Herkese selam!
Bu ay, uzun süredir üzerine düşündüğüm, araştırdığım ve içselleştirdiğim bir konuyla karşınızdayım.
“Spiritüel benlik” ya da diğer adıyla “ruhsal benlik” kavramıyla ilk kez ikinci sınıfta, Basic Concepts dersinde tanıştım. Bu kavramı anlamamda büyük katkısı olan hocam Ömer Külhancı’ya bir kez daha teşekkür etmek isterim.
Dersin işleyişi ezbere dayalı değil; aksine birlikte düşünmeye, sorgulamaya dayalıydı. Belki de bu yüzden bu konu hiçbir zaman tek bir sonuca bağlanamadı, çünkü ruhsal benlik, nihai bir cevabı olmayan bir yolculuktu.
Yazının devamında yer alan tanımların bir kısmı kendi düşüncelerim, bir kısmıysa ders notlarımdan alınmıştır.
Bir psikoloji öğrencisi olarak en önem verdiğim konulardan biri intihalden kaçınmak olduğu için bu bilgiyi baştan paylaşmak istiyorum.
Şimdi gelin birlikte şu sorunun peşine düşelim:
“Spiritüel benlik nedir?”
Spiritüel Benliğin Tanımı
Spiritüel benlik, deneyimsel benliğin bir parçası olarak insanın içsel varlığını temsil eder.
Zihinsel yetilerimizle birlikte somut ve soyut yönlerimizi kapsar; yani hem düşünsel hem de duygusal özümüzdür.
Soyut olarak ele alındığında; düşünme, karar verme, irade, ahlaki değerler ve vicdan gibi zihinsel süreçlerin analizini içerir.
Somut olarak ele alındığında ise, kişinin “ben buyum” deneyimiyle, yani şu anki varoluşuyla ilgilidir.
Psikolojinin kurucu isimlerinden William James, bilinci “parçalanmış değil, bir bütün olarak akan” bir yapı olarak tanımlar.
Bu yüzden spiritüel benliği anlamak, dış dünyadan içe dönmeyi, öznel varoluşu fark etmeyi gerektirir.
Kısaca:
Spiritüel benlik, kim olduğumuzu en derinden hissettiğimiz yanımızdır.
William James’in Benlik Kuramı: I ve Me
William James, benliği iki temel bileşene ayırır:
-
“I” (Ben-özne): Deneyimleyen, karar veren, farkında olan yanımızdır.
-
“Me” (Ben-nesne): Kişinin “benim” diyebildiği her şeyi kapsar; gözlemlenebilir ve tanımlanabilirdir.
Bu ikinci bileşen, yani “Me”, kendi içinde üçe ayrılır:
1. Maddi Benlik
Maddi benlik; kişinin bedeni, eşyaları, ailesi, evi ve sahip oldukları ile ilişkilidir.
İnsan, bu nesnelere duygusal olarak bağlanır ve onları benliğinin uzantısı olarak görür.
Bir eşyamızı kaybettiğimizde sanki içimizden bir parça kopar.
Ailemizin yaşadığı üzüntü bizi de incitir, çünkü onlar bizim “etimizden, kemiğimizdendir.”
Evimizdeki düzen, duygusal kimliğimizin bir yansımasıdır.
Bu nedenle biri evimizi eleştirdiğinde içsel olarak savunmaya geçeriz.
James’e göre; en çok emek verdiğimiz varlıklar, bize en “bizim” gelenlerdir.
2. Sosyal Benlik
Sosyal benlik, başkalarının bizi nasıl tanıdığı ve algıladığıyla ilgilidir.
İnsan sadece topluluk içinde yaşamayı seven bir varlık değildir; aynı zamanda tanınmak ve fark edilmek ister.
Bir kişinin sahip olduğu sosyal benlik sayısı, onu tanıyan insanların sayısı kadardır.
Aile içinde, okulda, iş yerinde, arkadaş çevresinde farklı kimliklere bürünürüz.
Bu nedenle her sosyal çevremiz, bizde farklı bir “benlik yüzü” oluşturur.
3. Spiritüel Benlik
Spiritüel benlik, diğer iki benlikten daha derin ve kalıcı bir yapıdır.
Kişinin içsel yaşamını; düşüncelerini, değerlerini, inançlarını, vicdanını ve iradesini kapsar.
James’e göre, insan en büyük tatmini, bu ruhsal yönünü fark ettiğinde yaşar.
Bu farkındalık, bireyin kendi varoluşuyla temasa geçmesini sağlar.
Modern Dünyada Ruhsal Benliğimizi Unutmak
Yazının başlığındaki soruya dönersek:
Gerçekten kaçımız spiritüel benliğimizi tanıyoruz?
Ya da belki daha önemlisi: Tanımak istiyor muyuz?
Sertab Erener’in “Tesadüf Aşk” şarkısındaki dizeler tam da bu soruyu yansıtıyor:
“Her şey ne kadar hızlı, her şey ne çok,
Oturup ince şeyler düşünmek için vakit yok.
En son ne zaman baktın gökyüzüne,
Ne zaman geldin göz göze birisiyle?”
Günlük hayatın koşuşturmasında hepimiz yorgunuz, telaşlıyız.
Evden işe, işten eve, hafta sonlarını beklerken hayatın kendisini ıskalıyoruz.
Kendimize “Nasılsın?”, “Ne hissediyorsun?”, “Gerçekten ne istiyorsun?” diye sormayı unuttuk.
Spiritüel benliğimizi hatırlamanın tek ve kesin bir cevabı yoktur.
Ama belki de bu farkındalık yolculuğu, küçük bir duraklama ile başlar:
-
Mindfulness (farkındalık) pratikleri,
-
Nefes egzersizleri,
-
Yoga gibi bedensel farkındalık çalışmaları.
Bunlar, ruhsal yönümüzle yeniden bağlantı kurmamız için bir başlangıç noktası olabilir.
Kendi deneyimlerimizle bu yolculuğu derinleştirmekse tamamen bize aittir.
Yüreğin Unuttuğu Dünyaya Bir Ayna: Şükrü Erbaş’tan “Koşaradım”
Yazımı, Şükrü Erbaş’ın Koşaradım şiirinden birkaç dizeyle bitirmek istiyorum.
Bu dizeler, spiritüel benliğimizle bağımızı neden kaybettiğimizi öyle güzel özetliyor ki:
“Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu…
Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan…
Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
Koşaradım.”
Sonuç: İçsel Yolculuğa Davet
Spiritüel benlik, dış dünyadan uzaklaşıp içe döndüğümüzde bize gerçek kim olduğumuzu hatırlatır.
Bu benliği yok saymak, kendi ruhsal bütünlüğümüzü yok saymaktır.
Hayatın hızında kaybolmuşken, bazen tek yapmamız gereken şey durmak, nefes almak ve içimizi dinlemektir.
Çünkü belki de aradığımız tüm cevaplar, çoktan içimizdedir.
Kaynakça
-
James, W. (1890). The Principles of Psychology (Vol. 1). Henry Holt and Company.
-
James, W. (2017). Psikolojinin İlkeleri. (D. Kılınç, Çev.). Pinhan Yayıncılık. (Orijinal eser 1890)


