Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Maskenin Öteki Yüzü: Psikolojik Bir Perspektifle “Mış Gibi” Yaşamak ve İçsel Uyanış

Hayat, doğası gereği doğrusal bir çizgide ilerlemez; aksine, en kritik dönemlerde en sert manevralarla bizi karşı karşıya bırakabilir. İnsan deneyimi, umulan dağlara kar yağması ile hiç beklenmedik anlarda güneşin doğması arasındaki o geniş spektrumda şekillenir. Bu karmaşa içerisinde rutin, birey için kıymeti bilinmesi gereken bir nimettir; çünkü kriz anlarında ilk kopuşlar rutinlerde başlar ve kişi kendisini daha önce hiç görmediği, yabancı bir noktada bulabilir. Bu yabancılaşma süreci, beraberinde savunma mekanizmalarını ve toplumsal bir gereklilik olan “maskeleri” getirir.

“Mış Gibi” Olmanın Psikolojisi ve Maskeler

İnsan, sosyal bir varlık olarak toplum içinde çeşitli maskeler takar; bu maskelerin bütünü ise psikolojik düzlemde “-mış gibi olmak” şeklinde tanımlanır. Burada kritik olan nokta, kişinin büründüğü maskenin kendisi olması değil, sadece o role uygun davranmasıdır. Kaynaklarda vurgulandığı üzere, kişi büründüğü rolden bir parça taşıyabilir ancak bu, onun gerçek özüyle bütünleştiği anlamına gelmez.

Örneğin, iş yerinde çok ağır bir duygusal çöküş yaşayan bir profesyonelin, toplantı sırasında “son derece profesyonel ve dayanıklıymış gibi” davranması bir maskedir. Bu kişi, o anki içsel acısından ziyade, dış dünyaya yansıttığı maske ile tanımlanır. Ancak bu durumun süreklilik kazanması, kişinin kendi gerçekliğinden kopmasına yol açabilir. Kaynaklar dışından bir bilgi olarak, psikolojide bu durum Sahte Kendilik kavramıyla da ilişkilendirilir; birey toplumun beklentilerine göre bir kişilik inşa ederken kendi gerçek ihtiyaçlarını baskılar.

Dışsal Baskılar ve içsel imza

Bireyin kişiliği; aile, iş, sorumluluklar, sosyal çevre ve duygusal ilişkiler gibi pek çok katmandan etkilenir. Tüm bu dışsal faktörler ve içsel istekler, kişinin ruhsal yapısında silinmez bir “imza” bırakır. Bu etkilerden tamamen sıyrılmak, ancak kişinin kendi içine dönme kapasitesiyle doğru orantılıdır.

Carl Jung’un meşhur ifadesiyle, “Dışa bakan rüya görür, içe bakan uyanır”. Modern insan, dış dünyaya ve sosyal maskelerine o kadar odaklanır ki bazen bu rüyanın kendisiyle bütünleşir; rüya bir kabusa dönüşse dahi oradan çıkamaz. Öte yandan, aşırı içe dönüklük de bir denge sorunu yaratabilir; o kadar çok içeriye bakılır ki birey zihinsel gürültüden uyuyamaz hale gelir. Bu noktada Denge, ruh sağlığının anahtarıdır.

Yalnızlığın Bilinçli Dengesi

Yalnızlık, sadece fiziksel olarak tek başına olma hali değil, insanın kendi içinde ve dış dünyasında bulduğu bir denge halidir. Kaynaklarda sunulan çarpıcı bir örnek, yalnızlığın niteliğini anlamamıza yardımcı olur: Evde sırf ses olsun diye televizyonu açan bir kadının yalnızlığı ile, o yalnızlıkla “dans etmek” için sesini açan kadının yalnızlığı bir değildir.

İlk örnekte televizyon, bir boşluğu doldurma ve dışsal bir gürültüyle içsel sessizliği bastırma aracıdır; bu bir kaçış halidir. İkinci örnekte ise televizyonun sesi, bireyin yalnızlığını kutladığı, onunla uyumlandığı bir tercihtir. Bu bağlamda yalnızlık, bilinçli bir dengede durma halidir. “-Mış gibi olma” durumu yalnızlıkta pek görülmez çünkü gerçek yalnızlık, maskelerin düştüğü ve kişinin kendi çıplak Hakikatiyle karşılaştığı andır.

Sonuç: Uyanışa Geçiş

Hayatın zorlayıcı manevraları karşısında takındığımız maskeler, bir noktaya kadar bizi korur. Ancak gerçek huzur, bu maskelerin ötesine geçip içsel bir uyanış yaşamakla mümkündür. Kişinin kendi üzerindeki ailevi, sosyal ve profesyonel baskıların “imzasını” tanıması, neyin kendine neyin maskeye ait olduğunu ayırt etmesi gerekir.

Rutinlerimize tutunurken, aynı zamanda iç dünyamızdaki dengeyi korumak ve kalabalıklar içinde dahi kendi yalnızlığımızla barışık kalabilmek, maskenin öteki yüzündeki gerçek özümüzle tanışmamızı sağlar. Unutulmamalıdır ki, hayat her şeyiyle “insan içindir” ve bu yolculukta maskeler sadece birer duraktır; asıl olan o duraklardan geçip içsel dengeye ulaşmaktır.

Sıla Şallıoğlu
Sıla Şallıoğlu
Sıla Şallıoğlu, 2023 yılında Mardin Artuklu Üniversitesinde Psikoloji lisans eğitimine başlamış olup akademik çalışmalarını halen bu kurumda sürdürmektedir. Mesleki yetkinliğini artırmak amacıyla; Nöropsikoloji, kişisel ve bireysel gelişim ile kültürel farkındalık alanlarında eğitimler almıştır. Ayrıca, Psikoloji Zirvesi tarafından düzenlenen 12 oturumluk kapsamlı eğitim programını başarıyla tamamlamıştır. Şallıoğlu, Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir platform olan Psychology Times’ın Mardin Artuklu Üniversitesi Temsilciliği görevini yürütmektedir. Yazın dünyasında da aktif bir figür olarak; denemeleri, şiirleri ve insan ruhunu derinlemesine inceleyen psikoloji odaklı metinleri çeşitli basılı ve dijital dergilerde okurlarla buluşmaktadır. Yazılarında bilimsel temelleri edebi bir dille harmanlayarak geniş bir kitleye hitap etmektedir. Toplumsal fayda odaklı bir vizyona sahip olan Şallıoğlu, birçok insani yardım çalışmasında ve sosyal sorumluluk projesinde aktif rol üstlenmektedir. Ayrıca alanı ile ilgili çeşitli etkinliklerin organizasyon süreçlerinde ve uygulama aşamalarında gönüllü faaliyetlerini sürdürerek toplumsal iyileşme süreçlerine katkı sağlamaktadır.

4 YORUMLAR

  1. Hocam uzun zamandır plartformu takip ediyorum gerçekten ‘ses olsun diye tv açmak’ kavramında gözlerim doldu. Yüreğime dokundunuz çok kıymetli cümleler. Başarılarınızın devamını diliyorum çok güzel yazmışsınız 👏

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar