Pazar, Haziran 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

2019’dan Sonra Bir Gariplik Var: Zamanın Hızlandığı Hissi Üzerine

Zaman Neden Eskisi Gibi Akmıyor?

Bana son zamanlarda en sık söylenen cümlelerden biri: “Zaman çok hızlı akıyor, bir gariplik var.” Muhtemelen siz de böyle hissettiniz. Daha da ilginci, dünyanın neresinde olursanız olun bu hissi yaşayan sadece siz değilsiniz. Daha dün gibi yılbaşını kutladık, ancak 2026’nın yüzde 50’si bitti bile. Çocukluğumuzda yaz tatili hiç bitmeyecekmiş gibi gelirdi; oysaki şu an takvimler çok başka bir şeyi söylüyor. Nerede o eski bayramlar diye iç çekip duruyoruz, eski müzikleri dinliyoruz, nostaljik hissettiren her şeyle kolayca bağlantı kuruyoruz. Hem yarış atı gibi hissettiren hem de dünya hayatına anlam katan yegâne olgu: Zaman. Kutsal kitapların “ahir zaman” diye tanımladığı bir dönemde adeta yarıştığımız zaman… Henüz cevaplarını bulamadığımız ve belirsizliğiyle aklımızı bulandıran konulardan birine değineceğim bugün.

Zaman mı hızlandı, yoksa biz mi değiştik?

Çeşitli mecralarda milyonlarca insan benim sorduğum soruların cevaplarını arıyor. Kimileri bunun sebebini yaş almanın doğal bir sonucu olarak görüyor, kimileri ise pandemi sonrası değişen dünya düzenine bağlıyor. Birileri kanıtlayamıyor olsa da bir şeyler hissediliyor. Sıradışı açıklamalar arayan belli bir kesim ise Schumann rezonansından, kolektif bilinç dönüşümünden, hatta zaman çizgilerinin değiştiğinden söz ediyor. Gözümüzün önündeki yetersiz geliyorsa, biraz da gizli saklı ve perdenin ardındaki konuşulmayanlara bakmak gerekir diye düşünüyorum.

Pandemi Sonrası Bozulan Zaman Algısı

Psikolojide zamanın nesnel akışı ile öznel deneyimi birbirinden farklıdır. Yani görünürde saat herkes için aynıdır, herkes o saat diliminde yaşar; ancak her beyin bu zaman akışını aynı şekilde algılamaz. Yakın zamanda yaşadığımız pandemiyle tüm dünyanın eve kapanmasıyla yaşananlar tesadüf olmasa gerek… Günler, haftalar, aylar birbirine karışmıştı; yıllar anlamını yitirmiş, her gün aynı gibiydi; hastalıkla beraber bir belirsizlik pandemisi de hakimdi. Belki de bugün hala o dönemin zihnimizde bıraktığı izlerin devamını yaşıyoruz (Holman et al., 2022).

Yapılan araştırmalar, covid-19 pandemisinin insanların büyük bölümünün zaman algısında belirgin değişimler yaşadığını göstermiştir.

Yaş Aldıkça Zaman Neden Hızlanıyor?

Bir an çocukluğunuza gidelim; yaz tatilleri nasıldı? Ya da kar yağacak diye beklenen o kış mevsimleri… Bitmek bilmezdi değil mi? Şimdi ise 1 yıl, 3 ay gibi geliyor. Peki neden? Birincisi, beynimizin her yeni şeye verdiği tepkiden kaynaklı. Çocukluğumuzda her deneyim bizler için ilk ve yeniyken beyin çok daha fazla ayrıntıyı kaydeder. Daha fazla anı biriktirmek, daha uzun hissedilen bir zamanı yaratır. Yetişkinlikte bu durum yerini biraz rutinlere bıraktığı için deneyim azaldıkça beyin daha az ayrıntıyı kaydediyor. Geriye dönüp bakıldığında geçen yıllar daha kısa görünmeye başlayabilir. Bu yüzden birden fazla farklı deneyimlerde bulunmak, hayatı daha fazla yaşamak ve anın tadını çıkarıyor hissini verebilir: Dolu dolu yaşamak nedir tam olarak?

Dijital Çağ ve Sürekli Hızlanma Hissi

Hayat ritmimiz o kadar çok değişti ki, bu sadece pandemiyle açıklanacak kadar basit değil. Sabah uyanır uyanmaz elimiz telefona gidiyor, gün içinde birçok uyarana maruz kalıyor ve saatlerce “reels” kaydırabiliyoruz. Ya da gelen bir bildirimi kontrol etmediğimizde, mesajlara dakikalar içinde dönmediğimizde, birkaç saat sosyal medya detoksunda dahi dünyadan kopmuş ıssız adaya düşmüş gibi hallerimiz yok mu… Evet, artık birçoğumuz böyle.

Alman sosyolog Hartmut Rosa’nın “Sosyal Hızlanma Kuramı”na göre modern toplumun en belirgin özelliklerinden biri sürekli hızlanmasıdır (Rosa, 2013). Teknoloji bize zaman kazandırıyor gibi görünse de ortaya çıkan boşluğu dinlenerek değil, daha fazla iş, daha fazla deneyim ve daha fazla uyaranla dolduruyoruz. Sonuç olarak zaman kazandıkça daha az zamana sahip hissediyoruz.

Zamanın içinde sıkışmış hissederken aynı zamanda zihnimizi de susturamaz hale geliyoruz. Tam da bu noktada aklıma “performans öznesi” kavramı geliyor. Bir başka düşünür Byung-Chul Han’ın bu tanımlamasına göre modern insan artık dışarıdan baskı altında çalışan biri değil, kendi kendisini sürekli geliştirmeye, üretmeye ve yetişmeye zorlayan biridir. Dinlenirken bile verimli olmaya çalışır, tatilde bile bir şeyler kaçırmaktan korkar. Bu yüzden zihnimiz hiçbir zaman tam anlamıyla duramaz, kendi kendini sömürür. İşte bu yüzden zaman hızlanıyormuş hissi geliyor çünkü hiçbir an ‘gerçekten’ yaşanmıyor (Han, 2015).

Sosyal medyanın, televizyonun içinde kaybolup giderken dikkatimizi parçalayan şey sadece bilgi fazlalığı değil; aynı zamanda durup deneyimleme kapasitemizin azalması olabilir. Birçok insan belki de bu yüzden aynı cümleleri kuruyor: “Bi baktım ki pazartesi olmuş.”

Sorun, takvim yapraklarının birer birer eksilmesinden ziyade artık birçoğumuzun aynı yerde uzun uzun kalamıyor olması…

Dünya Gerçekten Daha Hızlı mı Dönüyor?

Bilim insanları gerçekten de Dünya’nın dönüş hızında milisaniyelik değişimler tespit etti. Bu değişimler günlük yaşantımızda hissedebileceğiniz düzeyde değil; dolayısıyla zamanın hızlı akmasının sebebini tek başına açıklamaya yetmeyecektir.

Schumann Rezonansı, Kolektif Bilinç ve Zamanın Hızlandığı Hissi

Zamanın hızlandığına dair takip ettiğim araştırmacıların sık sık tartıştığı kavramlardan biri de Schumann rezonansıdır. Schumann rezonansı, Dünya ile iyonosfer arasında oluşan doğal elektromanyetik frekansları ifade eder. Bazı spiritüel topluluklar, insan bilincinin “uyanışıyla” ilişkili olduğunu ve insanlığın boyut atlayarak frekans değiştirdiğini ifade ederek zamanın hızlandığı hissini açıklamaya çalışır. Bu tür teorilerin insan psikolojisini etkilemesi başlı başına ilginçtir ki belirsizliği sevmeyen zihnimiz, bir şeylerin değiştiğini hissediyor ve nedenini bulmaya çalışıyor.

Mandela Etkisi ve Kolektif Hafızanın Oyunları

Mandela Etkisi’ne göre, bazı insanlar geçmişte yaşanmış olayları, logoları veya film sahnelerini aynı şekilde hatırladıklarını iddia etse de gerçek kayıtlar farklıdır. Psikoloji bilimine göre Mandela etkisi, hafızanın yeniden yapılandırıcı etkisiyle açıklanabilir. Yani anılarımız beynimizde bir sabit video kaydı değildir; onları her hatırlayışımızda geçmişimizi yeniden inşa ederiz.

Sizce 2019’u dün gibi hissetmemizin bir diğer sebebi de bu olabilir mi?

Belki de Hayat Hızlı, Zaman Değil

Sanıyorum ki eskisi kadar anda durup yaşamıyoruz. Bir mektubu aylarca beklemiyoruz artık… Zaman hızlandıkça anılarımız kısaldı çünkü.

Son yıllarda dünya insanı olarak o kadar çok şey yaşadık ki… Her geçen gün bir önceki gibi değil ve her an gündem değişiyor; pandemi, ekonomik krizler, savaş haberleri, yapay zekanın yükselişi… Hayatımız gerçekten hızlandı ve merak ediyorum: Biz o hayata yetişmeye çalışırken gerçekten yaşayabiliyor muyuz? Tükeniyor muyuz, kendimizi mi oyalıyoruz? Yoksa insanları, mevsimleri, yılları, en çok da kendimizi mi kaçırıyoruz?

Zişan Fulya Kuday
Zişan Fulya Kuday
Psikolog Zişan Fulya Kuday, psikoloji lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle tamamlamış, kariyerine çeşitli hastane ve anaokullarında başlamıştır. Kendini klinik psikoloji ve psikoterapi alanlarında geliştirmeyi hedefleyen Kuday; bireysel danışmanlık, aile/çift terapisi, çocuk ve ergen psikolojisi gibi alanlarda çalışmaktadır. İnsan ruhunu derinlemesine anlamak ve iyileştirmek amacıyla, bireylerin ruhsal iyilik halini etkili yöntemlerle desteklemeyi misyon edinmiştir.Bu doğrultuda, danışanlarına gönüllü psikolojik destek de sunmakta, alanındaki yenilikleri takip ederek psikoloji bilimini daha ulaşılabilir kılmayı, toplumsal farkındalık oluşturmayı ve danışanlarına sürekli öğrenme-gelişim bilinciyle etik temeller çerçevesinde profesyonel destek sunarak toplum ruh sağlığına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Spiritüel ve sanatsal yönleriyle de öne çıkan Kuday, spiritüel psikolojinin ve sanatın terapötik gücüne inanmakta; bu alanlarda da çalışmalar yürütmektedir. Yazıları, özellikle içsel gelişim, ilişki dinamikleri ve psikolojik dayanıklılık temalarına odaklanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar