Ünlü komedi dizisi How I Met Your Mother bir bölümünde oldukça güzel metafor ile taşıdığımız yükleri işlemişti. Dizide bu metafora “The Baggage Theory” adı veriliyor; yani herkes geçmişini bir bavul gibi yanında taşıyor. Her insanın kişisel hayat öyküsü aslında bir bavula sığdırdıklarıdır. Bu bavullar bazen ağırlık yaratır, yük bindirir, yorar. Bu görünmez yükler insan ilişkilerimize yansır. Bazen iki insan benzer yükleri taşır ama karşısındakindeki yükünü de kaldırmaya gücü yetmez bazen ise yüküne ortak olur, geçmişini kabullenir hatta o bavulu yani kişisel yükünü taşımaya istekli bile olabilir.
İlişkilerde Geçmişin İzleri
Bu bana şunu hatırlatıyor öyle ya da böyle her birimizin kişisel bir geçmişi, deneyimleri, yaşadığı zorluklar ile başa çıkma yöntemleri ya da halledemedikleri var. İnsanlar yeni ilişkiler kurduklarında bu bavullarını taşımaya ister istemez devam ediyorlar. Kimi zaman bu bavulların yükü kişinin yeni ilişkiyi sürdürmesine, anlamlı bir bağ kurmasına veya o ilişkide kalabilmesine dair zorluklar yaratıyor. Burada kaçırılan nokta aslında şu ki; kişinin kendi geçmişi ile barışması belki de yükünü taşımaya devam ederken bavulundaki fazlalıkları yavaş yavaş o bavuldan çıkarması gerekiyor. Belki bir noktada kabullenme ile gelen hafifleme bavulu taşırken o kadar da zorlanmadığını hissettirecektir. Elbette yaşam sürdükçe bavula yeni yükler, çözülemeyen problemler eklenecektir. Belki de artık öyle bir noktaya gelecektir ki insan bavulunu kendini incitmeden taşımanın yollarını öğrenecektir.
Keder ve Dayanma Kapasitesi
Yaşamda her daim kırılma noktaları ve yeni zorluklar olacaktır. Hayat bize güllük gülistanlık bir yol vadetmez. Karşımıza çıkan her insanın bir bavulu olduğunu, o bavulun ağırlığından omuzlarında acıyı hissettiğini hatırlamamızda fayda var. Her insanın birbirinden farklı mücadeleleri var. Burada asla mukayese yapmamalıyız. Dışarıdan küçük bir bavul taşıyor görünebilir tıpkı How I Met Your Mother sahnesinde görülen her ebat ve tipte bavulda olduğu gibi… Ancak her kişinin kedere karşı dayanma kapasitesi de bir o kadar farklıdır. İnsanlar genelde acıları kıyaslar. “Onun acısı benimkinin yanında hiç kalır.” “Benden daha kötü şeyler yaşayanlar var.” Bu kıyaslamalar aslında hiç adil değildir. Her insan biriciktir. Her insanın yarasını sarma şekli birbirinden farklıdır.
Dayanışma ve Seçimler
Yükler bazen anlattıkça hafifler. Belki de karşımıza çıkan insanların yüklerinin farkına varmak, onlara saygı duymak ve eğer talep ediyorsa ona el uzatmak bir dayanışma yaratabilir. Dizinin son sahnesinde gördüğümüz başrol Ted gibi geçmişin yükünü kabul etmek ve onu birlikte taşımaya karar vermek bir seçenektir. İnsanlar ilişki kurdukça gelişir, öğrenir ve büyür. Ancak bazen ilişkinin sonu kayıplar ile de ilintilidir. Geçenlerde okuduğum bir kitaptan alıntı yapmak istiyorum. Şöyle diyordu: “Çünkü gerçeği bilirseniz, yani sevmenin bedelinin eninde sonunda yas tutmak olduğunu bilirseniz kimseyi sevemezsiniz. Asla bu tuzağa düşmezsiniz.” Buna katılır mısınız? Aslında ben arada kaldım ve galiba katılmıyorum. Sevmenin güzel olan tarafları kaybettiğiniz anda silinip gider mi? Elbette hayır. Sevginize dair anılar, öğrendiğiniz dersler hep sizinle kalır.
Acıyı Dönüştürme Mucizesi
Olumsuz tarafa odaklanırsak yaşamın sadece kaybetmek olduğu gibi kötümser bir düşünce yer eder zihnimizde… Aslında hayat bu kadar kötücül olamaz. Hayat bundan daha fazlasıdır, hayat her türlü duygu ile zengindir. Sevmek, kaybetmek, yas tutmak ve yeni yükler edinmek bavulun gitgide ağırlaşması ile sonuçlanıyor diyebilirsiniz. Mühim olan o bavulu sırtlanabilme cesareti gösterebilmektir. Yaşadım diyebilmek için belki de kedere de göğüs gerebilmek lazımdır. Romantik bir ifade olsun diye söylemiyorum bunu, açık bir kalp kabullenir ve bunu cesaret ile yapar. Taşıdığımız yükler ve bizlerde bıraktığı izler bizi biz yapan ayrıntılardır ve bir o kadar özeldir. İnsan geçmişe dönüp baktığında her bir yılını çok beğense bence bir terslik vardır. O yüzdendir ki kendimizi eleştirir, hatalarımızı fark ederiz. Mühim olan o gelişime açık olabilmek, kabullenebilmektir. Taşıdığımız bavullardaki yükler kimi zaman çok acıtır. Ve evet acı çekiyor olmak insan içindir. Acıdan öğrenilip, dönüştürülecek nice kazanım vardır. Acının tam içinden geçmek, her bir zerresini hissetmek ve onu bastırıp ötelere itmeden önce onun da yalnızca bir duygu olduğunu kendimize hatırlatmak insanın kendine katacağı bir mucizedir. İşte o zaman yükler hafifler, bavul eskisi gibi ağır gelmez. Ve inanın bana kimse hayat yolculuğuna boş bir bavul ile çıkmak istemez.


