözden kaçan unsurlardan biri ise günlük rutinlerdir. Mümkün olduğunca mevcut durumu korumak, hastanın zihinsel dayanıklılığını artırmada sandığımızdan çok daha büyük bir rol oynar.

Rutinlerin “Her Şey Yolunda” Mesajı

İnsan zihni, doğası gereği öngörülebilirlik ve düzen arar. Günlük hayat akışı içinde farkında olmadan tekrarladığımız küçük alışkanlıklar, aslında ruh sağlığımızı ayakta tutan gizli sütunlardır. Sabah içilen ilk çay, balkondaki çiçekleri sulamak, evin bir köşesini toparlamak veya her akşam aynı saatte haberleri izlemek gibi eylemler, zihnimize ve psikolojimize şu çok önemli mesajı verir: “Her şey yolunda ve hayat devam ediyor.”

Kanser tanısı alındığında, kişinin hayatındaki kontrol hissi büyük oranda zedelenir. Geleceğe dair belirsizlikler kaygıyı artırırken, rutinler kişiye tutunabileceği güvenli bir alan sunar. Eğer kişinin mevcut alışkanlıkları kendisine iyi geliyorsa, bu düzeni bozmamak zihinsel sakinliği korumak için hayati bir adımdır. Hayatın akışını tamamen değiştirmek, hastaya sürekli olarak “olağanüstü bir tehdit altında” olduğu hissini hatırlatmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Koruma Arzusu Kısıtlamaya Dönüştüğünde Ne Olur?

Çoğu zaman hasta yakınları, tamamen sevgi ve şefkat duygusuyla hastanın üzerindeki tüm sorumlulukları almaya çalışır. Bu durumu bir örnekle somutlaştırmak süreci anlamayı kolaylaştıracaktır. Tanı öncesinde her sabah bakkala ekmek almaya giden, bu esnada da mahallede kısa bir yürüyüş yapmaktan keyif alan birini düşünelim. Tanı sonrasında ailesi, “Aman yorulmasın, evde otursun ve sadece dinlensin” mantığıyla onu bu vazifeden ve yürüyüşünden mahrum bırakabilir. Dışarıdan bakıldığında bu bir fedakarlık gibi görünse de hastanın iç dünyasındaki yansıması çok daha farklı olur.

Kişi bu küçük görevden uzaklaştırıldığında, kısıtlanmışlık duygusu hızla artar. Bu kısıtlama, zihinde “Demek ki durumum çok kötü, artık kendi işimi bile yapamıyorum” şeklinde yıkıcı bir algıya dönüşür ve tehdit altında olma hissini büyüterek kanser ve stres yönetimi sürecini zorlaştırır. Kendini hayatın ve üretkenliğin dışına itilmiş hissetmek, hasta için süreçteki en bunaltıcı deneyimlerden biri haline gelebilir.

Hasta Yakınlarının Rolü: Teşvik ve Destek

Bu noktada, hasta yakınlarının yaklaşımı sürecin seyrini değiştirebilir. Hasta yakınları, hastaları rutinlerine devam etmek için aktif bir şekilde teşvik etmeli ve onlara destek olmalıdır. Çünkü bazen de hasta, yaşadığı yoğun psikolojik sarsılma ve moralsizlik nedeniyle kabuğuna çekilmek isteyebilir, alışkanlıklarına devam edecek gücü kendisinde bulamayabilir. Böyle anlarda, yanındaki sevdiklerinin yapıcı desteği önem taşır. Baskıcı olmayan ama pes etmesine de izin vermeyen bir yaklaşımla, gerekirse “Gel, bugün bu yürüyüşü beraber yapalım” diyerek hastaya eşlik etmek gerekir.

Eğer hastanın fiziksel gücü eski rutini olduğu gibi sürdürmeye yetmiyorsa, bu rutinleri tamamen ortadan kaldırmak yerine güncelleyerek belki biraz küçültmek işleri kolaylaştırabilir. Yarım saatlik bir yürüyüş yerine kapının önüne çıkıp on dakika hava almak veya tüm gün çalışmak yerine birkaç saat işe zaman ayırmak, hastanın hayata bağlı kalmasını sağlayacak güçlü destek mekanizmalarıdır.

“Yeni Normalde” Dengeli Bir Yol Haritası

Elbette burada tıbbi gerçekleri görmezden gelen körü körü bir ısrardan bahsetmiyoruz. Önemli olan, gerçekçi ve sağlıklı bir denge kurabilmektir. Kanser tanısı sonrası rutinleri korurken şu adımlara dikkat edilmelidir:

  • Hekim Değerlendirmesi: Atılacak ilk adım, sürdürülmek istenen aktivitelerin tıbbi açıdan bir sakıncası olup olmadığını doktor ile değerlendirmektir. Fiziksel sınırları hekim kontrolünde çizmek en güvenli yoldur.
  • Sosyal ve İş Hayatının Devamı: Eğer tıbbi bir engel bulunmuyorsa; işe veya okula gitmek, hobilere veya egzersize zaman ayırmak, arkadaşlarla buluşmak ve sosyal aktiviteleri devam ettirmek hastaya “Ben hala benim, hayatım sadece bu tanıdan ibaret değil” bilincini aşılar.
  • Esneklik: Rutinler bir zorunluluk veya baskı unsuru olmamalıdır. Günün getirdiği enerji seviyesine göre esneyebilen ama tamamen de bırakılmayan bir düzen hedeflenmelidir.

Sonuç olarak; kanser süreci hayatı tamamen askıya almayı, dünyadan izole olmayı gerektirmez. Aksine, bildiğimiz hayatın ritmini —belki biraz daha yavaş, belki biraz daha esnek ama mutlaka kendi ritminde— devam ettirmek, psikolojik dayanıklılığın en güçlü unsurlarındandır. İyileşme, sadece hastane odalarında değil, her sabah hayata karışmak için atılan adımlarla başlar.

Süveyda Burçak Eris
Süveyda Burçak Eris
Süveyda Burçak Eris, klinik psikolog ve aile danışmanı olarak mesleki yolculuğuna bireysel terapiyle başlamış, ardından özel bir hastanenin onkoloji bölümünde psikolojik destek hizmetleri sunarak uzmanlaşmıştır. Psikoonkoloji, yas, yeme davranışları, mindfullness, aile ve cinsel terapi alanlarında çalışmakta; Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema terapi, pozitif psikoloji ve çözüm odaklı yaklaşımları bir arada kullanmaktadır. Terapilerinde danışanlarının psikolojik dayanıklılıklarını destekleyerek, onlar için daha kolay ve huzurlu bir yaşamın mümkün olabileceğini göstermeyi hedeflemektedir. Dijital platformlarda psikolojik iyi oluşa dair içerikler üretmekte ve bireysel dönüşümün toplumsal iyilik haline katkı sağlayacağına inanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar