Salı, Temmuz 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Hamnet: Yasın Sessiz Dili ve Yasın Ardından Yeniden Var Olabilmek

Hamnet, ölümü anlatan bir film değil. Geride kalanların yaşamaya nasıl devam ettiğini anlatan bir film. Bazı acılar konuşulmaz. Ama hayatın geri kalanını sessizce değiştirir.

Bazı filmler izlendikten sonra unutulur. Bazıları ise bittikten sonra zihinde yaşamaya devam eder. Hamnet de onlardan biri. İlk bakışta bir kaybı anlatıyor gibi görünse de aslında filmin merkezinde ölüm değil, geride kalanların bu kayıpla nasıl yaşamayı öğrendiği var. Çünkü bir kaybın ardından hayat durmaz. Günler geçer, mevsimler değişir, insanlar günlük hayatlarına dönmeye çalışır. Ancak yas, takvim yapraklarına göre ilerleyen bir süreç değildir. Bazen zaman geçer ama acı aynı yerde kalır; bazen de acı değişmeden insan onunla yaşamayı öğrenir. Bu yönüyle Hamnet, yalnızca bir yas hikâyesi değil; insanın kayıptan sonra yeniden var olma çabasını anlatan güçlü bir psikolojik anlatıdır.

Yas herkes için aynı görünmez Toplumda yas denildiğinde çoğu zaman akla ağlamak, içine kapanmak ya da belirli bir süre sonra "hayata devam etmek" gelir. Oysa psikoloji bize bambaşka bir şey söyler: Yasın tek bir doğru yaşanış biçimi yoktur. Aynı kaybı yaşayan iki insan, birbirini anlamakta zorlanabilir. Çünkü insanlar yalnızca aynı olayı yaşamaz; o olaya kendi geçmişleri, bağlanma deneyimleri, kişilik özellikleri ve anlam dünyalarıyla yaklaşırlar. Bu nedenle yas, yaşanan olayın kendisinden çok, o kaybın kişi için ne ifade ettiğiyle şekillenir. Film boyunca da bunu görürüz. Aynı kaybın içinde bulunan karakterler, aynı acıyı yaşamalarına rağmen birbirinden tamamen farklı şekillerde yas tutarlar. Bu farklılık, onların birbirini daha az sevdiğini değil; acıyla baş etme yollarının farklı olduğunu gösterir.

Sessizlik de bir yas biçimidir Yasın en büyük yanılgılarından biri, görünür olması gerektiğine dair inançtır. Oysa herkes acısını kelimelere dökemez. Kimi konuşur. Kimi ağlar. Kimi hiçbir şey söylemez. Kimi ise ertesi gün işine devam eder. Bu durum çoğu zaman çevre tarafından yanlış anlaşılabilir. Sessiz kalan kişinin daha az üzüldüğü düşünülebilir. Oysa bazen insan, en derin acısını sessizliğin içinde taşır. Psikoloji literatüründe de yasın tek tip olmadığı vurgulanır. Güncel yaklaşımlar, bireylerin kayıp karşısında farklı baş etme yolları geliştirebileceğini ve bu farklılıkların "yanlış yas" anlamına gelmediğini göstermektedir. Hamnet tam da bu sessizliği görünür kılıyor. Konuşulmayanların, söylenemeyenlerin ve eksik kalan cümlelerin de yasın bir parçası olabileceğini hatırlatıyor.

Sanat bazen yasın dili olabilir İnsan, yaşadığı her acıyı anlatamaz. Bazen kelimeler yetmez. Bazen anlatmak mümkün olmaz. İşte tam bu noktada sanat devreye girer. Büyük kayıpların yalnızca bir insanı değil, kişinin dünyaya ilişkin anlam sistemini sarsar. İyileşme ise kaybı unutmakla değil, onunla birlikte yaşamı yeniden anlamlandırabilmekle ilişkilidir. Sanat da bu anlam kurma süreçlerinden biri olabilir. Bir resim, bir şiir, bir beste ya da bir tiyatro eseri… Bazen söylenemeyen duyguların taşıyıcısı hâline gelir. Hamnet, bu yönüyle yalnızca bir film değil; yasın ifade edilemeyen tarafına tutulmuş bir aynadır.

Hamnet bize ne anlatıyor? Belki de filmin en güçlü yanı, yası çözülmesi gereken bir problem gibi sunmamasıdır. Çünkü bazı kayıpların çözümü yoktur. Bazı acılar tamamen geçmez. Ve psikolojik iyileşme, her zaman acının yok olması anlamına gelmez. Bazen iyileşmek; kaybettiğin kişiyi unutmak değil, onun yokluğuyla değişen hayatına yeniden yerleşebilmektir. Belki de bu yüzden Hamnet bir ölüm hikâyesi değildir. İnsan olmanın en kırılgan yanlarından biriyle, kayıpla, sevgiyle ve yaşamın devam edişiyle ilgili bir hikâyedir.

Ve bize sessizce şunu hatırlatır: Sevgi, bazen bir insan gittikten sonra da yaşamaya devam eder.

Kaynakça

  • Zhao, C. (Director). (2025). Hamnet [Film]. Focus Features.
Hümeyra Önal
Hümeyra Önal
Hümeyra Önal, Psikolojik Danışman ve yazar olarak lisans sürecini başarıyla tamamlamıştır ve Gazi Üniversitesinde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Lisans sürecinde öğrenci topluluklarında aktif rol oynamış; eğitim sekreterliği, yönetim kurulu başkanlığı, başkan yardımcılığı, organizasyon sorumluluğu gibi birçok görevi tamamlamış ve çeşitli kamplar, zirveler, sosyal sorumluluk projelerinin gerçekleştirilmesinde aktif görev almıştır. Pozitif psikoloji yaklaşımlarına ilgi duymakta ve pozitif psikoloji, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan psikolojik kavramlar, bu kavramların bireylere etkileri, kişisel gelişim vb. konular üzerine yazılar kaleme almaktadır. Psikolojinin daha ulaşılabilir ve anlaşılır olmasını misyon edinen yazar, bireylerin iyi oluşuna yönelik çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar