“Özgüven, başkalarının gözünde değil, kendi iç sesimizde başlar.”
Özgüven çoğu zaman doğuştan gelen bir özellik gibi görünür. Sahneye adım atan biri ışıklar altında kendiliğinden parlayabilir; yeni biriyle tanışan biri rahat ve güvenli durabilir. Oysa özgüven, görünenden çok daha derin ve sessiz bir süreçtir. Çoğu zaman, bu yolculuk içeriden başlar.
Eren’nin Hikâyesi
Eren, yirmili yaşlarının sonunda sakin bir kafenin köşesinde not defterine yazacaklarını karalıyor. Her cümle siliniyor, her fikir “yetersiz” gibi görünüyor. Yan masadaki insanlar sohbet ediyor, gülüyor; ama Eren kendi iç sesinin yüksekliğinden onların sesini bile duyamıyor.
“Başaramazsın. Zaten kim okuyacak?”
Dışarıdan güçlü görünen bir kişiydi; ama içten içe özgüvensizlik ve içsel eleştirmen (inner critic) ile boğuşuyordu.
Küçük Adımlar, Büyük Etkiler
Eren o gün kafede bir karar verdi: “Bir cümleyi silmeyeceğim.”
Bu küçük davranış, psikolojide davranışsal aktivasyon olarak adlandırılır. Düşüncelerin seni durdurmasını beklemek yerine küçük bir adım atmak, özgüvenin filizlenmesine yol açar. Bir cümleyi tamamlamak, küçük ama anlamlı bir kazanımdır.
Özgüven Neden Sarsılır?
-
Çocuklukta duyulan eleştiriler
-
Okulda yapılan kıyaslamalar
-
Yetişkinlikte alınan olumsuz geri bildirimler
Tüm bunlar, bilinçdışında yetersizlik şemaları oluşturabilir. Bu şemalar zamanla bireyin kendine dair inançlarını şekillendirir ve özgüveni zayıflatır. Ama iyi haber: Özgüven kaybolsa bile geri kazanılabilir ve çoğu zaman daha güçlü bir şekilde yeniden inşa edilebilir. Bu deney, bilişsel yeniden çerçeveleme (cognitive reframing) ile davranış değişimi arasındaki bağlantıyı somut şekilde gösterir.
Kıyaslama ve Sosyal Karşılaştırma
Sosyal medya çağında insanlar sürekli olarak sosyal karşılaştırma yapıyor. Başkalarının başarılarını parıltılı bir vitrin gibi görürken, korkularını ve başarısızlıklarını göremiyoruz. Bu durum çoğu zaman öz-değerin sarsılmasına yol açar. Eren de fark etti ki özgüven, başkalarıyla kıyaslamaktan değil, kendi düşünce ve eylemlerini yönetmekten doğar.
İç Sesini Yeniden Eğitmek
Özgüvenin bir diğer önemli adımı, olumsuz iç sesi fark etmektir. Psikolojide buna bilişsel çarpıtmaları yakalamak denir. Eren’nin iç sesi sık sık şöyle diyordu:
-
Felaketleştirme: “Berbat olacak.”
-
Aşırı genelleme: “Bir kere olmadı, hiç olmaz.”
-
Zihin okuma: “Kesin beni yetersiz bulurlar.”
Eren, bu düşünceleri fark etmeyi öğrenince yerine daha dengeli ve işlevsel düşünceler koyabildi: “Bu sefer olmadı ama tekrar deneyebilirim.” Bu, psikolojide öz-şefkat (self-compassion) ve bilişsel yeniden yapılandırma tekniklerinin temelidir.
Kırılganlığı Kabul Etmek
Birçok insan “güçlü görünme baskısı” nedeniyle duygularını saklar. Araştırmalar, kırılganlığını kabul eden kişilerin daha yüksek psikolojik sağlamlık geliştirdiğini gösterir. Eren de bunu zamanla öğrendi: Kırılganlık güçsüzlük değil; gerçeklikle temas etmektir. İçindeki şüpheye rağmen adım atmak, özgüvenin ta kendisidir.
Özgüven Bir Yolculuktur
Özgüven, bilişsel, duygusal ve davranışsal bileşenleri olan bir süreçtir. Gelişir, güçlenir, zaman zaman zayıflar ama her zaman yeniden inşa edilebilir.
Makas Metaforu: Danışanla Bir Seans Anısı
Bir seansta danışanıma bir makas gösterdim ve sordum: “Makas çift bıçaklıdır. Peki makasın kestiği kâğıdı tek bıçakla kesebilir mi?” Danışanım tereddütsüz “Hayır” dedi. Sonra masadaki bir kâğıdı ikiye katlayıp yalnızca makasın tek bıçağıyla kestim. Danışanımın şaşkın ifadesi metaforun gücünü gösteriyordu.
“Kâğıt, düşüncelerimizi; makas ise kendimize olan güvenimizi temsil eder. Düşüncelerimizi yeniden şekillendirdiğimizde, tek bir bıçak bile kâğıdı kesebilir. Düşünce yapımızı dönüştürdüğümüzde özgüvenimiz de güçlenir ve eylemlerimiz değişir.”
Bugün kendin için küçük bir adım atabilirsin:
-
İç sesini fark et
-
Düşüncelerini yeniden çerçevele
-
Küçük davranışlar göster
-
Kendine şefkatle yaklaş
Özgüven, kendine döndüğünde başlar. Ve kendine dönen herkes, yolunu mutlaka bulur…


