Birçok çocuğun rutinine baktığımızda benzer bir tablo görürüz. Hafta içi okul, ardından ödevler. Okuldan sonra kurslar, spor etkinlikleri ya da kurslar. Hafta sonu ise çoğu zaman başka bir kurs veya planlanmış başka bir aktivite. Günler neredeyse saat saat planlanır. Çocuklar bir aktiviteden diğerine geçer. Takvimleri hep doludur.
Modern yaşamın temposu sadece yetişkinleri değil, çocukları da etkiliyor. Aileler çocuklarının gelişmesini, farklı alanlarda deneyim kazanmasını istiyor ve beceriler kazansınlar, kendilerini keşfetsinler diye çeşitli etkinliklere yönlendiriliyorlar. Spor yapsınlar, yabancı dil öğrensinler, sanatsal faaliyetlere katılsınlar… Tüm bunların amacı elbette çocuklara daha fazla fırsat sunmak ve birçok alandaki gelişimine katkıda bulunmak. Ancak burada bazen gözden kaçan önemli bir nokta var: Çocukların bazen boş zamana da ihtiyacı vardır.
Serbest Oyunun Gelişimdeki Rolü
Gelişim psikolojisi alanında yapılan çalışmalar, çocukların yalnızca yapılandırılmış etkinlikler aracılığıyla değil, serbest oyun ve boş zaman deneyimleri sayesinde de kendilerini geliştirebildiğini göstermekte. Hatta bazı becerilerin gelişmesi için bu serbest alanın oldukça önemli olduğu düşünülmekte. Özellikle yaratıcılık, problem çözme ve sosyal beceriler çoğu zaman çocukların kendi kendilerine oyun kurdukları zamanlarda gelişmekte de diyebiliriz.
Bu noktada sıkılma kavramı düşündüğümüzden daha farklı ve önemli olabilir. Günümüzde sıkılmak çoğu zaman olumsuz bir durum gibi algılanıyor. Çocuk sıkıldıysa hemen bir etkinlik bulmak, yeni bir uğraş sunmak ya da dikkatini başka bir şeye yönlendirmek gerektiği düşünülüyor. Oysa psikoloji ve nörobilim alanındaki çalışmalar sıkılmanın gelişim açısından önemli bir süreç olabileceğini gösteriyor.
Varsayılan Mod Ağı ve Sıkılma
Çocuklar sıkıldıklarında beyinlerinde farklı bir süreç başlar. Günlük hayatın yoğun uyaranları azaldığında beyin “varsayılan mod ağı” adı verilen sistemi daha aktif kullanmaya başlar. Bu ağ hayal kurma, geçmiş deneyimleri üzerinde düşünme, yeni fikirler üretme ve farklı düşünceler arasında bağlantılar kurma gibi zihinsel süreçlerle ilişkilidir.
Başka bir deyişle çocuk sıkıldığında zihni aslında boş kalmaz. Tam tersine kendi iç dünyasına yönelir. Bir oyun uydurabilir, bir hikaye kurabilir ya da elindeki nesneleri farklı birtakım şeylere dönüştürebilir. Bu süreçte çocuk kendi kendine problem çözer, karar verir ve hayal gücünü kullanır.
Yaratıcı Düşünme Becerileri
Araştırmalar serbest oyun ve sıkılma anlarının çocukların yaratıcı düşünme becerilerini desteklediğini göstermektedir çünkü hazır bir etkinlik olmadığında çocuk çözümü kendisi üretmek zorunda kalır. Bir oyun icat eder, yeni kurallar koyar ya da elindeki nesneleri farklı bir amaca dönüştürür.
Örneğin basit bir karton kutu çocuk için bir uzay gemisine dönüşebilir. Bir battaniye ya da birkaç koltuk minderleri bir anda çadır olabilir. Bu tür oyunlar dışarıdan bakıldığında basit gibi görünse de aslında çocukların zihinsel gelişimi açısından oldukça destekleyicidir çünkü bu süreçte çocuk hayal kurar, sembolik düşünmeyi kullanır ve kendi dünyasını yansıtarak geliştirir.
Öz Düzenleme ve Psikolojik Dayanıklılık
Sıkılmanın bir başka önemli yönü de çocukların öz düzenleme becerileriyle ilişkilidir. Çocuk sıkıldığında bu duyguyla baş etmeyi öğrenir. Kendi kendine nasıl vakit geçirebileceğini keşfeder. Zamanını nasıl değerlendirebileceğini öğrenir. Bu beceriler, ilerleyen yaşlarda da psikolojik dayanıklılık açısından oldukça önemlidir ancak çocukların günleri tamamen planlandığında bu süreç için alan kalmayabilir. Bir aktivite biter, ardından bir diğeri başlar. Günün büyük kısmı yetişkinler tarafından planlanmış etkinliklerle geçer. Böyle bir program kısa vadede üretken gibi görünse de uzun vadede bazı çocuklar için yorucu olabilir.
Bu noktada bazı çocukların zaman zaman “çok yoruldum” ya da “hiç boş zamanım yok” gibi ifadeler kullandığını görmek gayet doğaldır aslında. Özellikle akademik beklentilerin yoğun olduğu dönemlerde çocukların programları daha da sıkışabilir. Okul, dersler, kurslar ve ödevler bir araya geldiğinde çocuklar için günün büyük bölümü yapılandırılmış etkinliklerle dolabilir.
Yapılandırılmış Etkinlikler ve Denge
Burada şunu vurgulamalıyım ki elbette yapılandırılmış etkinliklerin çocuk gelişimi açısından faydaları vardır. Spor yapmak fiziksel gelişimi destekler, sanat etkinlikleri yaratıcılığı artırabilir, dil kursları yeni beceriler kazandırabilir. Ancak burada önemli olan aradaki dengeyi kurmak ve bu dengeyi koruyabilmektir.
Çocukların gelişim süreci yalnızca etkinlik sayısıyla ilgili değildir. Aynı zamanda deneyimlerin niteliği ve çocukların bu deneyimleri nasıl yaşadığı da önemlidir. Çok sayıda etkinlik yerine çocukların gerçekten ilgi duydukları birkaç alana yönelmeleri daha sağlıklı olabilir. Böylece çocuklar hem keyif aldıkları faaliyetlere katılır hem de kendilerine ait zamanlarını koruyabilirler.
Zamanın Değeri
Bazen çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir etkinlik değil, biraz boş zamandır. Plansız bir tatil günü, arkadaşlarla oynanan bir oyun ya da evde geçirilen sakin bir zaman dilimi çocukların gelişimi için sandığımızdan daha değerlidir.
Takvimler dolabilir, programlar yapılabilir. Ancak çocukluk yalnızca planlanan etkinliklerden ibaret değildir. Çocukların büyürken oyun oynayabildikleri, hayal kurabildikleri ve hatta zaman zaman sıkılabildikleri alanlara da ihtiyaçları vardır. Çünkü bazen çocuklar en çok… hiçbir şey planlanmadığı anlarda öğrenirler.


