Çarşamba, Eylül 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Sevilmiyorum” İnancı ve Tetiklenen Öfke

İnsan Ne Düşünür, Benimle İlgili?

Bazı insanlar için bir ortama girmek sadece bir ortama girmek değildir. Aynı anda onlarca şey başlar. Kim nasıl baktı, biri biraz mesafeli mi davrandı, bir cümlede bir ton farkı var mıydı… Hepsi fark edilir. Hatta bazen fazla fark edilir. Dışarıdan bakınca “çok düşünüyorsun” gibi görünür. Ama içeride olan şey sadece düşünmek değildir. Daha çok sürekli bir tarama hali. Sanki bir şey yakalayacakmış gibi. Bir ipucu. Bir işaret. “Beni sevmiyor olabilir.”

“Bana karşı bir şey var gibi.”

Bu cümleler bazen çok hızlı gelir. Hatta çoğu zaman fark edilmeden olur. Bir bakış, bir cevap vermeme hali, mesajın geç dönmesi… Hepsi bir anda anlam kazanır. Ama o anlam çoğu zaman aynı yere çıkar. “Ben sevilmiyorum.”

Bu Bir Düşünce Değil, İnanç

Burada önemli bir ayrım var. Bu sadece anlık bir düşünce değildir. Daha derinde, daha eski bir şeydir. Temel bir inanç gibi çalışır. Ve temel inançlar şöyle işler: Zihin, zaten doğru olduğuna inandığı şeyi kanıtlamaya çalışır. Yani kişi aslında sürekli şunu arar:

“Sevilmediğimi gösteren ne var?”

Ve bulur da. Çünkü insan zihni boşlukları doldurmayı sever. Belirsizliği tolere etmek zordur. O yüzden küçük bir mesafe bile “kesin bir şey var” gibi yorumlanabilir. Bu noktada yaşanan şey çoğu zaman gerçeklik değil, yorumdur. Ama kişi için o kadar nettir ki, sanki tartışılmaz bir gerçek gibi hissedilir.

Az Değer Görmek mi, Öyle Hissetmek mi?

Bu danışan grubunda sık gördüğümüz bir şey var: Gerçekten değersiz davranışlar ile değersiz hissettiren yorumlar birbirine karışır. Biri gerçekten ilgisiz olabilir, evet. Ama bazen de sadece yorgundur. Biri kısa cevap vermiştir, evet. Ama belki de meşguldür. Ama “sevilmiyorum” inancı devredeyse, bu ihtimaller pek düşünülmez. Zihin direkt kısa yolu seçer:

“Beni umursamıyor.”

Bu yorum o kadar hızlıdır ki, aradaki diğer seçenekler hiç fark edilmez. Ve kişi bu yorumun içinde duygusal olarak gerçekten incinir. Yani aslında yaşanan şey sadece dışarıdaki olay değil, o olayın içerde yarattığı anlamdır.

Tetiklenme Anı: Çok Hızlı, Çok Yoğun

Tetiklenme dediğimiz şey genelde böyle başlar. Küçük bir şey olur. Ama etkisi küçük olmaz. İçeride bir şey aniden yükselir. Bir sıkışma, bir öfke, bir kırgınlık… Bazen hepsi aynı anda. Ve o anda kişi sadece şunu hisseder:

“Yine aynı şey.”

Bu “yine” çok önemli. Çünkü aslında o an sadece o an değildir. Geçmişteki benzer duygular da devrededir. Birikmiş şeyler vardır. Ve öfke burada çok anlaşılır bir duygu haline gelir. Çünkü öfke çoğu zaman ikincil bir duygudur. Altında başka bir şey vardır: Kırılmak. Değersiz hissetmek. Görülmemek. Ama bunları hissetmek daha zor olduğu için, öfke daha hızlı çıkar.

Öfkenin Ardındaki Cümle

Bu kişilerle çalışırken genelde şu cümleye ulaşırız: “Ben yeterince önemli değilim.” Bu cümle çok açık söylenmeyebilir. Ama davranışların arkasında çoğu zaman bu vardır. Ve bu inanç aktif olduğunda kişi ilişkilerde daha hassas hale gelir. En ufak bir mesafe büyütülür, en küçük bir ihmal büyür. Çünkü zaten içeride hazır bir zemin vardır. Bu yüzden verilen tepki dışarıdan “abartılı” gibi görünebilir. Ama içerideki anlam düşünüldüğünde aslında çok tutarlıdır.

