Pazartesi, Temmuz 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bizi Biz Yapan Biz Miyiz, Yoksa Algoritmalar Mı?

Bu yazı Neslihan Topaloğlu tarafından Psychology Times TR için kaleme alınmıştır. Sosyal Psikoloji Bizi Biz Yapan Biz miyiz, Yoksa Algoritmalar mı? Dijital Dünyada Kişiliğimiz Sessizce Yeniden Şekilleniyor Olabilir mi?

Giriş

Sabah gözümüzü açar açmaz elimiz telefona gidiyor. Sosyal medya akışını kontrol ediyor, haberlere göz atıyor, birkaç video izliyor ve belki de günün ilk dakikalarında onlarca dijital uyaranla karşılaşıyoruz. Gün içerisinde hangi müziği dinleyeceğimiz, hangi filmi izleyeceğimiz, hangi haberi okuyacağımız ya da hangi ürünü satın alacağımız çoğu zaman kendi tercihimiz gibi görünse de, bu seçimlerin önemli bir kısmı görünmez bir sistem tarafından şekillendiriliyor: algoritmalar.

Temel Çerçeve

Peki algoritmalar yalnızca ilgi alanlarımızı mı belirliyor? Yoksa zamanla düşünme biçimimizi, davranışlarımızı ve hatta kişiliğimizin dışa yansıyan yönlerini de etkiliyor olabilir mi? Son yıllarda psikoloji ve iletişim bilimleri alanında yapılan çalışmalar, bu sorunun düşündüğümüzden çok daha önemli olduğunu göstermektedir (Cinelli et al., 2021; Valkenburg et al., 2022).

Algoritmalar Sadece Teknoloji Değil, Aynı Zamanda Psikolojik Bir Güçtür Algoritmalar, dijital platformların kullanıcı davranışlarını analiz ederek en ilgi çekici içerikleri sunmasını sağlayan sistemlerdir. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında bunlar yalnızca teknik yazılımlar değildir; dikkatimizi yönlendiren ve kararlarımızı etkileyen güçlü mekanizmalardır. İnsan zihni doğası gereği ilgi çekici, duygusal ve mevcut düşüncelerini destekleyen bilgilere yönelmeye eğilimlidir.

Değerlendirme

Psikolojide bu durum doğrulama yanlılığı (confirmation bias) olarak adlandırılır (Nickerson, 1998). Algoritmalar da tam olarak bu bilişsel eğilimden yararlanır. Bir videoyu biraz daha uzun izlediğimizde veya belirli bir gönderiyi beğendiğimizde, benzer içerikler art arda karşımıza çıkmaya başlar.

Böylece dijital dünyamız giderek daha tek yönlü bir hâl alabilir. Tercihlerimiz Gerçekten Bize mi Ait? Günlük yaşamda özgür seçimler yaptığımızı düşünürüz.

Ancak çoğu zaman seçimlerimizi oluşturan seçenekler bize hazır olarak sunulur. İzlediğimiz diziler, dinlediğimiz müzikler, takip ettiğimiz hesaplar ve satın aldığımız ürünlerin büyük bölümü öneri sistemleri aracılığıyla karşımıza çıkar. Bu durum, seçim özgürlüğümüzü tamamen ortadan kaldırmasa da tercih alanımızı önemli ölçüde şekillendirebilir.

Üstelik insanlar yalnızca kendi deneyimleriyle değil, gözlem yoluyla da öğrenmektedir. Bandura'nın (1977) Sosyal Öğrenme Kuramı'na göre bireyler çevrelerinde sürekli karşılaştıkları davranışları model alabilirler. Dijital ortamda sürekli maruz kaldığımız içerikler de bu öğrenme sürecinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Kişiliğimiz Değişiyor mu, Yoksa Bazı Özelliklerimiz Güçleniyor mu? Psikoloji literatüründe kişilik, tamamen değişken bir yapı olarak değil; görece kalıcı özelliklerden oluşan bir sistem olarak kabul edilir. Bu nedenle algoritmaların kişiliğimizi kısa sürede tamamen değiştirdiğini söylemek bilimsel açıdan doğru olmaz.

Ancak çevresel deneyimler, kişilik özelliklerinin nasıl ortaya çıktığını önemli ölçüde etkileyebilir. Sürekli başarı odaklı içeriklere maruz kalan bireyler zamanla başarıyı yaşamlarının merkezine yerleştirebilir. Sürekli tehdit içeren haberler izleyen kişiler dünyayı daha tehlikeli algılayabilir.

Benzer biçimde ideal yaşam tarzlarını gösteren içerikler, bireylerin kendilerini başkalarıyla karşılaştırmasına ve yaşamlarından daha az memnun olmalarına yol açabilir (Valkenburg et al., 2022). Dolayısıyla algoritmalar kişiliğimizi yeniden yazmaktan çok, bazı eğilimlerimizi sürekli besleyerek daha baskın hâle getirebilir. Filtre Balonları ve Yankı Odaları: Aynı Dünyada Farklı Gerçeklikler İnternet kullanıcılarının çoğu farkında olmadan "filtre balonları" içerisinde yaşamaktadır (Pariser, 2011).

Algoritmalar geçmiş davranışlarımızı analiz ederek benzer içerikleri göstermeye devam eder. Bunun sonucunda yalnızca hoşumuza giden veya inançlarımızı destekleyen bilgilerle karşılaşırız. Bu durum zamanla "yankı odası (echo chamber)" etkisini oluşturabilir.

Cinelli ve arkadaşlarının (2021) belirttiği gibi bireyler benzer görüşleri tekrar tekrar gördükçe kendi fikirlerinden daha emin olmaya başlayabilir ve karşıt görüşlere daha az açık hâle gelebilirler. Sosyal psikoloji açısından değerlendirildiğinde bu süreç, grup kimliğinin güçlenmesine, önyargıların artmasına ve toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine katkıda bulunabilir. Dijital Kimliğimiz Gerçek Benliğimizle Ne Kadar Uyumlu?

Sosyal medya yalnızca içerik tükettiğimiz bir ortam değildir; aynı zamanda kendimizi sunduğumuz dijital bir sahnedir. Paylaştığımız fotoğraflar, aldığımız beğeniler ve takipçi sayıları hangi yönümüzün daha fazla ilgi gördüğüne dair sürekli geri bildirim verir. Zamanla bireyler daha fazla onay alan yönlerini ön plana çıkarmaya başlayabilir.

Festinger'in (1957) Sosyal Karşılaştırma Kuramı'na göre insanlar kendilerini değerlendirebilmek için başkalarıyla karşılaştırma eğilimindedir. Sosyal medya ise bu karşılaştırmaları günün her anına taşıyarak bireylerin benlik algısını etkileyebilmektedir. Özellikle gençlerde bu durum kimlik gelişimi üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir (Valkenburg et al., 2022).

Algoritmaları Değil, Farkındalığımızı Güçlendirelim Algoritmalar artık günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır ve yakın gelecekte bundan kaçınmak mümkün görünmemektedir. Ancak psikolojik açıdan önemli olan, onların nasıl çalıştığını bilmek ve dijital alışkanlıklarımızı bilinçli biçimde yönetebilmektir. Farklı görüşleri takip etmek, zaman zaman önerilmeyen içerikleri keşfetmek, ekran süresini sınırlandırmak ve dijital dünyanın dışında da bilgi kaynakları oluşturmak bireyin bilişsel çeşitliliğini korumasına katkı sağlayabilir.

Sonuç olarak algoritmalar kişiliğimizi tek başlarına oluşturmaz. Ancak hangi düşüncelerin daha sık aklımıza geleceğini, hangi duyguların daha fazla pekişeceğini ve dünyayı hangi pencereden göreceğimizi önemli ölçüde etkileyebilirler. Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Gerçekten kendi seçimlerimizi mi yapıyoruz, yoksa bize en çok gösterilen seçenekler arasından seçim yaptığımızı mı düşünüyoruz?

Kaynakça

  • KAYNAKÇA
  • Bandura, A. (1977). Social learning theory. Prentice Hall.
  • Cinelli, M., Morales, G. D. F., Galeazzi, A., Quattrociocchi, W., & Starnini, M. (2021). The echo chamber effect on social media. Proceedings of the National Academy of Sciences, 118(9), e2023301118.
  • Festinger, L. (1957). A theory of cognitive dissonance. Stanford University Press.
  • Nickerson, R. S. (1998). Confirmation bias: A ubiquitous phenomenon in many guises. Review of General Psychology, 2(2), 175–220.
  • Pariser, E. (2011). The filter bubble: What the Internet is hiding from you. Penguin Press.
  • Valkenburg, P. M., Meier, A., & Beyens, I. (2022). Social media use and its impact on adolescent mental health: An umbrella review of the evidence. Current Opinion in Psychology, 44, 58–68.
Neslihan Topaloğlu
Neslihan Topaloğlu
Neslihan, lise eğitimini Hollanda’da tamamladıktan sonra Türkiye’de psikoloji lisansını birincilikle ve yüksek onur derecesiyle bitirmiştir. Akademik yolculuğuna sosyal psikoloji alanında yüksek lisans yaparak devam etmekte olup, psikolojinin farklı disiplinlerine duyduğu ilgiyle hem teorik hem de uygulamalı çalışmalara yönelmiştir. Çeşitli kurumlarda edindiği staj deneyimleri sayesinde akademik bilgiyi pratiğe dökme fırsatı yakalamış, insan davranışlarını anlamaya yönelik çok yönlü bir bakış açısı geliştirmiştir. Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapisi eğitimlerini tamamlayan Neslihan, bireylerin psikolojik iyi oluşunu desteklemeyi amaçlamaktadır. Psychology Times’daki köşe yazılarıyla, yalnızca bireysel ve toplumsal psikolojik dinamikleri ele almakla kalmayıp, psikolojinin evrensel boyutlarını da tartışarak uluslararası düzeyde katkı sağlamayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar