Bazen bir ilişkinin içinde kendimizi tam olarak kötü hissetmeyiz ama rahat da hissetmeyiz. Ortada büyük bir kavga, açık bir hakaret ya da belirgin bir baskı yoktur. Yine de içten içe bir şeylerin yolunda gitmediğini hissederiz. Sürekli kendimizi açıklamak zorunda kalırız, hayır dediğimizde suçluluk duyarız, kırıldığımızda bunu söylemekten çekiniriz. Zamanla kendi duygularımıza bile güvenmek zorlaşır.
Manipülasyon çoğu zaman böyle fark edilmeden başlar. Bir kişi, kendi istediğini kabul ettirmek için karşısındaki insanın duygularını, vicdanını, korkularını ya da sevgi ihtiyacını kullanabilir. Bu her zaman bağırarak, tehdit ederek ya da açıkça zorlayarak yapılmaz. Bazen çok sakin cümlelerle, bazen iyi niyet gibi görünen davranışlarla, bazen de suçluluk hissettirilerek olur.
Bu yüzden manipüle edildiğini anlamak kolay değildir. Çünkü kişi çoğu zaman karşısındakini seviyor olabilir. Ona güvenmek isteyebilir. “Belki ben yanlış anladım”, “Belki de gerçekten fazla hassasım” diye düşünebilir. Ancak bir ilişkide sürekli kendinizden şüphe etmeye başladıysanız, bu duygu önemsenmelidir.
Manipülasyonun en belirgin taraflarından biri, kişinin kendi hislerinden uzaklaşmasıdır. Normalde bir şeye kırıldığımızda, rahatsız olduğumuzda ya da sınırımız aşıldığında bunu fark ederiz. Fakat manipülatif bir ilişkide bu duygular sık sık küçümsenir. Kişi zamanla “Ben ne hissediyorum?” sorusundan çok “Bunu hissetmeye hakkım var mı?” sorusunu sormaya başlar.
Örneğin bir davranıştan rahatsız olursunuz ve bunu dile getirirsiniz. Karşınızdaki kişi konuyu kendi davranışından çıkarıp sizin tepkinize getirir. Böylece asıl mesele konuşulmaz. Siz de kendinizi anlatmaya, savunmaya ya da haklı olduğunuzu kanıtlamaya çalışırken bulursunuz. Bu durum tekrar ettikçe insan yorulur ve bir süre sonra konuşmamayı tercih eder.
Manipülasyon sadece romantik ilişkilerde görülmez. Aile içinde, arkadaşlıklarda, iş hayatında ya da günlük ilişkilerde de ortaya çıkabilir. Bazen bir aile üyesi “Senin için bunca şey yaptım” diyerek kişiyi istediği yönde davranmaya zorlayabilir. Bazen bir arkadaş, hayır cevabını kabul etmek yerine küserek ya da uzaklaşarak baskı kurabilir. Bazen de bir partner, sevgiyi bir güven alanı olmaktan çıkarıp kontrol aracı gibi kullanabilir.
Burada önemli olan şudur: Birinin sizi seviyor olması, sizi yönetme hakkı olduğu anlamına gelmez. Birinin kırılması, sizin her zaman kendi sınırlarınızdan vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. İlişkilerde emek, anlayış ve fedakârlık elbette önemlidir. Ama bunlar tek taraflı hale geldiğinde, kişi kendi ihtiyaçlarını sürekli yok saymaya başladığında ilişki yıpratıcı bir hale gelir.
Sağlıklı bir ilişkide insan kendini sürekli suçlu hissetmez. Duygularını söylediğinde küçümsenmez. Hayır dediğinde sevgiden mahrum bırakılmaz. Kendi kararlarını verdiğinde bencil olmakla suçlanmaz. Elbette her ilişkide anlaşmazlıklar olabilir. Fakat sağlıklı ilişkilerde amaç bir tarafı susturmak değil, birbirini anlamaya çalışmaktır.
Manipülasyonu fark etmek için bazen büyük olaylara bakmak gerekmez. Kendinize şu soruları sormak yeterli olabilir: Bu ilişkide kendimi rahatça ifade edebiliyor muyum? Hayır dediğimde buna saygı duyuluyor mu? Sürekli karşı tarafın tepkisini düşünerek mi hareket ediyorum? Kendi isteklerimi söylemekten çekiniyor muyum? Bu ilişki bana iyi geliyor mu, yoksa beni sürekli yoruyor mu?
Bu soruların cevabı her zaman hemen netleşmeyebilir. Çünkü insan alıştığı bir düzenin içinde neyin normal, neyin yorucu olduğunu ayırt etmekte zorlanabilir. Özellikle uzun süre suçlu hissettirilmiş kişiler için sınır koymak kolay değildir. Hayır demek, kendini kötü biri gibi hissettirebilir. Oysa sınır koymak kötü olmak değildir. Sınır koymak, insanın kendini korumasıdır.
“Sana böyle konuşulduğunda kendimi kötü hissediyorum”, “Bu konuda kararımı kendim vermek istiyorum”, “Buna şu an evet demek istemiyorum” gibi cümleler küçük ama önemli adımlardır. Her şeyi bir anda değiştirmek gerekmez. Bazen sadece kendi duygusunu fark etmek bile başlangıçtır.
Manipülasyonun etkisinden çıkmak, önce yaşanan durumu fark etmekle başlar. İnsan bazen bir ilişkiyi kaybetmemek için kendinden uzaklaşır. Karşı taraf üzülmesin, kızmasın, gitmesin diye kendi sesini kısmaya başlar. Fakat bir ilişkiyi sürdürmek uğruna sürekli kendinden vazgeçmek, zamanla insanın içini yorar.
Bu yüzden kendinize şu soruyu sormak önemlidir: Bu ilişkide gerçekten kendim olabiliyor muyum?
Çünkü sevgi, insanı küçültmemelidir. Sevgi, kişiyi sürekli kendinden şüphe ettirmemelidir. Sağlıklı bir ilişkide insan görülür, duyulur ve sınırlarıyla birlikte kabul edilir.
Manipülasyonu fark etmek kolay olmayabilir. Ama fark etmek, insanın kendine dönmesi için önemli bir adımdır. Bazen en iyileştirici başlangıç, şu cümleyi içtenlikle kurabilmektir:
Benim duygularım da önemli. Benim sınırlarım da değerli.