İnsan Ne Düşünür?

Sürekli başkalarının ne düşündüğünü düşünmek de bu döngünün bir parçasıdır. Çünkü kişi kendi değerini dışarıdan gelen geri bildirimle ölçmeye başlar. Biri gülerse rahatlama, biri mesafeli davranırsa huzursuzluk hisseder. Yani içsel denge dışarıya bağlanır. Bu durum kişiyi sürekli tetikte tutar. Çünkü herkesin ne düşündüğünü kontrol etmek mümkün değildir. Ama zihin yine de bunu yapmaya çalışır ve yorulur.

Küçük Bir Kayma: Yorumları Fark Etmek

Bu döngüyü kırmak bir anda olmaz. Ama küçük bir farkındalıkla başlar:

“Şu an yaşadığım şey gerçek mi, yoksa yorum mu?”

Bu soru çok basit görünür ama etkisi büyüktür. Çünkü ilk kez araya bir mesafe koyar. Otomatik çalışan düşünce ile gerçeklik arasına küçük bir boşluk açar. Mesela: “Bana kısa cevap verdi → Beni önemsemiyor.” Bunun yerine: “Bana kısa cevap verdi → Bunun başka bir açıklaması olabilir mi?” Bu ikinci cümle kesinlik içermez. Ama esneklik sağlar.

Kendine Dönmek

Bir diğer önemli nokta şu: Dikkati sürekli dışarıdan içeriye çevirmek. “Beni seviyor mu?” yerine “Ben şu an ne hissediyorum?” “Bana nasıl davrandı?” yerine

“Bu bende neyi tetikledi?”

Bu sorular kolay değildir. Çünkü alışılmış yönü değiştirir. Ama zamanla kişi şunu fark etmeye başlar: Tetiklenen şey her zaman sadece karşı taraf değildir.

Değer Hissi İnşa Edilebilir

En kritik yer burası. Kişi çoğu zaman değer hissinin sabit olduğunu düşünür. Ya vardır ya yoktur gibi. Ama aslında değer hissi ilişkisel olarak şekillenir ve yeniden inşa edilebilir. Bu süreçte kişi yavaş yavaş şunu deneyimler: Her mesafe reddedilme değildir. Her sessizlik değersizlik değildir. Her değişim “bende bir sorun var” anlamına gelmez. Bu cümleler bir anda içselleşmez. Ama tekrar tekrar karşılaşarak, deneyimleyerek yerleşir. Belki de en önemli yer şu: Kişi çoğu zaman sevilmediğinden değil, sevilmediğine çok erken inandığı için böyle hisseder. Ve bu inanç, bugünkü ilişkileri de filtreler. Ama filtre fark edildiğinde, görüntü değişmeye başlar. Yavaş yavaş. Zorlanarak. Bazen yine tetiklenerek. Ama bu sefer bir farkla: Artık kişi sadece hissetmez, neyin tetiklendiğini de görmeye başlar. Ve bu, değişimin başladığı yerdir.

Ece Bahat
Ece Bahat
Psikolog Ece Bahat, lisans eğitimini psikoloji alanında tamamlamış olup, şema terapi ve bilişsel davranışçı terapiye odaklanmıştır. Genellikle travma, anksiyete ve depresyon konularında çalışarak, danışanlarına bilimsel temelli ve bireyselleştirilmiş danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Dijital mecralarda psikoloji alanında güncel konular üzerine yazılar yazarak, psikolojik bilginin daha geniş kitlelere ulaşmasını amaçlamaktadır. Misyonu, bireylerin içsel güçlerini keşfetmelerine rehberlik etmek ve onlara yenilikçi bakış açıları kazandırarak iyi oluş süreçlerini desteklemektir. Ona göre, değişim küçük bir farkındalık anıyla başlar ve doğru destekle büyüyerek bireyin kendini gerçekleştirme yolculuğunda güçlü bir adım haline gelir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar