Pazar, Temmuz 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ee, Mezun Olduk da Ne Yapacağız Şimdi?

Sanırım son günlerde hepimizin zihninde en çok yankılanan soru bu. Mezuniyet sevincinin arasına usulca karışan, bazen geceleri düşündüren, bazen de gün içinde kendini hatırlatan o soru…

Ama bir durup düşünelim. Bu mezuniyet duygusunu yaşamayı en çok biz istemiyor muyduk? Sınavlar, yetiştirilmeye çalışılan ödevler, stajlar, bitmek bilmeyen sunumlar derken hepimiz bir gün “Şu okul bir bitse de rahatlasam.” dedik. Yaz tatili için planlar yaptık, mezun olacağımız günü hayal ettik. O gün geldiğinde neler yapacağımızı düşündük, hatta bazen gün saydık.

Ve sonra o gün geldi.

Cüppelerimizi giydik, kepimizi taktık. Ailemiz, arkadaşlarımız ve sevdiklerimiz yanımızdaydı. Çiçekler aldık, fotoğraflar çektik, yıllarca verdiğimiz emeğin karşılığını kutladık. O an içimizden geçen tek şey belki de şuydu: “Evet, başardım.” O kadar yılın emeği, uykusuz geceleri ve stresi birkaç saatliğine yerini gurura bıraktı.

Ama kabul edelim…

O günün heyecanı da geçti, değil mi?

Kutlamalar bitti, çiçekler solmaya başladı, fotoğraflar telefon galerimizde yerini aldı. Ertesi sabah uyandığımızda ise bizi bambaşka bir duygu karşıladı. Çünkü artık okul yoktu. Ders programı yoktu. Sınav haftası yoktu. Ve tam da o sessizliğin içinde aynı soru yeniden aklımıza geldi:

“Ee, şimdi ne yapacağız?”

İşte tam bu noktada birçok mezunun ortak duygusu olan gelecek kaygısı kendini göstermeye başlıyor. Peki nedir gelecek kaygısı? Gelecek kaygısı; kişinin gelecekte yaşayabileceğini düşündüğü olumsuz durumlar nedeniyle yoğun endişe hissetmesidir. Henüz gerçekleşmemiş olaylar hakkında sürekli düşünmek, “Ya iş bulamazsam?”, “Ya hayallerime ulaşamazsam?”, “Ya emeklerim boşa giderse?” gibi soruların zihnimizde dönüp durması bu kaygının en belirgin örnekleridir.

Aslında ortada henüz yaşanmış bir olay yoktur. Ancak beynimiz belirsizliği pek sevmez. Geleceği net olarak göremediğimiz zaman boşlukları kendi tahminleriyle doldurmaya çalışır ve çoğu zaman en kötü ihtimalleri düşünmeye başlar. Bu nedenle mezuniyet sonrası yaşanan kaygı aslında birçok kişinin deneyimlediği oldukça doğal bir duygudur.

Bu kaygıyı artıran en önemli etkenlerden biri ise kendimizi sürekli başkalarıyla kıyaslamamızdır. Sosyal medyaya giriyoruz; bir arkadaşımız işe başladığını paylaşıyor, biri yüksek lisansı kazandığını duyuruyor, bir başkası farklı bir şehirde yeni bir hayat kuruyor. Bunları gördükçe farkında olmadan kendi hayatımızı onların hayatıyla karşılaştırmaya başlıyoruz.

Sonra zihnimizde şu cümleler dolaşmaya başlıyor:

“Herkes bir yerlere geldi, ben hâlâ ne yapacağımı bilmiyorum.”

“Acaba yeterince başarılı değil miyim?”

“Ben neden geride kaldım?”

Oysa burada unuttuğumuz çok önemli bir gerçek var. Biz insanların hayatlarının yalnızca görünen kısmını biliyoruz. Bir fotoğrafın, birkaç saniyelik bir videonun ya da kısa bir paylaşımın arkasında neler yaşandığını bilmiyoruz. Belki o kişi de defalarca reddedildi, belki aylarca iş aradı, belki de hâlâ büyük kaygılar yaşıyor. Ama biz sadece sonucu görüyor, kendi perde arkamızla başkasının vitrini arasında bir karşılaştırma yapıyoruz.

Psikolojide buna sosyal karşılaştırma denir. İnsanlar kendilerini değerlendirebilmek için başkalarını referans alırlar. Bu bazen motive edici olabilir; ancak sürekli kendimizi başkalarının başarılarıyla ölçmek, zamanla yetersizlik hissine ve özgüven kaybına neden olabilir. Çünkü herkesin yaşam koşulları, hedefleri, imkânları ve zamanı birbirinden farklıdır. Aynı bölümden mezun olmuş olmak, aynı hızda ilerleyeceğimiz anlamına gelmez.

Belki de mezuniyetin en zor tarafı, artık önümüzde hazır bir yol haritasının olmamasıdır. Üniversitedeyken hangi derse gireceğimiz, hangi sınava hazırlanacağımız belliydi. Şimdi ise kararları biz vereceğiz. İşe mi başlayacağız, yüksek lisans mı yapacağız, biraz dinlenip kendimizi mi geliştireceğiz? Seçeneklerin fazla olması bazen özgürlükten çok belirsizlik hissettirebilir.

Fakat şunu unutmamak gerekiyor: Hayat bir yarış değil. Kimi mezun olur olmaz istediği işe kavuşur, kimi aylar sonra yolunu bulur. Kimi hayalini ilk denemede gerçekleştirir, kimi ise farklı yollar deneyerek kendi hikâyesini yazar. Bunların hiçbiri bir insanın değerini ya da başarısını belirlemez.

Belki de mezuniyet bize sadece bir diploma vermiyor. Aynı zamanda sabretmeyi, belirsizlikle yaşamayı, kendimize güvenmeyi ve hayatın her zaman planladığımız gibi ilerlemeyebileceğini de öğretiyor.

Bugün hâlâ “Ee, mezun olduk da ne yapacağız şimdi?” diye düşünüyor olabiliriz. Belki cevabı henüz bilmiyoruz. Ama belki de hayatın en güzel tarafı tam olarak burada başlıyor. Çünkü bazen önemli olan, tüm cevaplara sahip olmak değil; o cevapları bulacak cesareti gösterebilmektir.

Belki yıllar sonra dönüp bu günlere baktığımızda mezun olduğumuz günü değil, o günden sonra attığımız küçük ama cesur adımları hatırlayacağız. İşte o zaman anlayacağız ki aslında mezuniyet bir son değilmiş.

Asıl hikâye, cüppemizi çıkardıktan sonra başlıyormuş.

Cennet Nur Kayhan
Cennet Nur Kayhan
2022 yılında KTO Karatay Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimime başladım. Klinik psikoloji alanında ilerleyerek bu alanda uzmanlaşmayı ve yüksek lisans yapmayı hedefliyorum. Kendimi geliştirmek için çeşitli eğitim ve seminerlere katılıyor, akademik olarak edindiğim bilgileri sürekli olarak geliştirmeye ve güçlendirmeye odaklanıyorum.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar