Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Yine Geç Kaldım..” Neden Bazı İnsanlar Her Yere Geç Kalır?

Hepimizin hayatında her yere geç kalan bir tanıdığı mutlaka vardır. Bu kişiler randevu saatlerini genellikle aşarlar, karşılarındaki kişiye mahcup olarak “Yine beklettim, çok özür dilerim.” cümlelerini defalarca sarf ederler. Bu durum, dışarıdan bakıldığında basit bir zaman yönetimi problemi gibi görünse de, psikoloji bilimi bu durumu sadece bu açıdan ele almaz. Zaman zaman başka sebeplerin de olabileceğini söyler. Peki bu sebepler nelerdir, neden bazı insanlar sürekli bir yerlere geç kalır?

Tabii ki gün içinde herkesin başına ufak tefek aksaklıklar gelebilir; trafik vardır, beklenmedik bir iş çıkmıştır.. Bu insani bir durumdur. Ancak bu yazıda bahsedilen kişiler, geç kalma işini alışkanlık haline getiren, dışarıya bağlı sebeplerden ziyade bireysel nedenlerden geç kalan kişilerdir.

Zaman Herkes için Aynı Hızda Akmaz

Zaman, fiziksel olarak ölçülebilen bir kavram olsa da psikolojik açıdan öznel bir deneyimdir. Aynı süreç, farklı insanlarda farklı zihinsel karşılıklar bulur. Bundan dolayı insanlar zamanı aynı hızda deneyimlemez. Psikoloji bilimi, bu duruma “öznel zaman algısı” der (Block, Zakay & Hancock, 1999).

Bazı insanlar zamanını dakikalara bölerek geçirirken, bazıları için zaman daha belirsiz ve plansız ilerler. Aradaki bu fark, kişilerin zamana nasıl baktıklarıyla ilişkilidir. Zimbardo ve Boyd’un Zaman Perspektifi Kuramına göre, bireyler zamana yönelik farklı yönelimlere sahiptir. Gelecek odaklı bireyler, plan yapma ve zamanını yönetme konusunda daha başarılıyken, şimdi odaklı bireyler ise “anda kalmak” dediğimiz şimdiyi yaşamaya ve esnek olmaya daha yatkınlardır (Zimbardo & Boyd, 1999).

Bu nedenle geç kalma davranışı çoğu zaman sorumsuzluktan ziyade zaman algısından kaynaklanır.

Beynin Zamanla İlişkisi

Zaman yönetimi, beynin “prefrontal korteks” tarafından yürütülen yürütücü işlevleriyle oldukça ilişkilidir. Prefrontal korteks; plan yapma, dikkat ve zaman tahmini yapma gibi becerileri kontrol eder (Barkley, 1997). Yani beynin bu alanında yaşanan problemler, bireyin zamanı doğru bir şekilde değerlendirememesine ve planladığı gibi hareket edememesine yol açabiliyor.

Özellikle nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerde prefrontal korteksin işlevleri daha belirgin biçimde etkileniyor. Literatürde “zaman körlüğü” olarak adlandırılan bu durum, kişinin zamanın akışını takip etmekte zorlanmasına sebep olabiliyor (Toplak, Dockstader & Tannock, 2006). Yani zaman kontrolünde problem yaşanmasına risk faktörü olarak DEHB’yi söyleyebiliriz.

Bu kişiler için zaman, saatle ölçülen bir gerçeklikten ziyade sezgisel bir histir. Zaman ilerlerken kişi vaktin geçtiğini fark etmekte güçlük yaşar. Bu nedenle çoğu zaman geç kaldığını iş işten geçtikten sonra görür. Olay çoğu zaman isteksizlik değil, beynin zamanı işleme biçimidir.

Kişilik Yapısı

Beş Faktör Kişilik Kuramına göre bazı bireyler günlük hayatını daha düzenli ve planlı yaşarlarken, bazıları daha sezgisel ve esnek şekilde yaşar (McCrae & Costa, 1997). Bu farklılık, bireylerin diğer insanlarla kurdukları ilişkiye de yansır. Özellikle belirsizliğe tahammülü düşük olan kişiler için zaman, sınırları olan ve uyulması gereken bir düzen alanıdır. Saat kaçta nerede ne yapacağının belli olması, bu insanlara adeta güvenli bir alan sağlar. Buna karşılık daha sezgisel bireyler, katı zaman planlamalarına uymakta zorlanabilir. Çünkü bu bireyler esnekliği, net kurallardan daha çok benimserler.

Ayrıca karakteri gereği bazı insanlar biraz daha fevri ve gergindir, bu yüzden kontrol ihtiyaçları belirgin olabilmektedir. Bu nedenle bir yerlere geç kalınması, bu kişilerde kontrol kaybı ve düzensizlik algısı yaratabilir. Bu kontrol kaybı hissi nedeniyle kişilerde yoğun huzursuzluk hissi başlar, geç kalan kişiye karşı da öfkeli tepkiler verdiklerini sıklıkla görebiliriz (Sirois, 2014).

Kısacası, bazı insanlar zamanlarını “kurala ve planlanana uygun” şekilde yaşarken, bazıları zamanı daha çok akışa bırakarak içlerinden geldiği gibi yaşarlar. Bu farklılık, zamanın herkes için aynı anlama gelmediğini; zamanı algılayış şeklinin kişiden kişiye değişebildiğini gösterir.

Bilinçdışı Süreçler ve Direnç

Geç kalma davranışını yalnızca dikkat, zaman planlama veya zaman yönetimi problemleri ile açıklamak yeterince kapsayıcı olmayacaktır. Bazı durumlarda kişinin durumu biraz daha farklıdır; kişi zamanını iyi yönettiği halde bazı ortamlara, randevulara gecikebilir.

Psikanalitik bakış açısına göre bu tür tekrarlayıcı olan ve artık alışkanlık haline gelen gecikmelerin altında bilinçdışı süreçler yer alabilir. Freud’un (1901) belirttiği üzere, insan zihni kendisini rahatsız edecek durumlarla direkt yüzleşmeyip dolaylı şekilde tepki verebilir. Günlük hayatta hepimizin sıkça karşılaştığı bir şeyleri unutmalar / bir yerlere gecikmeler, bilinçdışımızdaki isteksizliğin davranışa yansıma şekli olabilir. Yani bu tarz “hatalar” ve “unutkanlıklar”, bazen rastlantıdan ziyade psikolojik anlam barındıran davranışlardır (Tutarel Kışlak, 2016).

Bu durumu en iyi açıklayan kavramlardan biri şüphesiz “direnç” kavramıdır. Direnç, kişinin kendisine rahatsızlık verecek veya tehdit edici bir unsur olarak algılayacağı durumlarla yüzleşmesini zorlaştıran bir savunma şeklidir. Burada zihin kişiyi doğrudan durdurmaz; ancak süreci yavaşlatır, kişiye bahaneler yaratır. Bu şekilde birey, kendisine zarar verebilecek potansiyelde gördüğü durumla açıkça karşı karşıya gelmek yerine, sergilediği davranış üzerinden kendince bir çözüm üretmiş olur (Cramer, 2006).

Daha açıklayıcı olması için bir örnek verelim; bir kişi bir toplantıya gitmesi gerektiğinin farkındadır, ama bazen o ortamda olmak istemediğini bilinçli olarak kabul etmez. -Belki arasının iyi olmadığı ve hiç karşılaşmak istemediği insanlar da orada olacaktır, belki toplantıya hazırlıklı değildir.- “Gitmek istemiyorum” demez de yavaş yavaş hazırlanır, çok da aciliyeti olmayan bir işini halletmeye çalışır, son anda bir şeyler unuttuğunu fark eder… Sonuç olarak o toplantıya gider (o da gitmesi gerektiği için), ancak geç kalır. Bu örnekte geç kalmak kişinin dikkatsizliğinden dolayı değil, zihninin kendisine kurduğu bir nevi uzlaşmadır.

Kısaca geç kalma davranışı, sadece zamanın iyi yönetilememesinden veya bazı aksaklıklardan kaynaklanmaz. Bazen de bireyin bilişsel işlevleri ve bahsi geçen bilinçdışı düşüncelerle yakından ilişkilidir. Bu davranışı yalnızca dışsal nedenlere bağlamak, insan zihnine ve psikolojiye haksızlık etmek olacaktır.

Kaynakça

  • Barkley, R. A. (1997). Behavioral inhibition, sustained attention, and executive functions: Constructing a unifying theory of ADHD. Psychological Bulletin, 121(1), 65–94.

  • Block, R. A., Zakay, D., & Hancock, P. A. (1999). Human aging and duration judgments: A meta-analytic review. Psychology and Aging, 14(2), 203–220.

  • Cramer, P. (2006). Protecting the self: Defense mechanisms in action. Journal of Personality, 74(6), 1621–1650.

  • Freud, S. (1901). The psychopathology of everyday life. London: Hogarth Press.

  • McCrae, R. R., & Costa, P. T. (1997). Personality trait structure as a human universal. American Psychologist, 52(5), 509–516.

  • Sirois, F. M. (2014). Procrastination and stress: Exploring the role of self-compassion. Self and Identity, 13(2), 128–145.

  • Toplak, M. E., Dockstader, C., & Tannock, R. (2006). Temporal information processing in ADHD: Findings to date and new methods. Journal of Neuroscience Methods, 151(1), 15–29.

  • Tutarel Kışlak, Ş. (2016). Savunma mekanizmaları. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Ansiklopedisi.

  • Zimbardo, P. G., & Boyd, J. N. (1999). Putting time in perspective: A valid, reliable individual-differences metric. Journal of Personality and Social Psychology, 77(6), 1271–1288.

ayyuş özlem kursav
ayyuş özlem kursav
Ayyuş Özlem Kursav, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Eğitim sürecinde özel eğitim ve rehabilitasyon alanında staj yaparak grup ve bireysel seanslara eşlik etmiş, klinik gözlem ve vaka değerlendirme deneyimi kazanmıştır. Psikoloji kongreleri ve sempozyumlarını yakından takip etmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile Danışmanlığı ve Oyun Terapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır. İlgi alanları arasında duygusal süreçler, ilişkiler, travma, toplumsal etkiler ve gündelik davranışların psikolojik anlamları yer almakta; yazılarında bu temaları anlaşılır bir dille ele almayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar