Cumartesi, Haziran 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sosyal Saat Kavramı ve Önemi

Aslında dünyaya geldiğimiz andan yaşamımız sonlanana kadar çevremiz tarafından sürekli değişen bir beklenti içerisindeyiz. İlk kelimesini söyleyen bir bebek, mezun olan bir öğrenci, iş bulan bir yetişkin… Tebrik edilerek başarısı kutlanır ve bir nevi ödüllendirilir. Çevremiz tarafından da kendi benliğimiz için başarılı olmak oldukça önemlidir. Bu başarılı olma durumu ise sürekli değişkendir. Farkında olmasak bile toplum tarafından başarı baskısı içinde buluruz kendimizi. Çevremizin bizden erken dönemden itibaren ardı arkası kesilmeyen beklentiler zinciri vardır. Yalnızca kariyer odaklı değil, mezun olan bir liseli öğrenciden üniversite mezuniyeti beklenirken, evlenen yetişkinden de çocuk yapması beklenir ya da 3-5 yaş arası bebeklerin tuvalet eğitimini tamamlaması beklenir. Fakat sosyal saate göre ilerlememek her zaman problem değildir. Bu durum, toplum tarafından şekillenen ve ‘sosyal saat’ olarak adlandırılan her yaşa göre toplumun ilerleyişini yansıtan sosyal beklentilerdir.

Sosyal saat kavramı aslında halk arasında daha çok yaşına uygun davranmak olarak tanımlanabilir. Yaşında davranmak, insanların genelini model alan, toplumun yaşa göre beklentilerini karşılayan stabil bir hayatı sürdürebilmek için toplum tarafından başarı olarak algılanan davranış kalıplarıdır. Tabi bunların başarı olması durumu tartışmaya açıktır. Herkes evlenmek istemeyebilir, herkes çocuk da yapmak istemeyebilir ya da çocuğu da olmayabilir. Bu durumun toplum tarafından tebrik edilerek kutlanması, aslında bunun başarı olarak algılandığını açıkça gösterir. Kimine göre bu durum başarıdır, kimine göre ise yalnızca bir tercih veya seçimdir.

İnsanlar belli bir yaşa geldiğinde birbiri ile yarış içerisinde hissedebilir. Hep yakalamaya çalıştığınız bir hayat var gibi görülebilir. 25’li yaşlar kariyer odaklı, 30’lu yaşlar evlilik ve çocuk sahibi olma, 35-40 yaşları ise para kazanma ve birikim yapma gibi hedeflerle doludur. İnsanlar, kendi yaşıtlarına göre birbirleriyle kendilerini sürekli kıyaslayarak, olması gerektiğini düşündükleri hayata ulaşmak için çaba gösteriyor. O ânı ve istedikleri hayatı yaşamaktan çok, yaşıtlarından farklı konumda olan kişiler ise “geç kalmış” hissine kapılabiliyor. Bu durum, kişilerin toplum tarafından baskı hissetmesine sebep olurken, benlik algılarına da zarar verir. Aynı zamanda kişileri psikolojik olarak da yorar. Belki sınava tekrar hazırlanmak yerine istemediği okulda okumaya razı gelirken, belki de çok sevmediği bir evliliği “geç kalmış” hissinden kurtulmak için kabul edebilir.

Sosyal saati takip edebilmek bir yandan önemlidir çünkü; kişiye hayatta yaşanması (toplumun geneli tarafından) önemli olan duygu ve davranışları düzenli bir şekilde yaşamaya olanak sağlar. Bu kapsamda Türkiye’de yapılan bir çalışmada, evlenme yaşlarını sosyal saate uygun olarak algılayan kişilerin, bu zamanlamaları erken ya da geç olarak algılayan kişilere göre evlilikten daha fazla doyum aldıkları araştırma ile bulunmuştur. Çocuk sahibi olma açısından ise araştırmaya göre erken yaşta çocuk sahibi olan kişilerin, zamanında ve geç çocuk sahibi olan kişilere göre daha düşük evlilik doyumuna sahip oldukları görülmüştür (Pekel Uludağlı & Akbaş, 2019). Bu araştırmaya göre sosyal saati göz önünde bulundurarak evlenen ve çocuk sahibi olan bireylerin evlilik doyumu ile zamanlamalarının arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

Aslında sosyal saate göre yaşamımızı zamanlamaya çalışmanın kaygıyı azaltma, daha yüksek sosyal uyum düzeyi, toplumsal onay ve daha az toplumsal baskı gibi artıları vardır. Fakat bu zamanlamaları herkes aynı şekilde, aynı zamanlarda yaşamayı tercih etmeyebilir. Kişi kendisini hazır hissetmeyebilir. Bu durumda kişinin dönüp kendisine sorması gereken soru şu olmalıdır: Benden beklenen ne? Peki ben ne istiyorum? Kişi bunun ayrımını yapabilmeli ve kendi isteğini ön planda tutarak farkındalık kazanmalıdır. Bizden beklenenden daha önemlisi ise bizim ne istediğimizdir.

Berfin özvurmaz
Berfin özvurmaz
Psikoloji alanında travma, bağlanma ve kişilik yapıları, ilişkiler üzerine ilgi duyuyorum. Oyun terapisi eğitimim bulunmaktadır. MMPI uygulayıcısıyım. NAADAC onaylı bağımlılık danışmanlığı eğitimim devam etmekte. Klinik psikoloji ve bağımlılık alanlarında değerlendirme süreçlerine odaklanıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar