Yas süreci, başa çıkma yolları ve kişisel büyüme üzerine bilimsel ve insani bir bakış
Yas süreci, kimi zaman sevdiğimiz bir kişinin veya canlının ölümüne şahit olmaktır. Kimi zaman bir bağın sonlanmasıdır, kimi zaman bir şehirden gitmektir, kimi zaman ise bir kimliğe veya eski kendine veda etmektir. Herkes için farklı bir anlam taşır yas. Ama ortak noktada buluşuruz: Hepimiz bir şeye veda ederiz. Hayat, bazen fiziksel bazense ruhsal dönüşümlerle bizi sarsar; bildiğimiz her şey bir anda bulanıklaşır. Üstelik bu hayatta sadece bir kez ve bir konuda olmaz, farklı dönemlerde yeniden ve yeniden karşılaşırız yasla.
Özetle: Yas, bir kaybın ardından yaşanan duygusal, bilişsel, bedensel ve davranışsal tepkilerin bütünüdür.
Benim için Yas
Benim yas ile karşılaştığımı fark ettiğim ilk an, 17 yaşındayken babamı ve onunla birlikte hayallerimizi ve “kızı” olma kimliğini kaybettiğim andı. Bir anda karanlığa düştüm ve bildiklerimi yeniden şekillendirmek zorunda kaldım. O zaman kendime bir söz verdim: “Her ne olursa olsun, hayatımı yaşayacağım. İyisiyle ve kötüsüyle her şeyimle kendim için …”
Bir yıl arayla Bilişsel Davranışçı ve Varoluşçu ağırlıklı terapiye başladım. Sonra hayatım yeniden şekillendi ama vedalar devam etti. Psikoloji okumak için ülke değiştirdim, aile evine ve konfor alanıma veda ettim. İzmir’de dolu dolu bir 4 yıl geçirdim, bir sürü arkadaş edindim ama yol ilerledikçe bazılarına veda ettim. Sonra üniversite bitti, öğrencilik kimliğime veda ettim. En son da yine aile evine döndüm ve İzmir’e veda ettim. Şu an Klinik Psikoloji yüksek lisansı için hazırlık yapıyorum.
Bazı vedalar isteyerek, bazısı ise kontrolüm dışında gelişti. Ama biliyor musunuz? Yine olsa, yine yaşadığım her şeyi aynı şekilde yaşamayı seçerdim. Çünkü veda ettikçe hem bir şeyler öğrendim, hem kendime yaklaştım hem de içimdeki ışığı keşfettim. Şimdi birlikte yasın ve veda etmenin ne demek olduğuna ve bizi nasıl etkilediğine daha derinden bakalım.
Yas Süreci Nasıl İşler?
Yas süreci kişiden kişiye değişir. Uykusuzluk, iştahsızlık, kaçma, donma, aşırı hareketlilik, bastırma, umutsuzluk, kendini suçlama veya kendine zarar verme gibi tepkiler görülebilir.
Kübler-Ross’un (1969) beş evre modeli, kayıp deneyimlerini anlamada yardımcı olur ve doğrusal olmayan bir süreç sunar:
1. İnkar
İlk tepki genellikle “Bu olamaz” şeklindedir. Kayıp gerçek gibi gelmez; şok ve uyuşukluk hâkimdir ve duygusal yük bir süre ertelenir.
2. Öfke
Kayıp fark edildiğinde suçluluk, adaletsizlik ve öfke hissedilir; “Neden ben?” soruları ortaya çıkar.
3. Pazarlık
Kayıbı geri almak için zihinsel anlaşmalar veya dualar yapılır; “Keşke farklı yapsaydım” düşünceleri görülür.
4. Depresyon
Kayıp olduğunu kabul etmek, kişinin içsel dünyasını sorgulamasına ve üzüntü, boşluk ve umutsuzluk duygularına neden olur.
5. Kabul
Kabul, kaybı unutmak değil, duygularla barışma ve yeniden uyum sağlama sürecidir.
Yasla Başa Çıkmayı Hafifletebilecek Adımlar
Bu yoğun duygu ve acıyla başa çıkmak oldukça zor olsa da imkânsız değildir. Bir vedanın ardından uyum sürecinde kendimize nasıl iyi gelebileceğimize dair bazı adımlar:
1. Bir Destek Ağı Oluşturmak
Güvendiğiniz biriyle veya bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak duyguları düzenler ve yalnızlığı azaltır.
2. Temel İhtiyaçları Korumak ve Kendine Şefkat Göstermek
Duygunun yoğunlaştığı dönemlerde beden ihmal edilir. Kendine şefkat göstermek, yeterli uyku, yemek, kişisel bakım ve nefes egzersizleri duygusal dayanıklılık sağlar. Duyguların doğal olduğunu kabul edip kendinize nazik sözler söyleyin.
3. Duyguları Bastırmadan Tanımak
Gelen düşünce ve duygularımızı bastırmadan dinlemek önemlidir. Araştırmalar, duyguların ağlamak, yazmak veya konuşmak gibi yöntemlerle ifade edilmesinin ve kaçınmanın azaltılmasının yas uyumunu artırdığını göstermektedir. (Keser & Boelen, 2025)
4. Dengelenmeye Başladığında Yeniden Bağ Kurmak
Sosyal iletişim, spor ve doğa ile temas rahatlatır. Uzun süreli gözlemsel bir çalışmada, kişilerarası özelliklerin—özellikle sosyal açıklık ve sosyal kabul—travma sonrası gelişimi 6 ay sonra öngören en güçlü faktörler olduğu gösterilmiştir (Jann, Gräfenstein & Hecker, 2025).
5. Kaybın Anlamını Keşfetmek
Kaybın sizi nasıl etkilediğini düşünün; hangi değerleri fark ettiğinizi anlamlandırın.
6. Gerekirse Profesyonel Destek Almak
Terapi ve destek grupları, uzun süren veya günlük yaşamı etkileyen yas için faydalıdır.
Terapi ve Tedavi Yöntemleri
Psikologlar yas sürecinde bireylere çeşitli şekillerde yardımcı olabilir.
-
Çaresizlik ve suçluluk duyguları: BDT
-
Travmatik kayıplar: EMDR
-
Bastırılmış duygular: Duygu Odaklı Terapi
-
Derin inançlar: Şema Terapi
-
Yalnızlık ve ortak deneyimler: Grup terapileri
Randomize klinik çalışmalarda, maruz kalma (exposure) içeren BDT protokollerinin uzun süreli yas belirtilerini anlamlı düzeyde azalttığı gösterilmiştir (Bryant et al., 2014).
Kişisel Büyüme
Yas sadece kayıp değil, bazen dönüşümün kapısıdır. Bir yasla nasıl başa çıkacağımız, diğer yasla nasıl başa çıkacağımıza da bağlı olabilir.
Teknikler bize kalır, durum değişir.
Yas, aynı zamanda öğrenme ve gelişme fırsatları da sunar. Kaybın bir sonucu olarak kendimizi daha iyi tanır, önceliklerimizi ve değerlerimizi yeniden keşfederiz. Bilişsel olarak yaşamın anlamını sorgular, sosyal bağ kurmayı öğrenir, duygusal dayanıklılık geliştirir ve yeni davranış rutinleri oluşturur.
Literatürde bu süreç kişisel büyüme olarak adlandırılır. Araştırmalar, “yas yaşayan kişilerin bir kısmının anlam, olgunluk ve değerler açısından güçlenme yaşayabildiğini” göstermektedir (Taku et al., 2018).
Sonuç
Kimseye “Yasla bu şekilde başa çık”, “Ülke değiştir” veya “Her şeye pozitif bak” demiyorum. Sadece herkesin kendi ritmine, kendi yasına, kendi yolculuğuna müsaade etmesini hatırlatıyorum.
Yas acı verici olsa da yaşamın doğal bir parçasıdır ve herkeste farklı şekillerde kendini gösterir. Duygulara alan tanımak, destek almak ve kendine şefkat göstermek süreci daha dayanılabilir kılar.
Her kayıp bir yara bıraksa da aynı zamanda kendini ve değerlerini yeniden keşfetme fırsatı sunar. Çünkü bazen, en karanlık anlarda bile ışığı fark edersin.
İşte o ışık: “Bitti Sandığında Doğan Sen.”
Kaynakça
Bryant, R. A., Kenny, L., Joscelyne, A., Rawson, N., Maccallum, F., Cahill, C., … Nickerson, A. (2014). Treating prolonged grief disorder: A randomized clinical trial. JAMA Psychiatry, 71(12), 1332–1339.
https://doi.org/10.1001/jamapsychiatry.2014.1732
Jann, P., Gräfenstein, J., & Hecker, T. (2025). Intrapersonal and interpersonal factors promoting posttraumatic growth: A longitudinal study immediately after traumatic loss. Clinical Psychology & Psychotherapy, 32(6), e70174.
Keser, E., & Boelen, P. A. (2025). Testing the cognitive behavioral model of prolonged grief disorder (PGD): Distinct and shared pathways to PTSD and depression. BMC Psychology, 13, 746.
Taku, K., Tedeschi, R. G., & Cann, A. (2015). Relationships of posttraumatic growth and stress responses in bereaved young adults. Journal of Loss & Trauma, 20(1), 56–71.



Hocam ellerinize sağlık. Derinden etkileyen bir yazı olmuş. Kendimden bir parça bulduğum çok yer var. Sanki içimi anlatıyormuşsunuz gibi hissettim zaman zaman. Çok yumuşak ve içten bir diliniz var. Bir sonraki yazınızı takip ediyor olacağım.