Perşembe, Aralık 4, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Mod: Manipülasyon

Yakın ilişkilerinizde daha önce tartışma sırasında kendinizden ve savunduğunuz fikirden çokça eminken bir anda kopukluk yaşadığınız ve sohbetin sonunda “Sorun ben de miydi acaba?” diye düşünmeye başladığınız oldu mu?
Ya da tartışmanın tüm suçlusunun siz çıktığınız, karşı tarafın ilgisizliği yüzünden geldiğiniz bu durumun aslında “sizin yaptığınız hatalar” yüzünden bu kadar kötüleştiğini öğrendiğiniz?
Bu durumda iki manipülatif oyuna maruz kalıyor olabilirsiniz: Eski dostumuz yansıtma ve yakın zamanda dilimizden düşüremediğimiz gaslighting.

Benlikten Gelen Rahatsızlık: Freud ve Savunma Mekanizmaları

Kendi benliğimizi rahatsız eden yine kendi benliğimiz ise bu paradokstan nasıl çıkabiliriz?
Aslında Freud’un bu konu hakkında, neredeyse ondan sonra gelen herkes tarafından desteklenen bir fikri var: Savunma Mekanizmaları.

Freud’a göre kişi eğer kabul edemediği, kaygı uyandırıcı dürtü, düşünce ve duygular geliştirmeye başlarsa bilinçdışında savunma mekanizmaları oluşturarak benliğini koruma altına alır.
Asıl amaç kişiyi suçluluk duygusundan ve çatışmadan korumaktır.
Mekanizmalardan biri olan yansıtmada, kişi kendince kabul edemediği dürtüleri başkalarına atfederek sanki bu dürtüler karşısındaki kişiye aitmiş gibi davranır.

Peki kişinin benliğini korumak adına bilinçsizce oluşturduğu, onu suçluluk duygusundan koruyan bu mekanizma ilişkilerini ve karşı tarafı nasıl etkiler?

Yansıtmanın Psikolojik Dinamiği

Kendimizi korumak adına geliştirdiğimiz yansıtma mekanizması, suçu kendimizde aramak yerine başkalarında bulmaya çalıştığımızda sadece kendi iç yaşantımızı etkilemekten çıkar ve kişilerarası ilişkilerimizi sabote etmeye başlar.
Örneğin, önemli bir mülakatta kendisini gergin hisseden bir kişi işverenin “o gün çok gergin” olduğunu söyleyerek kendi duygularını yansıtır.

Yansıtma mekanizmasını bu şekilde kullanarak kendimizi rahatlatmak —ya da kandırmak— kulağa masum gibi gelse de Newman ve arkadaşlarının (1997) bulguları, kişilerin beğenmedikleri bir özelliklerini bastırmaya çalıştıklarında bu özelliğin şemalarda daha erişilebilir hale geldiğini ve sonrasında karşı tarafta bu özelliği görme eğilimlerinin arttığını göstermektedir.
Yani yansıtma ne kadar sık kullanılırsa, o kadar belirgin hale gelir.

Örneğin, mülakatta gerginliğini yansıtan kişinin bunu günlük hayatına adapte ettiğini ve yansıtma mekanizmasını ilişkilerinde de uygulamaya başladığını düşünelim.
İlişki içerisinde sürekli asabi davranışlar sergiliyor, ilişkiye bağlı kalmıyor ve bulunduğu ortamda huzursuzluk yaratıyorsa bu tip duygu ve davranışların kendinde olabileceğini düşünmediği için büyük ihtimalle partnerini “ona karşı hep sinirli olmak, sadakatsizlik ve ilişki içinde ona rahat hissettirememek” ile suçlayacaktır.

Yansıtma mekanizmasını sürekli, sistematik olarak kullanan ve ilişkilerini sabote eden kişilerde kaygı, öfke problemleri, düşük özsaygı ve kişilik bozuklukları görülebilir.

Yansıtmanın Manipülasyona Evrilmesi: Gaslighting

Yansıtma kişi tarafından sistematik olarak kullanılmaya devam edildiğinde katlanarak ilerler ve ilişkilerde manipülatif bir araç haline gelir.
Bu zihniyete ulaştığında kişi, partnerinin algılarını çarpıtmaya ve sahte gerçeklikler yaratmaya başlar; tam da bu dönemde yansıtma, gaslightinge dönüşür.

Gaslighting, failin mağdurun aklından şüphe etmesini sağlayan, gerçeklik algısını sorgulatan ve kişinin delirdiğini düşündüren bir manipülasyon tekniğidir.

