Cuma, Mayıs 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişkilerde Duygusal Kopuş

Aynı evin içinde yabancıya dönüşmek… Bazı ilişkiler büyük kavgalarla bitmez. Kimse bavulunu toplayıp gitmez; kapılar çarpılmaz, yüzükler çıkarılmaz, “ayrılıyoruz” cümlesi bile kurulmaz. Ama bir gün iki insan, aynı evin içinde birbirine ulaşamadığını fark eder. Ve aslında ilişki tam da orada bitmiştir. Sessizce… Kimseye belli olmadan… Aynı sofraya oturup birbirini hissetmeden…

Bugünün ilişkilerinde en sık karşılaşılan ama en az konuşulan meselelerden biri tam olarak budur: Duygusal kopuş. Çünkü bazı ilişkiler resmen sürer ama duygusal olarak çoktan sona ermiştir. Birçok çift dışarıdan bakıldığında “normal” görünür. Aynı evdedirler, aynı fotoğraf karelerinde yer alırlar, birlikte tatillere giderler, hatta sosyal medyada hâlâ mutlu bir çift gibi görünürler. Ama perde kapandığında ortada görünmeyen bir mesafe vardır. Konuşmalar azalmıştır. Dokunuşlar mekanikleşmiştir. Merak duygusu kaybolmuştur. Birbirinin hayatına tanıklık eden iki insan, zamanla birbirinin yalnızlığına dönüşmüştür.

İlişkilerin en kırılgan noktası çoğu zaman büyük krizler değildir. Asıl yıkım, küçük eksilmelerin birikmesiyle oluşur. Bir gün daha az anlatırsınız. Sonra daha az dinlersiniz. Sonra daha az dokunursunuz. Ve bir süre sonra sessizlik, ilişkinin yeni dili haline gelir. Çiftlerin büyük bir kısmı tam da bu noktada “Biz kavga etmiyoruz” diyerek ilişkinin iyi olduğunu düşünür. Oysa bazen kavga etmiyor olmak, duygusal bağın sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bazen insanlar artık tartışmayı bile bırakır. Çünkü anlatmanın işe yaramayacağına inanmaya başlamışlardır.

Bu durum özellikle uzun ilişkilerde çok sık görülür. İnsanlar birbirini kaybetmez; birbirine alışır. Ve alışkanlık zamanla ilişkinin yerini almaya başlar. Birlikte geçirilen yıllar, ilişkinin sürdüğü anlamına gelmez. Çünkü ilişkiyi ayakta tutan şey zaman değil; temas hissidir. İki insanın birbirinin iç dünyasına hâlâ ulaşabiliyor olmasıdır.

Duygusal kopuş yaşayan çiftlerde en sık görülen şeylerden biri “işlevsel birliktelik”tir. Yani ilişkinin yalnızca görevler üzerinden sürmesi… Çocuk, ev, faturalar, günlük düzen, aile sorumlulukları… Her şey işlemeye devam eder. Ama ilişkinin ruhu geri planda sessizce kaybolur. Ve çoğu zaman kişi bunun farkına bir gecede varmaz. Bir sabah partnerine baktığında içinde hiçbir şey hissetmediğini fark eder. Yan yana otururken yalnız hissetmeye başlar. Anlatacak şeyleri artık arkadaşlarına anlatır ama partnerine anlatmaz. Ve en önemlisi, görülmediğini hissetmeye başlar.

İnsanın bir ilişkide yaşayabileceği en ağır duygulardan biri budur: Görülmemek. Çünkü kişi bazen sevgisizlikten değil, duygusal olarak fark edilmemekten yorulur. Birçok insan ilişkilerde yalnızca aldatmanın yıkıcı olduğunu düşünür. Oysa duygusal ihmal, çoğu zaman çok daha derin izler bırakabilir. Fiziksel olarak orada olan ama duygusal olarak ulaşamadığınız biriyle yaşamak, insanın benlik algısını bile zedeleyebilir.

Kişi zamanla kendi duygularından şüphe etmeye başlar: “Ben mi çok şey bekliyorum?” “Neden artık mutlu değilim?” “Eskisi gibi hissetmemem normal mi?” Ve bu sorgulamalar büyüdükçe, ilişkide görünmeyen bir yalnızlık oluşur. Toplumun ilişkiler konusunda yarattığı en büyük yanılgılardan biri de şudur: Gitmeyen insanların hâlâ sevdiğini düşünmek. Oysa insanlar bazen sevgiden değil; korkudan kalır. Yalnız kalma korkusu… Düzeni kaybetme korkusu… Çocukların etkilenmesinden korkmak… Yeniden başlama fikrinden korkmak… Bu nedenle birçok ilişki gerçek bir bağla değil, sessiz bir mecburiyet hissiyle sürmeye devam eder.

Ama insan ruhu uzun süre hissedemediği bir yerde kalınca tükenmeye başlar. Klinik gözlem bize şunu gösteriyor: Duygusal kopuş yaşayan çiftlerin çoğu aslında bir anda birbirini kaybetmiyor. Sorun, yıllarca konuşulmayan şeylerin birikmesi. Küçümsenen kırgınlıklar… Yarım kalan konuşmalar… Ertelenen problemler… “Sorun çıkmasın” diye içine atılan duygular… Ve bir noktadan sonra ilişki, iki kişinin birbirine temas ettiği bir alan olmaktan çıkıp yalnızca birlikte yaşadığı bir düzene dönüşüyor.

Peki, her duygusal kopuş ilişkinin sonu mudur? Hayır. Bazı ilişkiler yeniden onarılabilir. Ama bunun için önce yok saymayı bırakmak gerekir. Çünkü insanlar çoğu zaman ilişki tamamen çöktüğünde yardım arıyor. Oysa ilişkiyi bitiren şey genellikle büyük krizler değil; uzun süre ihmal edilen küçük kırılmalar oluyor. Bazen yıllardır söylenmeyen bir cümle ilişkiyi yeniden canlandırabiliyor. Bazen ilk kez gerçekten dinlenmek bile çiftler arasındaki mesafeyi azaltabiliyor. Ve bazen profesyonel destek, insanların birbirini yeniden duymasını sağlayabiliyor.

Çünkü bazı ilişkiler sevgisizlikten değil; savunmalardan, iletişimsizlikten ve görülmeme hissinden kaybediliyor. Sonuç olarak bir ilişkinin bitmesi için illa birinin gitmesi gerekmez. Bazen insanlar aynı evde kalır ama birbirine çoktan yabancılaşmıştır. Ve duygusal kopuş tam olarak budur: Yan yana olup birlikte hissedememek… Belki de birçok ilişkinin ihtiyacı olan şey, her şey tamamen yıkıldıktan sonra değil; sessizlik ilk başladığında yardım istemektir. Çünkü bazı ilişkiler bir anda değil, fark edilmeden kaybolur.

Klinik Psikolog Sezin Çelikkanat Mısırlı

Sezin Çelikkanat Mısırlı
Sezin Çelikkanat Mısırlı
2013 yılında Lisans eğitimimi Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji bölümünde, eğitim dili İngilizce olarak tamamladım. 2015 yılında DSM 5’e göre Klinik Bozukluklar ve Psikoterapisi (Cinsel işlev Bozuklukları, Anksiyete Bozuklukları, Duygu Durum Bozuklukları, OKB/Somatiz Bozukluklar, Yeme- Uyku Bozuklukları) & Bilişsel Davranışçı Terapi uygulama teknikleri eğitimini aldım. 2016 yılında Bilgelik Enstitüsü’nden Uygulamalı Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimini aldım. 2017 yılında İstanbul Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladım. Yüksek lisans öğrenimim içinde uygulamalı olarak Minnesota Çoklu Kişilik Değerlendirme Envanteri (MMPI), Rorschach testi, Mindfulness eğitimlerini aldım. İstanbul İşletme Enstitüsünden Stres Yönetimi ve Stresle Başa Çıkma Eğitimi, Nlp, İnsan Kaynakları Uzmanlığı Eğitimi, Altı Şapkalı Düşünme Teknikleri Eğitimi, Sosyal Medya Uzmanlığı Eğitimi ve Etkili İletişim Stratejileri ve Beden Dili eğitimlerini aldım. Pozitif Bilimler Akademisi’nden Şema Terapi ve EMDR eğitimi aldım. Danışmanlık süreçlerimde şema terapi yöntemini bilişsel davranışçı terapi yöntemiyle birlikte kullanmaktayım. Anksiyete ve duygu-durum bozuklukları, depresyon, motivasyon kaybı, özgüven sorunları, mobbing, ilişkiler ve iletişim problemleri başlıca uzmanlık alanlarım olup BDT ekolünde 10 yılı aşkın süredir psikolojik danışmanlık merkezlerinde klinik psikolog ve psikoterapist olarak görev alıyor, yüz yüze ve online şekilde, genç ve yetişkin yaş grubundaki (bireysel ve çift) danışanlarıma hizmet veriyorum. 2016-2019 yılları arasında Kadıköy-Koşuyolu-Ataşehir bölgelerinde Aile İçi İlişkiler, Stresle Başa Çıkma Yöntemleri, Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri, Kişisel Sınırlar, Altı Şapkalı Düşünme Yöntemleri, Ergenlik Dönemi İletişimi, Sosyal Medyanın Doğru ve Etkili Kullanımı konularında seminer ve sunumlar düzenledim, Stres Yönetimini Sanat Terapisi ile Yenmek, Psikodrama ile İletişim Sorunlarını Çözmek konularında atölye çalışmaları yaptım. Çalışma bölgem Bağdat Caddesi (Suadiye-Erenköy-Feneryolu) ve Ataşehir. Başta Minnesota Çoklu Kişilik Değerlendirme Envanteri (MMPI) olmak üzere Beck Anksiyete, Depresyon ve Umutsuzluk Envanterleri ve 2014 yılında mesleğe hazırlık staj programı kapsamında eğitimlerini aldığım Beier Cümle Tamamlama Testi, Porteus Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, 2-3 yaş çocukları Davranış Değerlendirme Ölçeği, Bipolar Duygu Davranım Bozukluğu Ölçeği, Goodenough-Harris Bir İnsan Çiz Testi, Louisa- Duss Psikanalitik Hikayeler Testi, AGTE testi, Bender Gestalt Testi uygulamaktayım. 2016-2019 yılları arasında klinik psikolog olarak online çalıştığım süreçte aynı anda tam zamanlı kreatif reklam ajansında marka yöneticisi olarak kurumsal danışmanlık yaptım. Yaratıcılığımı ve yöneticilik becerilerimi geliştirebildiğim bir iş deneyimi oldu. 2019 yılı itibariyle klinik psikolog olarak serbest çalışmaktayım. Görüşmelerimi online ve yüz yüze şekilde gerçekleştirmekte olup, psikoeğitim ve atölye çalışmaları düzenlemekteyim. Şu an güncel olarak Psychology Times, ASONANS ve Ayna Dergi’de köşe yazarı olarak yazılar yazmaktayım. Mezun olduğum üniversitede psikoloji ve psikolojik danışmanlık öğrencilerine gönüllü mentörlük yaparak, profesyonel gelişimlerine katkıda bulunmaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar