Pazartesi, Haziran 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sessiz Alarm: Gençlerde Şiddet Eğilimini Ne Zaman Fark Ederiz?

Son yıllarda artan okul temelli şiddet olayları, yalnızca güvenlik politikalarını değil, aynı zamanda genç ruh sağlığını anlama biçimimizi de yeniden gözden geçirmemizi gerektirmektedir. Bu tür olaylar çoğu zaman “ani” ya da “öngörülemez” olarak tanımlansa da, psikolojik açıdan bakıldığında, şiddet davranışı genellikle uzun süreli bir birikimin sonucudur. Bu bağlamda asıl mesele, olay gerçekleşmeden önce var olan psikolojik sinyalleri fark edebilmektir.

Ergenlik dönemi, bireyin kimlik oluşturma sürecinde kritik bir eşiktir. Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre bu dönem, “kimliğe karşı rol karmaşası” çatışmasıyla karakterizedir. Bireyin kendisini ait hissedememesi, değersizlik algısı geliştirmesi ya da sürekli dışlanma deneyimlemesi, psikolojik kırılganlığı artıran önemli faktörlerdir. Ancak bu noktada kritik olan, bu kırılganlığın tek başına şiddet davranışını açıklamadığıdır. Şiddet, genellikle birden fazla risk faktörünün kesişiminde ortaya çıkar.

Araştırmalar, gençlerde ağır şiddet davranışlarının çoğu zaman kronik zorbalık deneyimi, sosyal izolasyon, aile içi işlev bozuklukları, travmatik yaşantılar ve yoğun bastırılmış öfke ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu faktörler tek başına belirleyici değildir; ancak birlikte işlediklerinde bireyin psikolojik eşiğini düşürebilir. Özellikle sürekli aşağılanma, reddedilme ve görünmez hissetme deneyimleri, bireyin dünyayı tehdit edici bir yer olarak algılamasına neden olabilir.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken önemli bir kavram “sızıntı davranışı”dır. Sızıntı, bireyin planladığı zarar verici eylemi doğrudan değil, dolaylı yollarla ifade etmesidir. Şiddeti yücelten söylemler, karanlık içerikler üretme, intikam temaları ya da ölümle ilgili yoğun meşguliyet, çoğu zaman yalnızca dikkat çekme çabası olarak görülür. Oysa bu davranışlar, yardım çağrısının örtük biçimleri olabilir. Bu nedenle bu tür işaretlerin ciddiye alınması, önleyici müdahale açısından kritik öneme sahiptir.

Bir diğer belirleyici unsur ise duygusal düzenleme kapasitesidir. Ergenlik döneminde bazı bireyler yoğun duygularla baş etmekte zorlanabilir. Özellikle utanç ve reddedilme duyguları, bireyin benlik algısını tehdit ettiğinde, öfke bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkabilir. Bu noktada şiddet, bazı gençler için kontrol hissini yeniden kazanma girişimi haline gelebilir. Ancak bu kontrol, kısa süreli ve yıkıcıdır.

Okul ortamı, bu süreçte yalnızca bir risk alanı değil, aynı zamanda güçlü bir koruyucu faktördür. Öğrencinin kendisini güvende hissettiği, görüldüğü ve kabul edildiği bir okul iklimi, risk davranışlarını önemli ölçüde azaltır. Özellikle bir yetişkinle kurulan güvenli bağ, koruyucu bir tampon görevi görür. Öğretmenler ve okul psikolojik danışmanları, yalnızca akademik performansa değil, davranışsal ve duygusal değişimlere de dikkat etmelidir.

Toplumsal düzeyde ise bu tür olaylara verilen tepkiler çoğu zaman cezalandırıcı söylemler etrafında şekillenmektedir. Oysa yalnızca sonuç odaklı yaklaşımlar, sorunun kökenine inmeyi engeller. Önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, okul temelli psikolojik destek sistemlerinin yaygınlaştırılması ve erken müdahale mekanizmalarının kurulması daha etkili bir yaklaşım sunar.

Sonuç olarak, gençlerde şiddet davranışı, bir anda ortaya çıkan bir patlama değil; çoğu zaman uzun süre göz ardı edilen psikolojik süreçlerin bir sonucudur. Her öfkeli genç tehlikeli değildir; ancak risk sinyalleri gösteren hiçbir genç de görmezden gelinmemelidir. Bu nedenle temel soru “neden yaptı?” değil, “biz neyi zamanında fark edemedik?” olmalıdır.

Müslüme Balkış
Müslüme Balkış
Müslüme Balkış, psikolojik danışman ve içerik üreticisi olarak bireylerin duygusal güçlenme süreçlerine eşlik etmektedir. Lisans eğitimini Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık üzerine tamamlayan Balkış, sınır koyma, öfke yönetimi, özgüven geliştirme ve duygusal dayanıklılık konularında uzmanlaşmıştır. Dijital platformlarda psikoloji temelli yazılar, rehberler ve atölye içerikleri üreten yazar, psikolojiyi herkes için anlaşılır, uygulanabilir ve ilham verici bir dille sunmayı hedeflemektedir. Çalışmalarında her bireyin potansiyelini keşfetmesine ve daha dengeli bir yaşam kurmasına rehberlik etmeyi temel ilke edinmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar