Perşembe, Haziran 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Vedaların Ardındaki Korku: Çocuklarda Ayrılık Kaygısı

• Sabah okul kapısında annesinin elini bırakmamak için ağlayan bir çocuk…

• Gece tek başına uyumayı reddeden, sürekli “Yanımda kal.” diyen biri…

• Anne markete bile giderken huzursuzlanan, kapının önünde bekleyen küçük gözler…

Birçok ebeveyn için bunlar “şımarıklık”, “alışkanlık” ya da “fazla hassasiyet” gibi görünebilir. Oysa bazı çocuklar için ayrılık, yalnızca kısa süreli bir uzaklaşma değil; sevdiği kişiyi kaybetme korkusuyla birlikte yaşanan yoğun bir kaygıdır. Çocuklarda ayrılık kaygısı, çoğu zaman sessizce büyüyen; hem çocuğun hem de ebeveynin günlük yaşamını zorlaştırabilen duygusal bir süreçtir.

Ayrılık Kaygısı Nedir?

Çocukların özellikle erken yaşlarda bakım veren kişiden ayrılırken huzursuz olması gelişimsel açıdan oldukça normaldir. Çünkü çocuk için ebeveyn yalnızca bir yetişkin değil; güvenin, korunmanın ve sakinleşmenin merkezidir. Bebeklik döneminde görülen ayrılık tepkileri çoğu zaman sağlıklı bağlanmanın bir göstergesi olarak kabul edilir. Çocuk, kendisini güvende hissettiren kişiden uzaklaştığında rahatsızlık yaşayabilir. Ancak bazı durumlarda bu kaygı beklenenden daha yoğun ve uzun süreli olabilir. Bu durumdaki çocuklar;

  • Ebeveynden ayrılmayı sürekli reddedebilir.
  • Okula gitmek istemeyebilir.
  • Yalnız kalmaktan aşırı korkabilir.
  • Ebeveynine kötü bir şey olacağı düşüncesine saplanabilir.
  • Sürekli nerede olduğunuzu öğrenmek isteyebilir.

Bu durum günlük yaşamı etkilemeye başladığında ayrılık kaygısı artık yalnızca geçici bir dönem olmaktan çıkabilir.

Her Ağlama “Naz” Değildir

Ayrılık kaygısı yaşayan çocukların davranışları çoğu zaman yanlış yorumlanır. Fakat çocuk için yaşanan duygu gerçektir. Özellikle küçük çocuklar kaygıyı yetişkinler gibi ifade edemez. Bu yüzden korkular çoğu zaman davranışa dönüşür.

Ayrılık Kaygısı Neden Oluşur?

Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Ayrılık kaygısı çoğu zaman birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bunlar arasında;

  • Ani ayrılıklar,
  • Hastane süreçleri,
  • Kayıp deneyimleri,
  • Boşanma,
  • Taşınma,
  • Bakım veren kişinin değişmesi,
  • Aşırı koruyucu ebeveyn tutumları,

olabilir.

Okul Sürecinde Ayrılık Kaygısı

Ayrılık kaygısının en sık fark edildiği dönemlerden biri okul başlangıcıdır. Çocuk ilk kez uzun süre ailesinden ayrı kalacağı bir ortama girdiğinde kaygıları belirginleşebilir.

Ebeveynler Fark Etmeden Neler Yapabiliyor?

Kaygılı bir çocuğu sakinleştirmek isteyen ebeveyn bazen farkında olmadan kaygıyı büyütebilir.

Biz Ne Yapmalıyız?

Ayrılık kaygısı yaşayan bir çocukla karşılaşıldığında ilk yapılması gereken şey, onun yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmaktır.

  • Kısa ve tutarlı vedalar yapmak,
  • Verilen sözleri tutmak,
  • Günlük rutinler oluşturmak,
  • Çocuğun duygularını kabul etmek,
  • Küçük ayrılık pratikleri yapmak,
  • Öğretmen ve bakım verenlerle iş birliği kurmak,

Ne Zaman Destek Alınmalı?

Eğer çocuğun kaygısı uzun süredir devam ediyor, okul yaşamını etkiliyor, fiziksel belirtiler oluşturuyor veya sosyal yaşamını kısıtlıyorsa bir uzmandan destek almak süreci kolaylaştırabilir.

Son Söz

Çocuk çoğu zaman ayrılığı değil, yalnız kalacağı hissini taşır. Bu nedenle ayrılık kaygısının merkezinde çoğu zaman “Gitme.” değil, “Geri dönecek misin?” sorusu vardır. Burada çocuk ile kurulacak olan sağlıklı iletişimin ilerleyen dönemlerde oluşacak olumsuzluklara siper olacağı varsayılır.

Mehmet Ünal BASUT
Mehmet Ünal BASUT
Mehmet Ünal Basut, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde psikoloji öğrencisi olarak başladığı akademik yolculuğunda, klinik psikoloji alanında derinleşmeyi ve uzmanlaşmayı hedefleyen genç bir bireydir. Üniversite hayatı boyunca aktif bir şekilde sosyal sorumluluk projelerinde yer alan Basut, aynı zamanda üniversite bazında kurulan bir dergide içerik editörlüğü yaparak yazılı içerik üretme konusunda deneyim kazandı. Yazılarında genellikle kişisel ilişkiler ve bağımlılıklar üzerine odaklanmakta, psikolojiyi anlaşılır bir dilde sunmayı ve okuyucularına hem kişisel hem de psikolojik gelişimlerine katkı sağlamayı misyon edinmiştir. Genç Yeşilay Kulübü'nün yönetici üyesi olarak da bağımlılık psikolojisine olan ilgisini pratiğe döken Basut, bu alanda toplumsal farkındalık yaratmaya yönelik projelere katılmaktadır. Sağlık Bakanlığı'nda stajyerlik yaparak alanındaki deneyimini artıran Basut, aynı zamanda pedagojik formasyon alıp stajyerlik yaparak klinik psikoloji alanında uzmanlık için ilk adımlarını atmıştır. Özellikle çocuk, ergen ve genç yetişkinlerle çalışmayı arzulayan Basut, bu yaş gruplarının ruhsal dünyalarını anlamak ve onlara profesyonel destek sunmak için gereken bilgi ve becerileri geliştirmeye odaklanmaktadır. Psikolojiyi sadece bir bilim dalı olarak değil, bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve ruhsal iyilik halini güçlendirmek için bir araç olarak görmektedir. Amacı, psikoloji biliminin sadece akademik bir alan olarak kalmaması, bunun yerine toplumun her kesiminden insanın ulaşabileceği, yaşam kalitesini iyileştirecek bir araç haline gelmesidir. Bu doğrultuda, yazdığı içeriklerle bireylerin ruh sağlığını güçlendirmeye, onları daha sağlıklı, dengeli ve mutlu bir yaşama teşvik etmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar