Leyla katılmak istediği sergi için bir tablo üzerinde çalışmaktadır. Kahvesini alır, şövalyenin başına geçer, müziği açar ve ilk fırça darbesini atar. Başlangıçta renkleri dikkatlice seçerken bir süre sonra eli otomatikleşir, tamamen yaptığı işe odaklanır. Telefonuna gelen bildirimleri duymaz, saatin kaç olduğunu fark etmez. Bu his size de tanıdık geldi mi? İşte Leyla’nın yaşadığı o psikolojik duruma, pozitif psikoloji alanının öncülerinden Csikszentmihalyi’nin (1990) adlandırdığı şekliyle ‘akış’ denir.
Son yıllarda yabancı sosyal medyada ‘akış durumuna ulaşmak’ (reaching flow state) kavramının birçok gönderide kullanılmasıyla birlikte akış, günlük hayatta daha çok kullandığımız bir kavram oldu. Akış dikkat gerektiren, bireyi zorlayan ama kontrol edebileceği zorlukta olan aktiviteler sırasında gerçekleşir. Bu deneyim, tatmin olma, mutluluk, heyecan ve odaklanmanın hepsini bir anda deneyimlemeye benzer.
Akış Sırasında Ne Olur?
Akıştayken yoğun konsantre olma görülür. Akışa geçen kişi kendini bütünüyle yaptığı aktiviteye verir ve adeta yaptığı iş ile bir bütün olur. Bu yoğun konsantrasyon ile yaptığımız işe odaklandığımızda kendimizi düşünmeyiz. Böylece kişi kendini yaptığı iş ile iç içe gördüğünde benlik farkındalığı geçici olarak geri çekilir. Akış halindeyken kişi dışarıdan nasıl göründüğünü düşünmek, başkalarının onun hakkında ne düşündüğüne kafa yormak gibi öz değerlendirmeler ile zihinsel enerjisini harcamaz, sadece yaptığı işe odaklanır. Bu sırada bireyin benlik hissi azaldığı, dikkatini benliğiyle ilgili düşüncelerden uzaklaştırdığı ve odağı etkinlikte olduğu için akış ile ruminasyona yol açabilecek düşüncelerinden uzaklaşma arasında bir ilişki olduğu düşünülebilir. Ruminasyon, bireyin geçmişte yaşadığı olumsuz olaylar hakkında kafasında dönüp duran ve bir sonuca varamayan olumsuz düşüncelerdir. Öz değerlendirmelerin azalması ve dikkatin yoğun şekilde etkinlik üzerine verilmesinin sayesinde bu olumsuz düşüncelerinin zihinsel alana girişi geçici olarak engellenmiş olabilir. Ancak ilginçtir ki akış sırasında benlik hissinin geri plana çekilmesine rağmen iş tamamlandığında benlik hissi eskisinden daha çok güçlenmiş hale gelir.
Akış halinin benlik hissini pekiştirmesinin dışında birçok olumlu psikolojik etkisinden söz edebiliriz. Akıştan çıkıp yaptıklarımıza baktığımızda tatmin olmuş hissederiz, sonuçta zorlukları aşmış ve bir şeyler başararak neler yapabileceğimizi görmüşüzdür. Ayrıca yaptığımız iş üzerinde yüksek bir kontrol hissi yaşamak, belirsizliği azaltarak ve yönetebilme hissini pekiştirerek kaygının azalmasına katkı sağlayabilir.
Akış hissinin özelliklerinden biri zaman algısında bozulmaya yol açmasıdır. Bu bazen zamanın olduğundan kısa algılanmasıyla, bazen de olduğundan uzun algılanmasıyla yaşanır. İlgi çekici bir kitap okumak gibi tekrar gerektiren işlerde geçen saatler dakikalar gibi algılanırken, yarış sporları gibi hızlı ve karmaşık beceriler gerektiren işlerde ise zaman olduğundan daha yavaş algılanabilir.
İçsel Motivasyonun Rolü
Akış deneyimi için ‘içsel motivasyon’ önemli bir kavramdır. Akışı içsel motivasyon ile yapılan etkinliklerde yaşarız. İçsel motivasyon, bireyin bir etkinliği dışarıdan gelecek bir ödül veya zorunlu olduğu için değil; etkinliğin kendisinden haz aldığı, merak ettiği ve tatmin sağladığı için gerçekleştirmesini ifade eder. Aktivite kendisi sevildiği için gerçekleştirilir. Örneğin Leyla eğer ki maddi bir beklentisi olduğu için veya takdir edilmek için resim yapsaydı, dışsal motivasyon ile yapmış olurdu. Leyla resim yapma sürecinden keyif aldığı için resim yapıyorsa içsel motivasyonu vardır. İçsel motivasyonu olan insanlar, içsel motivasyon gerektiren işlerde daha yaratıcı, daha kararlı olurlar ve daha iyi performans gösterirler ve daha çok öz saygı ve iyi oluş yaşadıklarını ifade ederler.
Neden bazı işler bizi tamamen içine çeker de bazıları sıkar?
Akış deneyiminin sağlanması için bazı koşullara dikkat edilmelidir. Bunlardan biri zorluk-beceri dengesidir. Yapılan iş ile kişinin becerilerinin arasında denge bulunmalıdır, görev kişinin becerilerini kullanmasını ve geliştirmesini gerektirecek kadar zorlayıcı olmalı ancak başa çıkılamayacak kadar zor olmamalıdır. Böylece kişi kendi limitlerini zorladığını hisseder, ortalamanın üzerinde bir beceri gösterir. Zira becerilerin düşük seviyede kaldığı çok zorlu durumlarda aktivite kontrol edilemez hissedileceği için ortaya kaygı çıkar. Bunun tersinin yaşandığı durumlarda zorluk seviyesi düşükse ve beceriler orta derecedeyse sıkılma deneyimlenir.
Net Hedefler ve Anında Geribildirim
Ayrıca akış deneyiminde hedefler ve geribildirimler de önemli rol oynar. Hedefler açıkça belirlenmiş olmalıdır, bu hedefler uğruna yapılanlara gelen geribildirimler bekletilmeden, anında gelmelidir. Örneğin resim yapan birinin açıkça hedefi, resmi gerçeğe en yakın şekilde yapmak olabilir. Her aşamada ortaya çıkan görüntüyü görür ve renklerin, biçimlerin istediği şekilde olup olmadığını değerlendirebilir. Bir başka örnek de video oyunlarından verilebilir, amaç açıkça bir bölüm tamamlamak veya bir rakibi yenmektir ve yapılan hamlelerin sonucu anında görülür.
Akış Her Zaman İyi midir?
Akış her zaman iyidir gibi bir genelleme yapmak doğru olmayabilir, birey akışı sağlayan aktiviteleri planlamada sorun yaşarsa bu bireyin kendini veya sevdiklerini ihmal etmesiyle sonuçlanabilir. Akış sağlayan işlere uzun vakitler ayırmak sosyal ağlardan uzaklaşmaya sebep olabilir, oysa sosyal ilişkiler iyi oluş için önemli bir faktördür.
Sonuç
Akış bize zorlu görevlerin keyifli olabileceğini gösteren bir psikolojik deneyimdir. Ancak günümüzde sürekli maruz kaldığımız bildirimlerle, kısa süreli uyarıcılarla birlikte akış haline geçmek günden güne zorlaşıyor olabilir mi? Yine de akışın bize sunduğu hisleri fark etmek ve ona alan açmaya çalışmak, kendi başına değerli bir adım olabilir.
Kaynakça
- Carr, A. (2016). Pozitif Psikoloji: Mutluluğun ve İnsanın Güçlü Yönlerinin Bilimi Çev. Ümit Şendilek, İstanbul: Kaknüs


