Salı, Haziran 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Sevilmiyorum” İnancı ve Tetiklenen Öfke

İnsan Ne Düşünür, Benimle İlgili?

Bazı insanlar için bir ortama girmek, yalnızca fiziksel bir varlık göstermekten ibaret değildir. Aynı anda birçok düşünce ve duygu başlar. Kim nasıl baktı, biri mesafeli mi davrandı, bir cümlede ton farkı var mıydı… Hepsi dikkatle izlenir. Hatta bazen bu durum fazlasıyla belirgin hale gelir. Dışarıdan bakıldığında “çok düşünüyorsun” gibi görünebilir. Ancak içeride olan şey sadece düşünmek değildir; daha çok sürekli bir tarama halidir. Sanki bir şey yakalamaya çalışıyormuş gibi. Bir ipucu, bir işaret.

“Beni sevmiyor olabilir.”

“Bana karşı bir şey var gibi.”

Bu cümleler bazen çok hızlı gelir ve çoğu zaman fark edilmeden oluşur. Bir bakış, bir cevap vermeme durumu, mesajın geç dönmesi… Hepsi bir anda anlam kazanır. Ancak o anlam çoğu zaman aynı yere çıkar: “Ben sevilmiyorum.”

Bu Bir Düşünce Değil, İnanç

Burada önemli bir ayrım var. Bu, yalnızca anlık bir düşünce değildir; daha derin, daha köklü bir şeydir. Temel bir inanç gibi işler. Temel inançlar şöyle çalışır: Zihin, zaten doğru olduğuna inandığı şeyi kanıtlamaya çalışır. Yani kişi aslında sürekli şunu arar: “Sevilmediğimi gösteren ne var?” Ve bulur da. Çünkü insan zihni boşlukları doldurmayı sever. Belirsizliği tolere etmek zordur. Bu nedenle küçük bir mesafe bile “kesin bir şey var” gibi yorumlanabilir. Bu noktada yaşanan şey çoğu zaman gerçeklik değil, yorumdur. Ancak kişi için o kadar nettir ki, sanki tartışılmaz bir gerçek gibi hissedilir.

Az Değer Görmek mi, Öyle Hissetmek mi?

Bu danışan grubunda sıkça karşılaştığımız bir durum var: Gerçekten değersiz davranışlar ile değersiz hissettiren yorumlar birbirine karışır. Biri gerçekten ilgisiz olabilir, evet. Ama bazen de sadece yorgundur. Biri kısa cevap vermiştir, evet. Ama belki de meşguldür. Ancak “sevilmiyorum” inancı devredeyse, bu ihtimaller pek düşünülmez. Zihin direkt kısa yolu seçer: “Beni umursamıyor.” Bu yorum o kadar hızlıdır ki, aradaki diğer seçenekler hiç fark edilmez. Ve kişi bu yorumun içinde duygusal olarak gerçekten incinir. Yani aslında yaşanan şey yalnızca dışarıdaki olay değil, o olayın içerde yarattığı anlamdır.

Tetiklenme Anı: Çok Hızlı, Çok Yoğun

Tetiklenme dediğimiz şey genelde böyle başlar. Küçük bir şey olur, ama etkisi küçük olmaz. İçeride bir şey aniden yükselir: Bir sıkışma, bir öfke, bir kırgınlık… Bazen hepsi aynı anda. O anda kişi sadece şunu hisseder: “Yine aynı şey.” Bu “yine” çok önemlidir. Çünkü aslında o an yalnızca o an değildir; geçmişteki benzer duygular da devrededir. Birikmiş şeyler vardır. Ve öfke burada çok anlaşılır bir duygu haline gelir. Çünkü öfke çoğu zaman ikincil bir duygudur. Altında başka bir şey vardır: Kırılmak, değersiz hissetmek, görülmemek. Ancak bunları hissetmek daha zor olduğu için, öfke daha hızlı çıkar.

Öfkenin Ardındaki Cümle

Bu kişilerle çalışırken genelde şu cümleye ulaşırız: “Ben yeterince önemli değilim.” Bu cümle açıkça söylenmeyebilir, ama davranışların arkasında çoğu zaman bu yatar. Bu inanç aktif olduğunda kişi ilişkilerde daha hassas hale gelir. En ufak bir mesafe büyütülür, en küçük bir ihmal büyür. Çünkü zaten içeride hazır bir zemin vardır. Bu nedenle verilen tepki dışarıdan “abartılı” gibi görünebilir. Ancak içerideki anlam düşünüldüğünde aslında çok tutarlıdır.

İnsan Ne Düşünür?

Sürekli başkalarının ne düşündüğünü düşünmek de bu döngünün bir parçasıdır. Çünkü kişi kendi değerini dışarıdan gelen geri bildirimle ölçmeye başlar. Biri gülerse rahatlama, biri mesafeli davranırsa huzursuzluk hisseder. Yani içsel denge dışarıya bağlı hale gelir. Bu durum kişiyi sürekli tetikte tutar. Çünkü herkesin ne düşündüğünü kontrol etmek mümkün değildir. Ancak zihin yine de bunu yapmaya çalışır ve yorulur.

Küçük Bir Kayma: Yorumları Fark Etmek

Bu döngüyü kırmak bir anda olmaz. Ancak küçük bir farkındalıkla başlar: “Şu an yaşadığım şey gerçek mi, yoksa yorum mu?” Bu soru çok basit görünse de etkisi büyüktür. Çünkü ilk kez araya bir mesafe koyar. Otomatik çalışan düşünce ile gerçeklik arasına küçük bir boşluk açar. Mesela: “Bana kısa cevap verdi → Beni önemsemiyor.” Bunun yerine: “Bana kısa cevap verdi → Bunun başka bir açıklaması olabilir mi?” Bu ikinci cümle kesinlik içermez, ama esneklik sağlar.

Kendine Dönmek

Bir diğer önemli nokta ise dikkati sürekli dışarıdan içeriye çevirmektir. “Beni seviyor mu?” yerine “Ben şu an ne hissediyorum?” “Bana nasıl davrandı?” yerine “Bu bende neyi tetikledi?” Bu sorular kolay değildir. Çünkü alışılmış yönü değiştirir. Ancak zamanla kişi şunu fark etmeye başlar: Tetiklenen şey her zaman yalnızca karşı taraf değildir.

Değer Hissi İnşa Edilebilir

En kritik yer burası. Kişi çoğu zaman değer hissinin sabit olduğunu düşünür. Ya vardır ya yoktur gibi. Ancak aslında değer hissi ilişkisel olarak şekillenir ve yeniden inşa edilebilir. Bu süreçte kişi yavaş yavaş şunu deneyimler: Her mesafe reddedilme değildir. Her sessizlik değersizlik değildir. Her değişim “bende bir sorun var” anlamına gelmez. Bu cümleler bir anda içselleşmez. Ama tekrar tekrar karşılaşarak, deneyimleyerek yerleşir. Belki de en önemli yer şudur: Kişi çoğu zaman sevilmediğinden değil, sevilmediğine çok erken inandığı için böyle hisseder. Ve bu inanç, bugünkü ilişkileri de filtreler. Ancak filtre fark edildiğinde, görüntü değişmeye başlar. Yavaş yavaş, zorlanarak, bazen yine tetiklenerek. Ama bu sefer bir farkla: Artık kişi sadece hissetmez, neyin tetiklendiğini de görmeye başlar. Ve bu, değişimin başladığı yerdir.

Ece Bahat
Ece Bahat
Psikolog Ece Bahat, lisans eğitimini psikoloji alanında tamamlamış olup, şema terapi ve bilişsel davranışçı terapiye odaklanmıştır. Genellikle travma, anksiyete ve depresyon konularında çalışarak, danışanlarına bilimsel temelli ve bireyselleştirilmiş danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Dijital mecralarda psikoloji alanında güncel konular üzerine yazılar yazarak, psikolojik bilginin daha geniş kitlelere ulaşmasını amaçlamaktadır. Misyonu, bireylerin içsel güçlerini keşfetmelerine rehberlik etmek ve onlara yenilikçi bakış açıları kazandırarak iyi oluş süreçlerini desteklemektir. Ona göre, değişim küçük bir farkındalık anıyla başlar ve doğru destekle büyüyerek bireyin kendini gerçekleştirme yolculuğunda güçlü bir adım haline gelir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar