Sosyal medyadaki bazı kişisel gelişim söylemleri, sağlıklı özsaygıyı desteklemekten ziyade narsistik eğilimleri normalleştirme potansiyeline sahiptir. Kişisel gelişim, bireyleri daha mutlu ve bilinçli bir duruma getirmeyi amaçlasa da, bireysel bencillik ile kişisel gelişim arasında ince bir çizgi bulunmaktadır. Sosyal medyada kişisel gelişim, sağlıklı özgüveni desteklemek yerine, bireyin başkalarından üstün olduğunu düşünmesine yol açabilir. Bireyin, kişisel mutluluğunu her şeyin merkezine koyması ve toplumsal bağlarını ikinci plana atması, bireysel bencilliği besler.
“Kendini seç”, “Kimseye kendini açıklamak zorunda değilsin”, “Sana iyi gelmeyen insanları hayatından çıkar”, “En çok kendini sev”, “En değerli, en önemli sensin”, “Başkalarını değil kendini düşün” gibi mesajlar, ilk bakışta bireyin psikolojik iyiliğini destekleyen öneriler gibi görünmektedir. Ancak sosyal medyadaki kişisel gelişim furyası, birçok insanın kendisinden başkasını düşünemez hale gelmesine ve bencilleşmesine neden olmuştur. Bu söylemler sürekli tekrarlandığında, birey ilişkileri karşılıklı sorumluluk ve anlayış temelinde değerlendirmek yerine yalnızca kendi ihtiyaçları açısından değerlendirmeye başlayabilir.
Özellikle algoritmaların etkisiyle, kişiler sürekli olarak kendilerini merkeze alan içeriklerle karşılaşmaktadır. Zamanla birey, her eleştiriyi bir saldırı, her anlaşmazlığı ise kendisine zarar veren “toksik ve düşmanca” bir durum olarak yorumlayabilir. Bu bakış açısı, kişinin öz farkındalığını artırmak yerine, kendisini sürekli haklı gören ve sorumluluk almaktan kaçınan bir tutuma sürükleyebilir.
Elbette, kişisel gelişim içeriklerinin tamamını bu şekilde değerlendirmek doğru değildir. Peki, kişisel gelişim nedir? Birçok içerik, insanların psikolojik dayanıklılığını artırmakta ve kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı olmaktadır. Ancak kişisel gelişim, bireyin yalnızca kendisini önemsemesi değil, aynı zamanda başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını da anlayabilmesi anlamına gelmelidir. Gerçek gelişim; benmerkezcilik ile özsaygı arasındaki dengeyi kurabilmekten geçer.
Bu görüşü destekleyen araştırmalar da bulunmaktadır. Grijalva ve Zhang (2016) tarafından gerçekleştirilen meta-analiz çalışmasında, narsistik özelliklerin bireyin kendisini başkalarının değerlendirmelerinden daha olumlu algılamasıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, narsisizmin güçlü bir kendini yüceltme eğilimi içerdiğini ve bireyin benlik algısını gerçekçi değerlendirmelerden ziyade üstünlük duygusu üzerinden şekillendirebildiğini belirtmektedir. Bu bulgular, sosyal medyada sıkça karşılaşılan ve bireyi sürekli olarak özel, üstün ya da her koşulda haklı olduğu fikrine yönlendiren bazı kişisel gelişim mesajlarının, eleştirel süzgeçten geçirilmeden benimsenmesi durumunda benmerkezci tutumları güçlendirebileceğini düşündürmektedir.
Dolayısıyla, kişisel gelişim söylemlerinin sağlıklı özsaygıyı desteklemesi ile narsistik eğilimleri beslemesi arasındaki ayrımın dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Sosyal medyada sunulan kişisel gelişim mesajlarının eleştirel bir gözle değerlendirilmesi önemlidir. Aksi halde, bireyi güçlendirmeyi amaçlayan söylemler, fark edilmeden narsistik eğilimleri ve bencilliği besleyen bir araca dönüşebilir.
“Gerçek gelişim, insanın yalnızca kendisine odaklanmasında değil; kendisi ve başkaları arasında sağlıklı bir denge ile birlikte kurabilmesinde yatmaktadır.”


