Yeni bir yılın ilk ayı, psikolojik olarak baktığımızda yalnızca takvimsel bir değişim değildir. İnsan zihni için “başlangıç” fikri; umut, beklenti ve kimlik sorgusunu birlikte getirir. Bu nedenle yılın ilk günlerinde alınan kararlar çoğu zaman yalnızca yapılacaklar listesi olmaz, “kim olmak istiyorum?” sorusunun da bir yansımasıdır. Disney’in Karmakarışık (Tangled, 2010) filmindeki Rapunzel karakteri, bu soruyu masalsı ama oldukça gerçekçi bir psikolojik zeminde ele alır.
Rapunzel, hayatı boyunca fiziksel olarak sınırlanmış olsa da zihinsel olarak özgür kalabilmiş bir karakterdir. Her yıl, kulesinin penceresinden gökyüzüne bırakılan fenerlere bakarken kurduğu hayaller, gelişim psikolojisi açısından kimlik gelişiminin temel bir parçasıdır.
Erik Erikson’un (1968) psikososyal gelişim kuramına göre ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinin temel görevi kimlik kazanımıdır. Birey, bu süreçte “Ben kimim?” ve “Nasıl bir yaşam istiyorum?” sorularına cevap arar (Erikson, 1968). Rapunzel’in her yıl fenerleri izlerken yaşadığı içsel huzursuzluk, aslında bu kimlik arayışının sembolik bir ifadesidir. İçinde bulunduğu yaşam, onu güvende tutsa da kimliğini beslemez.
Gerçek Benlik ve İdeal Benlik Arasındaki Uyum
Yeni yıl kararlarının ve hayallerinin çoğunun kısa sürede bozulmasının nedeni de burada yatmaktadır: Hedefler çoğu zaman bireyin gerçek benliğiyle değil, olması gerektiği düşünülen ideal kalıplarla belirlenir. Carl Rogers’ın (1961) benlik kuramında vurguladığı gibi, psikolojik iyilik hali; bireyin gerçek benliği ile ideal benliği arasındaki uyumla ilişkilidir. Rapunzel’in hayalleri, başkalarının onun için uygun gördüğü yaşamdan ziyade kendi içsel ihtiyaçlarından doğar.
Film boyunca Rapunzel’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, yıllar süren ve çocukluk dönemini kaplayan hayal kurma sürecinin ardından harekete geçme cesareti göstermesidir. Hedef belirleme psikolojisinde Locke ve Latham (2002), hedeflerin motive edici olabilmesi için anlamlı ve kişisel olması gerektiğini vurgular. Rapunzel’in “her yıl doğum gününde beliren yıldızları yakından görmek” isteği, dışsal bir beklentiden gelmez; içsel bir anlama sahiptir. Bu da Rapunzel’in “yıldızları” görme hayalini sürdürülebilir kılar.
Burada öz-belirleme kuramı da devreye girer. Bireyin psikolojik olarak sağlıklı bir motivasyon geliştirebilmesi için özerklik, yeterlik ve ilişkilenme ihtiyaçlarının karşılanması gerekir (Deci & Ryan, 2000). Rapunzel’in kule dışındaki dünyaya adım atması, bu üç ihtiyacı da besler: Kendi kararını verir, baş edebildiğini deneyimler ve gerçek ilişkiler kurar.
Bağlanma Figürü Olarak Güvenli Liman
Rapunzel ve bize haydut olarak tanıtılan Flynn Rider’ın ilişkisi, bağlanma kuramı açısından değerlendirildiğinde “güvenli liman” işlevi görür. Bowlby’ye (1988) göre güvenli bağlanma figürü, bireyin zorlayıcı duygularla başa çıkabilmesi ve çevresini keşfedebilmesi için duygusal bir dayanak sağlar. Rapunzel, Flynn ile birlikteyken korku, suçluluk, heyecan ve mutluluğu aynı anda yaşayabilir; bu duygular bastırılmaz ya da küçümsenmez. Tam tersine, duyguların geçerliliği ilişki içinde korunur.
Ainsworth’un (1978) tanımladığı güvenli bağlanma örüntüsünde olduğu gibi, Rapunzel bir yandan destek alırken diğer yandan özerkliğini sürdürebilir. Bu güvenli duygusal zemin, onun yalnızca hayal kurmasını değil, hayalini sürdürmesini de mümkün kılar. Flynn’in varlığı Rapunzel’i yönlendiren bir figür olmaktan ziyade, onun kendi içsel pusulasını takip edebilmesini destekleyen bir eşlikçi rolü üstlenir; böylece Rapunzel, yolculuğuna bağımlılıkla değil, ilişkisel güvenle devam eder.
Yeni yıl, birçok kişi için “daha iyi bir versiyon” yaratma çabasıyla gelir. Ancak psikolojik araştırmalar, umut ve hedeflerin yalnızca sonuç odaklı olmadığında, hatta aynı zamanda süreç odaklı olduğunda koruyucu bir etki yarattığını gösterir. Snyder’ın (2002) umut kuramına göre umut; hedef belirleme, bu hedeflere giden yolları düşünebilme ve bu yollarda ilerleyebileceğine dair inançtan oluşur. Rapunzel’in yolculuğu, mükemmel bir planla değil; deneme, hata ve yeniden düzenlemeyle ilerler.
Bu noktada Rapunzel’in yaşadığı suçluluk ve korku duyguları da önemlidir. Kuleyi terk ettikten sonra hissettiği pişmanlık, birçok insanın yeni bir yıla başlarken yaşadığı duygusal dalgalanmaya benzer. Olumsuz duygular, özellikle güvenli alanımızdan bilinmezliğe çıkmak için cesaret gösterdiğimiz anlarda kendilerini hissettirdiğinde, bize yanlış yolda olunduğumuzu düşündürebilir. Fakat çoğu zaman bu olumsuz duygular gelişimsel bir geçiş sürecinde olunduğumuzun göstergesidir. Kendimize düzenli olarak hatırlatmamız gerekir ki kimlik gelişimi doğrusal değil; inişli çıkışlıdır (Marcia, 1980).
Yeni yılın ilk ayında alınan kararları psikolojik olarak daha sürdürülebilir kılmak için Rapunzel’in hikâyesi bize şunu hatırlatır: Hayaller, yalnızca motive edici imgeler değildir; hayaller, benlik pusulasıdır. Kendimizden kopmadan belirlenen hedefler, bireyi zorlamak yerıne büyütür. Bu gibi alışkanlıklar özellikle küçük yaşta oluşturulursa benlik algısı gelişimine de olumlu etki sağlar.
Ebeveynler için çocuklarda hayal kurarken sağlıklı benlik gelişimini destekleyecek küçük ama etkili öneriler:
-
Çocuklara yeni yıl hedefleri sorulduğunda “ne olmak istiyorsun?” yerine “neleri merak ediyorsun?” diye sormak;
-
Hedefleri performans yerine keşif üzerinden konuşmak;
-
Tüm duygularını yaşayabilecekleri güvenli liman olabilmek;
-
Hayal kurmayı gerçekçilikle bastırmak yerine, duygusal anlamını merak etmek.
Her biten senede gelecek 12 ay için kendimize yeni hedefler belirlemeye devam etmemiz de aslında hepimizin içinde arada bir motive olmayı bekleyen ve hayaller kuran birer Rapunzel olduğunu göstermiyor mu? Doğru hayaller, sağlıklı benlikle kurulduğunda gerçekliğe daha kolay ulaşır. Rapunzel’in hikâyesi bize, kuleyi yıkmadan da pencereyi açmanın mümkün olduğunu hatırlatır.
Kaynakça
Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of attachment: A psychological study of the strange situation. Hillsdale, NJ: Erlbaum.
Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. New York, NY: Basic Books.
Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The “what” and “why” of goal pursuits: Human needs and the self-determination of behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227–268.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. New York: Norton.
Locke, E. A., & Latham, G. P. (2002). Building a practically useful theory of goal setting and task motivation. American Psychologist, 57(9), 705–717.
Marcia, J. E. (1980). Identity in adolescence. In J. Adelson (Ed.), Handbook of adolescent psychology (pp. 159–187). New York: Wiley.
Rogers, C. R. (1961). On becoming a person. Boston: Houghton Mifflin.
Snyder, C. R. (2002). Hope theory: Rainbows in the mind. Psychological Inquiry, 13(4), 249–275.


