Pazartesi, Haziran 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Nerede O Eski Bayramlar?

Günümüzün en çok sorulan sorularından biri “Nerede O Eski Bayramlar?” sorusudur. Bu soruyu en çok yaşlı bireylerden duyuyoruz. Peki, bu soru neden sıkça soruluyor? Bu yazıda bu konuyu ele alacağız.

Bayramlar, yalnızca toplumsal bir olgu olmanın ötesinde, bireylerin psikolojik süreçlerini de barındıran dinamik bir kavramdır. Yaşlı neslin dile getirdiği bu soru, günümüz dünyasında ilişkilerin ve bağların daha yüzeysel kurulması ile açıklanabilir. Değişen dünya ile geçmiş deneyimler arasında bir kültür çatışması yaşanmakta; bu durum, yaşlı bireylerin mevcut durumu kabullenmesinin psikolojik açıdan daha sağlıklı bir bakış açısının göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bayramların eskisi gibi olmamasının bir diğer nedeni ise toplumun bireyselleşmesidir.

Bireyselleşme

Bireyselleşme; bireylerin yalnız başına hareket etmesi ve kendi ihtiyaçlarını kendilerinin karşılaması şeklinde tanımlanabilir. Modern dünyanın en önemli sorunlarından biri olan bireyselleşme, yalnızlık çerçevesinde de ele alınabilir (Cezayirli akt; Büyükbingöl, 2022). Bireyselleşme, kişilerarası ilişkileri olumsuz etkileyerek bireylerin toplumdan kopmasına sebep olur ve topluma yeniden uyum sağlamayı zorlaştırır. Toplumdan kopan bireylerde sosyal izolasyon durumu oluşur ve bu durum, birçok psikolojik rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olabilir (Büyükbingöl, 2022).

Bireyselleşme, zamanla oluşan bir süreçtir. İnsanoğlu dünyaya geldiği andan itibaren bakım verenine bağımlı ve muhtaç bir durumdadır. Kendi ihtiyacını karşılayamaz ve ihtiyaçlarını ağlayarak ifade eder. Yaş aldıkça ve büyüdükçe çevresinden bağımsız bir birey haline gelir ve kendi kararlarını alacak bir konuma gelir. Bunun tam tersi, bireyselleşemeyen bireylerde yalnız kalma korkusu oluşur ve çevresine bağımlı hale gelir. Sürekli kendi ihtiyaçlarını görmezden gelir ve başkalarının ihtiyaçlarına öncelik verir.

Bireyselleşme, kültüre bağlı olarak da gelişebilir. Bazı kültürlerde aile bağlarına büyük önem verilir; büyütülen çocuklar sistemin kurallarına göre yetiştirilir ve bireyselleşmeleri zor olur. Diğer durumlarda ise bireyler özerk olarak büyütülür (Çalak, 2012).

Bireyselleşmeye neden olan bir diğer faktör, teknoloji kullanımının modern dünyada artması ve görünür insan ilişkilerinin büyük kısmının sosyal medya üzerinden paylaşılmasıdır. Bu durum, insan ilişkilerinin daha yüzeysel kalmasına sebep olmaktadır. Kurulan ilişkilerde bir anlam kalmamakta ve bireyler yalnızlaşmaktadır. Yalnızlaşan birey, topluma geri dönmek istememektedir.

Bireyselleşme ve Bayram

Bireyselleşmeyi kısaca açıkladık. Bayramların eski tadı vermemesi ve yaşlıların sık sık bu durumu dile getirmesi, bireyselleşmenin getirdiği bir problemdir. Yaşlıların yaşadığı kuşakta bağlar daha güçlüydü ve insan ilişkilerine daha çok önem verilmekteydi. Bu nedenle yaşlılar, bu durumdan hayıflanmaktadır. Çünkü yetiştikleri toplum ve aile yapısı onlara bunu öğretmiştir. Önemli olan, bireyselleşen bu dünyada yaşlılara saygı duymak ve onları unutmamak; eski bağları yeniden kurmaya önem vermektir.

Bayramların eskisi gibi olmamasının bir sebebi de yaşlılar ve gençler arasında yaşanan kültür çatışmasıdır. Kültür çatışması, günümüzdeki temel problemlerden biridir. Gençler de bu durumdan hayıflanmaktadır. Yaşlılar, günümüz dünyasına daha zor bir şekilde uyum sağlamaktadır. Gençlerin, onların gibi davranmasını, oturup kalkmasını ve düşünmesini istemektedirler. Gençler ise yaşlı neslin onları anlamadığını düşünmektedir. Ancak temel neden, kültür çatışmasıdır. Bu çatışmaların bayramlara yansıması, eski geleneklerin modern tarz ile karşı karşıya gelmesi ile belirginleşir. Büyükler, eski bayramlardaki o yoğun akraba ziyaretlerini özlemle anar; gençler ise bayramı bir tatil olarak görmektedir. Ancak bu durum, yaşlıların gençleri olumsuz değerlendirmesine neden olur; yaşlıların gözünde gençler, değerlerine bağlı bireyler olarak görülmez.

Sonuç olarak, bayramların eski tadı vermediği düşüncesi, zamanın ve insan ilişkilerinin değişmesinden kaynaklanmaktadır. Kültür çatışması bir ayrışma olarak görülse de, bu durum gençler ile yaşlıları birbirine bağlayan bir köprü olmalıdır. Yaşlıların, gençlerin modern dünyasına saygı duyması ve gençlerin de yaşlıların tecrübelerine kulak vermesi bu sorunu çözecektir. Unutulmamalıdır ki bayramlar, geçmiş ile gelecek arasında kurulan güçlü bir bağdır ve bu bağı koparmadan yeni nesil ile harmanlamak kültürel miras için önemlidir. İşte bu yüzden, değişen dünyaya direnç göstermek yerine bayramların birleştirici ruhunu modern dünyaya uyarlamalıyız. Karşılıklı saygı, hoşgörü ve empati gerektiği kadar olduğunda, toplumda ne kültür çatışması kalacak ne de eski bayramların samimiyeti kaybolacaktır. Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras, her dönemin şartlarına uyum sağlayabilen ama özünü asla kaybetmeyen güçlü bir toplumsal bağ olacak ve geriye sonsuz bir hoşgörü kalacaktır.

Edanur Ceylan
Edanur Ceylan
Edanur Ceylan, Mardin Artuklu Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Lisans eğitimi sürecinde çeşitli alanlarda gözlemler yapmış ve Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kısa süreli bir staj deneyimi edinmiştir. Rehabilitasyon merkezinde özel çocuklar ile aktif bir şekilde çalışmaktadır. Psikolojiyi sade ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlayan Ceylan, yazılarında bireylerin psikolojik farkındalığını artırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar