Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Psikolojik Esneklik Bağlamında Kabul: Bir Vazgeçiş mi, Dönüştürücü Bir Süreç mi?

Kabul nedir, kabul deyince aklınıza neler geliyor? Sinirimizi göz ardı edip hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam etmek mi, o anki duygumuzu bastırıp böyle bir şey olmamış gibi yine devam etmek mi ya da büyüklerimizin dediği gibi böyle şeyler olabilir deyip tolere etmek mi?

Kabul kavramına çağdaş psikoloji kuramlarında baktığımızda psikolojik esnekliğin en temel bileşenlerinden birisi olarak görüyoruz. Peki bu kabul kavramı ne demek? Birinin duygu, düşünce ve yaşantılarını bastırmadan ya da değiştirmeye zorlamadan fark edebilmesini ve farkındalığı ile yaşadığı aktif bir psikolojik süreç olarak tanımlayabiliriz. Yani kişi boyun eğmemiş, vazgeçmemiş veya bir karşılaştırma yapmamış. Yaşadığı olayın ve duygunun farkında ve farkındalığı ile ilerlediği bir süreçtir.

Psikolojik Esnekliğin Temeli: Kabul

Bunu biraz daha derinlemesine incelediğimizde insanlar çoğu zaman yaşadıkları olaydan ziyade bu olaya verdikleri içsel ve dışsal tepkiler nedeniyle psikolojik zorlanma yaşayabilirler. Dışarıya karşı yansıttığımız içsel veya dışsal davranışlar bizi kısa süreçte rahatlatsa da uzun vadede bize zarar veriyor olabilir. Verdiğimiz tepkiyi kontrol altına almaya çalışmak, bu çalışma ile beraber yaşamdaki anlamlı alanlardan uzaklaşma ve kaçınma davranışlarının artmasına yol açabilir. Birey kendisinden uzaklaştığında ve kaçındığında psikolojik esnekliği azalır. (Örneğin yaşadığı olaydan dolayı o olay hiç yaşamamış gibi davranabilir veya unutmak için başka şeyler yapabilir. Kafasındaki sesleri susturmak için müzik dinleyebilir, oyun oynayabilir. Bunlar belki size tanıdık gelmiştir…) Bu noktada kabul kavramını bireyin içsel yaşantılarıyla kurduğu ilişkiyi yeniden yapılandıran temel bir yaklaşım olarak ele alabiliriz.

Aktif Bir Süreç Olarak Deneyimle Temas

Genellikle gündelik dilde kabul kavramını boyun eğme, affetme vazgeçme ya da pasif bir razı oluş biçiminde duyuyor ve görüyor olabiliriz. Ancak psikoloji literatürüne baktığımızda kabul, oldukça işlevsel bir anlam taşımakta ve aktiftir. Kabul, yaşanan deneyimi onaylamak ya da tamamen sevmek anlamına gelmez; her ne yaşanıyorsa yaşansın onun zaten var olduğunu fark edebilme (ACT– Kabul ve Adanmışlık Terapisi) ve bu gerçeklikle temas kurabilmektir. Temas ile kişinin içsel deneyimlerini yargılamadan, suçlamadan ve kaçınmadan gözleyebilmesini mümkün kılmaya yardımcı olur. Böylece kabul, deneyimin içeriğini değiştirmeye yönelik değil de deneyimle kurulan ilişkinin dönüşmesinde gözlemlenir. Gelin şimdi bu konuştuğumuz konuların daha somut ve anlaşılır hale getirebilmek için bir örnek üzerinden inceleyelim:

Vaka Analizi: Kaygı ve Kabul

Yirmili yaşlarında bir birey, uzun süredir kontrol edemediğini düşündüğü kaygı ve stres duygusuyla baş etmeye çalışmaktadır. Günlük yaşamında bu kaygıyı ve stresi “zayıflık” olarak tanımlamakta ve çevresinden “kafaya takma”, “güçlü ol” gibi ifadeler duyduğunu belirtmektedir. Kaygı ve stres ortaya çıktığında, duygularından kurtulmak için kendini yoğun şekilde oyaladığını ya da sorumluluklarını ertelediğini ifade etmektedir. Ancak kaygıyı ve stresini bastırmaya yönelik bu çabalar, kısa süreli bir rahatlama sağlasa da zamanla kişinin yaşam alanlarını daraltmış ve işlevselliğini azaltmıştır. (Arkadaşları ile etkinlik yapamamış bu yüzden yalnızlaşmaya başlamış olabilir. Çalışsa da sınavlarda istediği sonuçları elde edememiş olabilir bu da akademik hayatını etkilemiş olabilir.)

Danışma sürecinde, kaygının tamamen ortadan kaldırılması yerine, bu duygunun yaşamın doğal bir parçası olabileceği üzerinde durulmuştur. Kabul temelli çalışmalarda birey, kaygının ve stresinin “gitmesi gereken bir sorun” değil, belirli durumlarda ortaya çıkan insani bir deneyim olduğunu fark etmeye başlamıştır. Mindfulness temelli farkındalık çalışmalarıyla kişi, kaygısını ve stresini bastırmak ya da onlarla mücadele etmek yerine, onları olduğu gibi gözlemlemeye çalışmıştır.

Kabulün Dönüştürücü Gücü

Bu süreçte birey, kaygı yaşasa da kendisi için anlamlı olan alanlarda adım atmayı denemiştir. Kaygı ve stresinin tamamen geçmesini beklemeden günlük sorumluluklarını yerine getirebilmesi, kabulün pasif bir boyun eğme değil; bireyin yaşamıyla yeniden temas kurmasını sağlayan aktif bir süreç olduğunu göstermiştir. Bu örnek, kabulün bireyi güçsüzleştiren değil, aksine yaşamla daha esnek ve gerçekçi bir ilişki kurmasına olanak tanıyan bir yaklaşım olduğunu ortaya koymaktadır.

Kabul kavramı, pasif bir boyun eğme ya da vazgeçme değil; bireyin içsel yaşantılarıyla daha esnek ve işlevsel bir ilişki kurmasını sağlayan psikolojik bir süreç olarak ele alınmıştır. ACT ve mindfulness temelli yaklaşımlar doğrultusunda kabulün, psikolojik esnekliği destekleyen ve değer odaklı eylemin önünü açan bir beceri olduğu vurgulanmıştır. Ele alınan kuramsal çalışmalar ve örnek olay birlikte değerlendirildiğinde, kabulün bireyin yaşamla temasını güçlendiren ve değişimi mümkün kılan temel bir unsur olduğu görülmektedir. (Küçük bir adım ile birlikte büyük değişimler olabilir •‿•)

Feyzanur Ünlü
Feyzanur Ünlü
Feyzanur Ünlü, mindfulness, pozitif psikoloji ve spor psikolojisi alanlarında çalışmalar yapan bir psikolojik danışman adayıdır. Çocuklar, sporcular ve ebeveynlerle bireysel danışmanlık süreçleri yürütmekte; psikolojik dayanıklılık, motivasyon ve farkındalık konularına odaklanmaktadır. Spor kulüplerinde danışmanlık deneyimi edinmiş, gelişim dönemlerine yönelik psikoeğitsel etkinlikler hazırlamıştır. Psikolojiyi yalnızca akademik bir alan değil, gündelik yaşamla iç içe ve herkesin yararlanabileceği bir kaynak olarak görmektedir. Psychology Times’ta yazdığı yazılarla bu yaklaşımı daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlamaktadır.

1 Yorum

  1. Psikolojik esnekliğin temel taşı olan “kabul” üzerine çok aydınlatıcı bir yazı olmuş. Yazının sonundaki “küçük adımların büyük değişimler yaratacağı” notu ise harika bir motivasyon kaynağı. Paylaşımınız için teşekkürler!!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar