Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Suç ve Çocuk

Giriş

Yan yana gelmemesi gereken çocuk ve suç kavramları çocuğun bireysel ve kalıtsal faktörlerin yanı sıra içinde büyüdüğü ailesi, akrabaları, kültürel, sosyal ve ekonomik durumu, toplumda yaşanan sosyal sorunlar suç eyleminde bulunmasına neden olmaktadır. Çocuğun bireysel özellikleri ile onu çevreleyen diğer dışsal neden çocuk üzerinde etkilerini devam etmesi, ailede çocuğu destekleyen sistemin olmaması, aile işlevinin bozulması nedeniyle kırılgan grupta yer alması suç tekrarına neden olmaktadır. Masumiyetin simgesi olan çocukların suça sürüklenmesini önlemek için öncelikle çocukların suça sürüklenmesine sebep olan etmenlerden yola çıkarak, boyutlarını anlamak ve önlem alarak onların topluma uyum sağlama yeteneklerini geliştirmek, sağlıklı bireylere dönüşmelerine yardımcı olmak önemlidir.

Genel Bilgiler ve Çocuk Kavramı

Çocuk Kavramı 400 yıl önce Rönesans döneminde çocuk kavramı ortaya çıkmıştır (Dönmez, 2020). Geçmişte yetişkinlerin söylemiyle eğitilmemiş, olgunlaşmamış gibi ifade edilmektedir. Günümüz de ise çok farklıdır (Dilli, 2020). Çocuk, “küçük yaştaki kız ve erkek”, soydan “kız ve oğul evlat”, bebeklik ve ergenlik arasında gelişme döneminde olan kız veya oğlan anlamına gelmektedir (Çabuk, 2022). Çocuk; henüz bedensel, ruhsal ve sosyal yönlerden olgunluğa ve erginliğe ulaşmamış bireydir 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 1. Maddesi; kişinin erken zaman diliminde reşit değilse, on sekiz yaşına gelinceye kadar her birey çocuk sayılır ve on dokuzundan gün almış ise genç (yetişkin) kabul edilir (Kemal, 2018).

Suç Kavramı ve Türleri

Suç Kavramı: Toplumda düzen toplumsal kurallara ve normlara bağlıdır. Bu kural ve normlara dünyanın hiçbir yerinde tam olarak uyulmamıştır. Toplumsal kurallar, toplulara, dönemlere, kültürlere göre farklılık göstermesine rağmen bu kurallara uymayan davranışlar her zaman ‘suç veya sapkın davranış’ nitelendirilmektedir (Erkan ve Erdoğdu, 2006). Davranışın suç olabilmesi için toplumunda onu suç olarak tanımlamasına bağlıdır. Bu durum kültürden kültüre, zamana göre farklılık taşımaktadır. Suç, toplumun devamı ve bütünleşmesi açısından topluma zarar veren davranış olarak tanımlanmaktadır. ’Sosyo-kültürel bilimler’ açısından ise toplum için geçerli kabul edilmiş kurallar bütününden sapma olarak tanımlanır (Terzi, 2007).

Suç Türleri: Şiddet Suçları: Şiddet, insanın psikolojik ve fiziki bütünlüğüne saldırı olarak tanımlanmaktadır (Demirbaş, 2001). Mala Karşı Suçlar: Mala karşı suçlar; gasp, hırsızlık ve soygun suçları olarak başlıklar altında incelenebilmektedir. Bazen bu suçlar sadece mal kaybıyla değil yanında can kaybıyla da sonuçlanabilmektedir. Mağdur ölebilir ya da yaralanabilmektedir. Bu tür suçların artmasına etken para sağlama, heyecan yanında suçluların sunduğu bir takım başka ödüller gibi faktörler olması soygun hırsızlık kundaklama gibi riski yüksek suçların işlenmesine neden olmaktadır. Hırsızların bu işi yapmalarındaki neden, uyuşturucu veya yiyecek parası iken araba hırsızlarının bazıları eğlence, ulaşım veya itibar için yaptığı görülmektedir. Kundaklama da binadakilerden intikam alma isteği veya psikolojik anormallikler etken rol oynamaktadır (İçli, 1994).

Cinsel Suçlar: O günü ahlak kuralları ve toplumsal değerleri doğrultusunda cezaları saptanan cinsel kökenli eylemler yani cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi durumunda ortaya çıkan suç türüdür. Ergin bir çocuğu saldırgan cinsel davranışa yönelten risk faktörleri: cinsel ve fiziki istismar görmesi, depresyon, cinsel tür dışındaki anti sosyal geçmişi, sosyal dışlanma (yaşıtlarıyla ilişki kuramama ve sürdürememe), öfke ve dürtü kontrol yetersizliği, aile içi şiddet ve yetersiz cinsel eğitimdir (Demirbaş, 2001).

Suça Sürüklenen Çocuk Kavramı

5395 sayılı Çocuk Korum Kanunu’nun 3.maddesine göre ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramını kullanarak çocuğu suç işleyen olarak görmeyip suça sürüklendiğini kabul etmiştir. Hatta suç şüphesi altındaki çocukların hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında sadece suça sürüklenen çocuk sıfatını almaktadır (Metin, 2019). Çocuğun suçlu davranış ortaya koyması fiziksel ve zihinsel olgunluğa erişemediği, toplumsallaşma sürecindeki rollerinin farkında olmadığı dönemde kurallara kendine göre düzenleme arzusuyla oluşmaktadır. Çocuğun suçu tek başına işlemediği ailevi çevresel, sosyal ve diğer faktörlerin suça itilmesine sebep olduğunun düşünülmesinden dolayı bu kavram ortaya çıkmıştır.

Bireysel ve Çevresel Faktörler

Çocukların suça sürüklenmesinin nedenleri, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik açıdan ele alarak incelenmesi gereken çok yönlü bir konudur. Çocuk suçluluğu psikolojik, cinsiyet ve biyolojik etkenlere bağlı bireysel sebepler olabileceği gibi aile, okul, çevre, kitle iletişim araçları, ekonomik ve sosyal etkenlere bağlı çevresel sebeplerde olabilmektedir. Çocuğun suça sürüklenmesindeki bireysel faktörler de cinsiyet önemli bir risk faktörüdür. Erkek çocukları kız çocuklarına göre daha fazla suça karışmaktadır. Ülkemizde erkek çocuklarının kız çocuklarına oranla daha serbest olmasının onları olumsuz etkilere açık hale getirdiği düşünülmektedir (Akduman ve ark.2014).

Suça sürüklenen çocuklar üzerine yapılan çalışmaların çoğunda şiddet ve suça yönelik ergenlik yaşlarından önceki döneme denk gelen antisosyal davranışlara sahip olduğu yönündedir. Çocuk anne ve babasından normal özelliklerini aldığı gibi genler aracılığıyla kalıtsal hastalıklarını da alır. Çocuğun gelişimine etkisi olumsuz doğum öncesi ve sonrası gelişmeler, anne ve babanın evlenmeden önce genlerinde taşıdıkları bozukluklar doğacak çocukların bir kısmında ruhsal bozuklukların meydana gelmesine veya hastalıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır (Çabuk, 2022). Erken yaşta görülen en önemli davranış agresiflik ve saldırganlık gibi gözükmektedir. Duyguların ifade edilmemesi ve öfkenin yapıcı bir şekilde yönetilememesi bu konuda büyük önem taşımaktadır. Bir uyarana veya cezaya yanıt korku, çekingenlik, kaygı, yenilik arayışı, dürtüsellik ve agresyon antisosyal davranışlar için risk olduğu bilinmektedir (Güler, 2017).

Ayrıca davranışsal problemler akademik başarısızlık ve suç arasında ilişki olduğunu da açıklar niteliktedir (Güler, 2017). Empati eksikliği ile karakterize olan bir kişilik duygusal dünyasında oluşan tepkilerin toplumsal yaşama uyum göstermemesi sonucunda suç işleme eğiliminde olabilmektedir. Topluma uyumsuz yasalarla çatışma halinde olan kişiler suç işleme eğilimindedir başta babaları olmak üzere her türlü otoriteye karşı çıkma, kaba güce hayranlık duyma, duygusal gerginlik, çabuk parlama gibi kişilik özellikleri gösterebilmektedir.

Ailenin ve Ekonominin Etkisi

Yakın çevre faktörlerinin başında gelen aile, çocuğun psikolojik ve ahlaki gelişiminde ve toplum içi kurallara uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır. Eğer aile içi çatışma yoğun bir ortamsa o ortamda yetişen çocuk da toplumda uyum problemleri yaşamaktadır. Aile ortamı çocuğun hem fiziki hem de sosyal ihtiyaçlarının karşılandığı ve ahlaki ve sosyal değerlerinin geliştiği yerdir (Özdemir, 2006). Çocuk toplumdaki yerini sosyal kabul görmesi, dengeli bir birey olması, toplumda yaşamayı öğrenmesi, sosyal ve okul yaşamında başarılı olması, yeteneklerini gelişmesinde aileni rolü büyüktür. Eğer aile şiddet uyguluyorsa, anne veya babadan biri ya da her ikisi suç işliyorsa, alkol-uyuşturucu bağımlısı ise bu ortamda yetişen çocuğunda suça sürüklenme potansiyeli çok yüksek olmaktadır.

15-17 yaş aralığındaki çocukların aşırı baskılara tepki amaçlı evden kaçma eğilimleri, bir rüyanın peşine takılma, yeni başlangıçlar yapma isteği ve baskıdan kurtulma çabaları suça sürüklenmelerine neden olmaktadır (Dilli, 2020). Suça sürüklene çocuklarda çevresel faktörlerden biri olan ekonomik etkenler doğrudan bir etkiye sahip olmayıp dolaylı yönden etki yaratmaktadır. Ekonomik güçlük çekmek, fakirlik doğrudan suç sebebi olmasa da ebeveynlerin hayat şartlarından dolayı yoğun çalışma hayatı çocuğun üzerindeki kontrolü kaybetmesine sebep olmaktadır (Yıldırım, 2023). Yapılan çalışmalar yaralama suçunun birinci sırada hırsızlık suçu ise ikinci sırada gelmektedir (Çabuk, 2022).

Sosyal Çevre, Eğitim ve Göç

Sosyal çevre ve eğitim de çocuğun suça sürüklenmesine neden olabilecek unsurdur. Okul çocuğun eğitimi, toplum içerisindeki rolü, ekonomik statüsünün gelişmesinde etkilidir. Çocuğun zamanını verimli kullanabilmesi, zihinsel gelişimi, toplumsallaşmayı öğrenebilmesi, çalışma alışkanlığı oluşturmak ve başkalarının haklarına saygılı davranmayı öğrenmesi, iş birliği içinde olmayı öğrendiği yer okul olmaktadır. Çocuğun boş zamanlarında kötü arkadaş çevresi olması, kitle iletişim araçlarının bilinçsiz kullanımı, Şiddet içerikli yayınlar internetin ve televizyonun, sosyal medyanın özendirici olması suça sürüklenmesinde önemli rol oynamaktadır. Aile ortamından uzaklaşıp kötü arkadaş çevreye maruz kalması her türlü suç unsuruna itebilen bir ortamının olduğu anlamına gelmektedir.

Çeşitli nedenlerden dolayı yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalan insanların yaşam alanlarındaki zorlu süreçlerinde çocukların suça sürüklenmesinde etkilidir. Çocukların sosyal ve psikolojik olarak daha fazla güçlük çekmelerine, alıştıkları ortamlarının bir anda değişmesi ve gittikleri yere uyum sağlamakta zorlanmaları, dil-kültür sorunu, örf adet çatışmaları gibi etkenlerde suça sürüklenmelerinde önemli bir oynamaktadır. Özellikle savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalmaları çaresizlikten müdahil olmaya çalıştıkları çevreye sığınabilmek için her türlü suçu işlemeye müsait hale gelmektedir. Kötü niyetli insanlarında çocukların masumiyetlerini istismar edebilme oranını arttırmaktadır.

Sonuç ve Öneriler

Sonuç olarak suça sürüklenen her çocuk için suç sebepleri detaylı tespit edilmeli ve önlem alınmalıdır. Bebeklikten başlayıp ergenliğe kadar çeşitli evrelerden geçmektedir. Çocuğun suça sürüklenmesinde en önemli etken başta aile daha sonra sosyal ve çevresel etmenler ve bireysel etmenler olmaktadır. Aile içerisindeki düzensizlikler, sevgi yoksunluğu, aileye karşı kendini ispat etme isteği, şiddet, ailede suç işleme geçmişi, çocuğun suça açık ortamlarda bulunması, sosyal medya etkisi, olumsuz akran etkisi vb. çevresel faktörle birleşince çocuklar suça sürükleyebilmektedirler.