Gaslighting iki aşamadan oluşur:
İlk aşamada fail mağdurun üzerinde kontrol sağlayarak düşüncelerini değiştirmeye çalışır —yansıtma burada etkilidir—;
İkinci aşamada ise manipülasyonu uygulayarak mağdurun kendi akıl sağlığını sorgulamasını sağlar.

Bu manipülasyon tekniğinde mağdur kendinden, duygularından, algılarından uzaklaşır ve kendi hayatı üzerindeki etkisi azalır.
Böylece ilişki içerisinde kullanılan gaslighting, psikolojik istismarın bir aracı haline gelir.

Mağdurun Döngüsü: Gerçeklik Kaybı ve İzolasyon

Yansıtmayı kullanan tarafta davranışlarının yanlış görülmediğinin farkındayız, peki ya karşı taraf?
Hissetmediği duygular, gerçekleştirmediği davranışlar ile suçlanan görece masum partner bu döngüde nasıl yaşar?

İlk başlarda mağdur, failden gelen suçlamalara karşı yoğun bir şaşkınlık ve haksızlık duygusu içerisine girer.
İlerleyen dönemlerde sürekli olarak savunmaya geçmek zorunda kalır ki bu da oldukça yıpratıcıdır.
Aynı zamanda anlaşılamayacağına inandırıldığı için depresif duygular ve izolasyon içerisine girmesi de kaçınılmazdır.

Aklınıza bu tip bir ilişkide olan mağdurun neden çekip gitmediği gelebilir.
Bunun en büyük nedeni, manipülasyon ilişkiye ne kadar yerleşmişse yardım aramanın o kadar zorlaşmasıdır.

“Gaslighter” olarak adlandırdığımız failin ikna ediciliği, mağdurun kendi doğrularından vazgeçerek suçluluk hissetmesine ve ona bağımlı hale gelmesine sebep olur.
Gerçeklik algısı bozulan mağdur, doğru ile yanlışı ayırt edemediği için ilişkiden ayrılması gerektiğini bile fark edemeyebilir.

Ülkemizde özellikle 16–25 yaşlarındaki erken ve genç yetişkin kadınların fiziksel ve psikolojik istismar ile sonuçlanan ilişkiler içerisinde bulunmasını buna bağlayabiliriz.
Aynı zamanda halk arasında istismar edildiği bir ilişkide bulunan mağdurlara “büyü yapmışlar, ayrılmamalarının başka açıklaması olamaz” gibi yorumların ne yazık ki manipülasyonu normalleştirdiğinden ve mağdurların farkındalık kazanmasını zorlaştırdığından bihaberiz.

Manipülasyonla Başa Çıkmanın Yolları

Manipülasyon ile başa çıkmak kolay değildir, özellikle de uzun süreli ve içten pazarlıklıysa.
Ama bu, bir çıkış yolu yok demek de değildir.

En önemli adım sağlıklı sınırlar koyabilmektir.
Bu sayede kişi, gerçeklik dengesi çizgisinde kalarak manipülasyonun diğer yan etkilerini de elimine eder.
Aynı zamanda bu süreçte kişinin kendine yapabileceği en iyi yatırım profesyonel psikolojik ve sosyal destek almaktır.

Bundan yaklaşık 150 yıl önce Freud’un ortaya attığı yansıtma, günümüzde modern psikolojide ve sosyal medyada çokça karşımıza çıkan gaslighting ile birçok ortak nokta bulundurmaktadır.
İki yöntem bazen ayrı ayrı, bazen de birbirinin aracı olarak kullanılır.

Neticede her ikisi de kişinin aklıyla oynayarak gerçekliğini sorgulatan, tehlikeli ve manipülatif bir silaha dönüşür.

Kaynakça

Newman, L. S., Duff, K. J., & Baumeister, R. F. (1997). A new look at defensive projection: Thought suppression, accessibility, and biased person perception. Journal of Personality and Social Psychology, 72(5), 980–1001.

Şevval Sözer
Şevval Sözer
Şevval Sözer, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Psikoloji Bölümü son sınıf öğrencisidir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Sanat Terapisi ve Mindfulness gibi alanlarda sertifikalı eğitimler almış; devlet kurumlarında yaptığı stajlar ve gönüllülük çalışmaları sayesinde dezavantajlı gruplarla çalışma fırsatı bularak teorik bilgisini sahada uygulama deneyimi kazanmıştır. Klinik psikoloji, nöropsikoloji, gelişim psikolojisi, bilişsel psikoloji ve kadın psikolojisi alanlarına ilgi duymaktadır. Psikolojiye olan bu ilgisini sanat, edebiyat, tarih ve mitoloji gibi alanlara duyduğu merakla birleştirerek; yazılarında bilimsel bakış açısını estetik ve kültürel unsurlarla harmanlamayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar