Yeni bir yer gezerken aslında tam olarak ne yaşıyoruz? Neyi deneyimliyoruz? Yeni bir şehir, yeni bir ülke ya da yeni bir yaşam alanını keşfederken sadece o yeri değil, aynı zamanda kendi iç dünyamızda da kendimize dair pek çok farklı şeye ışık tutmuş oluruz. Peki bu tam olarak nasıl oluyor? Günlük yaşam akışınızda beyin, alışkın olduğunuz uyaranları zamanla otomatikleştirir. Bunun sonucu olarak, hayat akışında yaşadığınız şeyleri belli bir zaman sonra fark etmeden, yani bilinçli olmadan deneyimlemeye başlarsınız. Yeni bir çevreye dahil olduğunuzda dikkat tekrar canlanmaya başlar, algı daha da keskinleşir ve keşfetmenin kapılarını aralayan merak duygusu artar; böylece o anki deneyimi daha bilinçli bir şekilde yaşarsınız.
Örneğin, bir tatile çıktığınızda gittiğiniz yerde bulunduğunuz süre boyunca gündelik yaşantınızdaki sabit rutininiz içindeki faktörlerin neredeyse tamamı değişir. Kaldığınız yer, yediğiniz yemeklerin içeriği, gördüğünüz manzara, duyduğunuz sesler… Yani hemen hemen tüm uyaranlar farklılaşır. Buna ek olarak, gündelik yaşantınızdaki rollerinizden de uzaklaşmış olmanız, beraberinde kendinize dair gündelik yaşamda sıkça düşünmediğiniz birçok soruyu getirir. Böylece yeni bir yeri deneyimlerken mevcut yaşantınıza dair görmediğiniz pek çok şeyi fark etmeye başlarsınız. Çünkü hayatınızdaki alışık olunan telaştan çıkıldığında, zihin yatışır ve içsel dünya fısıldamaya başlar.
Peki, hiç dikkat ettiniz mi? Hayatta birçok kişi önemli kararları tatil, seyahat ya da yer değiştirdiği anlarda alır. Aslında çoğu zaman insanların farkında olmadan ihtiyaç duyduğu en temel şey, hayatını tümüyle değiştirmekten ziyade kendi hayatına ve dış dünyaya baktığı yeri değiştirmektir. Rollerimize kısaca değinmek gerekirse, hayat akışında farkında olmadan rollerimizin içinde bir yaşam süreriz. Ailede, arkadaşlıkta, romantik ilişkilerde yani her türden ilişki ve etkileşimimizde üstümüzde bir çeşit rol taşırız. Hayat ilerledikçe bu roller o kadar bizimle bütünleşir ki, bir yerden sonra mevcut kendilik arka planda kalabilir. Bu da kişiye ne istediğini, neyi arzuladığını unutturur.
Tam bu aşamada bir seyahat, tatil ya da yolculuk, kişiye unuttuklarını ve adeta yokmuş gibi yaşadıklarını hatırlatır. Kendilik ile temas etmek, sadece zorlantıya sebep olan duygu ya da durumlarla karşılaşıldığında gerçekleşmez. Bazen yıllar boyunca unutulan tarafları, eğilimleri tekrar görmek ve keşfetmek, kişiye hem neyin iyi geleceğini hem de en temelde neye ihtiyacı olduğunu anlatır. İşte bu yüzden bir yolculuktan dönüşte sadece anılar ve fotoğraflar ile değil; aynı zamanda kendinize dair birçok farkındalık, karar ve kendilik ile daha fazla iş birliği içinde bir zihin ile dönersiniz.