Çocuğun suça sürüklenmesini engelleyebilmek adına ilk önce aile eğitimi gereklidir. Ailenin bilinçlendirilmesi ve duyarlı olması gereklidir. Çocuğun psikolojisinden başlayarak sorunlarına nasıl yaklaşılması gerektiği ve başa çıkmalarında yardımcı olma yöntemlerine kadar ailenin bilgili olması sağlanmalıdır. Suça yönelmelerini engellemek için çocukların sahip oldukları hakların sağlanması ve rehabilitasyon amacı taşıyan politikalar oluşturulmalıdır. Çocukların eğitimlerine devam etmesi sağlanmalı, sportif, sosyal, bilimsel alanlara yönlendirerek kaliteli zaman geçirmeleri, faydalı bir birey olabilmeleri sağlanmalı ve ekonomik durumu olmayan ailelere sosyal programların sağlanmalı, sosyal dışlanmaya maruz kalan ve suça sürüklenmiş çocukların uzmanlardan yardım almaları sosyalleşme sürecinden geçerek suç işlemesi engellenmelidir. Çocuğun suça sürüklenmesi engellemek adına tüm sorumlu merciler koordineli ve destekleyici şekilde çalışarak koruyucu önleyici tedbirler ile önlenebilir.

Kaynaklar

  • Akduman G, Akduman B, Cantürk G. (2014). Ergen Suçluluğunda Bazı Kişisel ve Ailesel Özelliklerin İncelenmesi Orijinal Araştırma. Türk Pediatri Arşivi 42(4):156-61.

  • Dönmez, B. (2020). Çocuk Yargılaması – Ceza Muhakemesi Hukukunda Çocuklara Özel Soruşturma ve Kovuşturma Kuralları, 1. basım Ankara, Seçkin Yayıncılık, 19.

  • Çabuk, G. (2022). Çocuk Suçluluğu Bağlamında Çocuğu Suça İten Nedenler Sosyal Politika ve Sosyal Hizmet Çalışmaları Dergisi,3(1), 129-143.

  • Demirbaş, T. (2001). Kriminoloji. Ankara, Seçkin Yayınevi.

  • Dilli, Ş. (2020). Türkiye’de Çocuk Olmak. 1. bs. Ankara, Pegem Akademi Yayıncılık.

  • Erkan, R. ve Erdoğdu M. Y. (2006). Göç ve Çocuk Suçluluğu. Aile ve Toplum Dergisi, 79-91.

  • İçli, T. G. (2003). Toplumdan Kopuş: Suç ve Şiddet. İ. Sezal (Ed.). Sosyolojiye Giriş, Ankara, Martı Yayınevi.

  • Kemal İ. (2018). Çocuk Hakları ve Siyaset, 2. Basım, İstanbul, Yeni İnsan Yayınevi, 367.

  • Özdemir, H. (2006). “Türk Hukukunda Çocukların Yargılanması”. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

  • Terzi, A. K. (2007). Kent Ölçeğinde Çocuk Suçluluğu Çankaya Örnek Araştırması, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

burcu uzun aydın
burcu uzun aydın
Burcu Uzun İstanbul’da doğmuştur. Üniversitede lisansını psikoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimleri Klinik psikoloji, Uygulamalı psikoloji ve Pdr alanlarındadır. Vakıf ve özel psikiyatri hastanelerinde stajlarını tamamlamıştır. Psikoloji biliminde kendini devamlı olarak geliştirmeyi ve her yaştan bireyin psikoterapi gerekliliği olduğu inancını benimsemektedir bu sebepten dolayı birçok psikoterapi alanında farklı eğitimler almış ve seminerlere katılmış edindiği kazanımları en iyi şekilde sunmayı kendine ilke edinmiştir. BDT, Dinamik psikoterapi, Oyun terapisi, Mindfulness, Cinsel terapi gibi birçok terapi yönteminin dışında yetişkin, ergen, çocuk testleri uygulayabilmektedir Ayrıca bağımlılık, Türkiye’de kadına yönelik şiddet alanında çalışması bulunmaktadır Depresyon, TSSB, DHEB, OKB, Kaygı bozuklukları, Çocuk Ergen psikolojisi Cinsel işlev bozuklukları, Doğum psikolojisi ve doğum sonrası süreçler gibi geniş bir çerçevede çalışmaktadır

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar