Güvende Hissetme İhtiyacı
Hepimizin bir sığınağı var değil mi bu hayatta? Hayatın kaygısından, endişesinden, mutsuzluğundan bir nebze uzaklaştığımız bir yer… Kendimizi tehdit altında hissetmediğimiz, kalbimizin atışının sakinleştiği, hayatın ritminin biraz daha yavaşladığı o yer… Bazen birkaç dakikalığına bile olsa bulutların üzerinde gibi hissettiğimiz anlar…
Sahi nedir bu güvenli alan? Ya da güvenli alanını hâlâ bulamayan insanlar var mı?
Psikolojide güvenli alan, kişinin kendini rahat, sakin ve tehdit altında hissetmediği yer olarak açıklanıyor. Ama güvenli alan sadece dört duvardan oluşan fiziksel bir yer değil. Çünkü insan zihni bazen bir mekânda değil, bir hissin içinde güvende hissediyor kendini.
Güvenli Alan Tanımı Herkes İçin Farklıdır
Güvenli alan bazen bir insandır. Onun yanında kendimizi daha huzurlu hissederiz. Sürekli güçlü görünmek zorunda kalmayız. Sessiz kalsak bile anlaşılmış gibi hissederiz. Çünkü bazı insanlar, insanın zihnindeki karmaşayı yavaşlatabilir.
Bazen bir şarkıdır güvenli alanımız… Her nakaratı kalbimize dokunur. Aynı şarkıyı defalarca dinlememize rağmen hâlâ aynı hissi verir. Çünkü bazı melodiler sadece kulağımıza değil, duygularımıza da hitap eder.
Bazen denize bakmaktır. Dalga sesini dinlemek, birkaç dakika boyunca hiçbir şey düşünmemeye çalışmak… Özellikle doğanın insan psikolojisi üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğu biliniyor. Tekrarlayan doğal sesler zihni sakinleştirebiliyor ve kişinin stres seviyesini azaltabiliyor. Belki de bu yüzden çoğu insan kötü hissettiğinde kendini deniz kenarına atmak istiyor.
Bazen bir filmdir güvenli alanımız. Defalarca izlediğimiz halde hâlâ aynı huzuru veren sahneler vardır. Sonunu bildiğimiz halde tekrar açarız. Çünkü insan zihni tanıdık şeylerde daha güvende hisseder kendini. Psikolojide buna “tanıdıklık etkisi” deniliyor. Beyin, daha önce deneyimlediği şeyleri tehdit olarak algılama ihtimalini azaltıyor.
Bazense sadece bir hayaldir… Zihnimizde tutunduğumuz küçücük bir kare… Belki hiç gerçekleşmemiştir ama düşüncesi bile iyi gelir. Çünkü insan bazen yaşadığı yerde değil, umut ettiği yerde huzurlu hisseder.
Zihinsel Yorgunluk ve Güvenli Alan Arayışı
Özellikle anksiyete yaşayan insanlar için güvenli alan ihtiyacı daha yoğun hissedilebilir. Çünkü zihin sürekli tetikte kaldığında kişi kendini regüle edebileceği alanlar aramaya başlar. Duygu regülasyonu dediğimiz şey de tam olarak budur; insanın yoğun duygularını sakinleştirmeye çalışması…
Modern hayatın içinde insan çoğu zaman kendine bile yabancılaşabiliyor. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışmak, insanlara iyi görünmek, güçlü durmak ya da her şeyi kontrol altında tutmaya çalışmak zihinsel olarak insanı yorabiliyor. Bu yüzden güvenli alan sadece huzurlu hissettiren bir şey değil, aynı zamanda zihinsel bir ihtiyaç hâline geliyor. Çünkü insan zihni sürekli savaş hâlinde kalamıyor; sadece nefes nefese kalmaktan yorulan zihni biraz susturmak istiyor.
Sosyal medyanın da bunda büyük bir etkisi var. İnsanlar sürekli mutlu görünmeye çalışıyor, sürekli daha iyi olmak zorundaymış gibi hissediyor. Bir süre sonra insan kendi duygularını bile bastırmaya başlıyor. İşte tam bu noktada güvenli alan daha önemli hâle geliyor. Çünkü insan bazen sadece rol yapmadan durabileceği bir yere ihtiyaç duyuyor.
Kendi Özümüzden Bir Parça Bulduğumuz O Sığınak
Belki de bu yüzden bazı insanlar çocukluğundaki bir sokağı özlüyor, bazıları eski bir şarkıyı duyunca duygulanıyor, bazılarıysa sadece gece yürüyüşlerinde huzur buluyor. Çünkü güvenli alan bazen insanın kendisini en “kendisi gibi” hissettiği yerde ortaya çıkıyor. Yargılanmadan, açıklama yapmak zorunda kalmadan, sadece olduğu gibi var olabildiği yerde…
Aslında güvenli alanımızı çoğu zaman arayarak değil, hissederek buluyoruz. Çünkü insan gerçekten güvende hissettiği yerde sürekli kendini savunmak zorunda kalmıyor. Zihni biraz daha yavaşlıyor, omuzlarındaki yük biraz daha hafifliyor.
Ve sanırım insanın gerçekten huzurlu hissettiği yer tam olarak burası oluyor. Kalbinin biraz daha yavaş attığı, zihninin biraz daha sustuğu ve hayatın birkaç dakikalığına bile olsa daha hafif geldiği yer…
Belki de bu yüzden hepimizin bir güvenli alana ihtiyacı var. Çünkü insan bazen sadece dinlenmek değil, anlaşılmış hissetmek istiyor. Hiçbir şey anlatmadan bile huzurlu olabileceği bir yer arıyor. Hayat ne kadar karmaşık olursa olsun, insanın içinde her zaman sığınmak istediği küçük bir yer kalıyor. Ve bazen insanı ayakta tutan şey tam olarak bu oluyor.


