Cumartesi, Nisan 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kendini Sakinleştirebilen Çocuklar Yetiştirmek

Bir çocuk ağladığında çoğu zaman ilk refleksimiz onu susturmaya çalışmak olur. Oysa çocukların duygusal gelişimi, duygularının bastırılmasıyla değil anlaşılmasıyla desteklenir. Çocuklar olumsuz duygular yaşadıklarında bu duyguların anlamlandırılmasına ihtiyaç duyarlar. Duygularını tanıyıp ifade edebilen çocuklar zamanla bu duyguları düzenlemeyi de öğrenirler. Bu nedenle çocukların duygusal gelişiminde en önemli yetişkin rolü, onların duygularına rehberlik edebilmektir.

Regülasyon Ne Demek?

“Regülasyon” kelimesi düzenleme anlamına gelmekte, yani regüle olmak derken kendini düzenleme, kendini sakinleştirmeden bahsediyoruz. Regüle olmak duygularımızın ve bedenimizin dış dünyadan gelen uyaranlara karşı olabilecek en uygun tepkilerle ve yeterli şekilde cevap verdiği aralıkta olma hali olarak tanımlanabilir. Kendini sakinleştirebilme becerisi, günlük yaşantımızın her alanında duygu, düşünce ve davranışlarımızı şekillendiren bize ait her şeyi içinde barındırır. Bebekler, doğduktan sonra zorlandıklarında ihtiyaçlarının karşılanmasını ve bakım verenlerinin onu sakinleştirmelerini, ilerleyen yaşla birlikte ise ona sakinleşmeyi öğretmelerini bekler. Böylece kendini sakinleştirme becerisi yaşamın ilk aylarında gelişmeye başlar. Sakinleştirmeyi ve sakinleşmeyi öğrenmek bizim için önemlidir çünkü büyüdükçe ve koşullarımız/problemlerimiz yön değiştirdikçe yeni yöntemler geliştirmemiz, farklı durumlarda kendimizi sakinleştirmeye ihtiyacımız olacaktır.

Duygusal Regülasyon

Her çocuk için zaman zaman korku, kaygı, öfke, üzüntü gibi zorlayıcı duyguları deneyimlemek doğaldır. Önemli olan çocukların bu duyguları sağlıklı biçimde yaşayabilmeleri için desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını bilmektir. Çocukların deneyimledikleri zorlayıcı duyguları yalnız başlarına aşmalarını beklemek yerine ihtiyaçları olan desteği vermek hem birlikte sakinleşmenizi sağlayacak hem ilişkinizi güçlendiren deneyimler olacaktır. Duyguları regüle etmek/düzenlemek korku, kaygı gibi zorlayıcı duyguları “yok etmek” demek değil; doğal olduklarını kabullenip sağlıklı bir biçimde deneyimlemeye izin verebilmektir. Bunun için çocukların öncelikle duygularını isimlendirmeleri gerekir. Duyguları isimlendirebilen çocukların, bir sonraki basamak olarak yaşadıkları olaylar ve durumlarla duyguları arasındaki bağlantıları kurabilmeleri gerekir (Ne olduğunda üzülüyor/sinirleniyor? gibi). Başından geçen olayları anlatması ve ayrıntıları dile getirebilmesi, olayı ve duygularını anlamlandırma ile olaylarla duygular arasındaki bağlantıları kurabilme becerilerini destekleyecektir.

Önemli noktalardan biri şu ki, ebeveynler kendini regüle etmeden çocuklarına destek olmakta zorlanabilirler. Ancak anlaşıldıkça ve anladıkça sakinleşmek mümkündür. Bu yüzden ebeveyn olarak kendiniz sakin olmadan, bulunduğunuz yerde iyi ve güvende hissetmeden çocuğunuza destek olmak için enerjiniz olmasını bekleyemeyiz. Örneğin çocuk yeni bir durumla karşılaştığında stresini yönetemedi. Bu kaygıyla ne yapacağını bilemeyen çocuk ağlama davranışını gösterebilir, bazı çocuklarda ise hırçınlık, şiddet gibi daha davranışsal sorunlara da dönüşebilir. Bu sinyalleri aldığımızda çocukların kendilerini sakinleştirmekte zorlandığını anlayabiliriz. Çocuğunuzun hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıya kaldığını ve ağlama krizine girdiğini düşünelim. Unutmamalıyız ki, çocuk o an zor bir duyguda sıkışmış ve evet, size ihtiyacı var. Kendini sakinleştiremeyen ve ağlayan bir çocuğun karşısında ebeveyn olarak durumu anlamak, gözlemlemek, dikkat kesilmek ve çocuğun farkındalığını uyandırmak her zaman kolay olmayabilir. Yapılması gerekenleri sabırla yerine getiremeyebiliriz çünkü o an duygularını kontrol edemeyen kişi yalnızca çocuklarınız değil, sizlersiniz de. Çocuklar kadar sizin de şefkate ihtiyacınız olduğunu hatırlayın.

Duyguları Tanımak ve Anlamak

Duygular, insanların olaylara veya durumlara verdiği tepkilerdir. Bir kişinin yaşadığı duygunun türü, duyguyu tetikleyen durum tarafından belirlenir. Örneğin, iyi bir haber aldığımızda sevinir, tehdit edildiğimizde korkarız. Duyguların farkında olmak, onları doğru adlandırmak, tanımlamak ve ayrıştırmak kendini tanımanın ve sosyal ilişkiler kurmanın temel taşları arasında yer almaktadır. Fiziksel ve bilişsel gelişimimiz kadar duygusal gelişimimiz de önemlidir. Duygusal gelişim diğer gelişim alanlarını da etkilemekte ve ilişki ağında çok önemli boyutlarda karşımıza çıkmaktadır. Duygularımızın farkında olmak ihtiyaçlarımızı, isteklerimizi ve problemlerimizi daha açık bir şekilde ifade edebilmemize yardımcı olur. Kendimizi ve kendi duygularımızı daha iyi tanıyıp anlayarak işe başlayabiliriz. Farklı veya belirsiz durumlar yaşadığımızda kendimize şunları sormalıyız;

  • “Şu an ne hissediyorum ve duygularım neler?”

  • “Bu duygularıma eşlik eden düşüncelerim neler?”

  • “Ne olursa bu ihtiyacıma iyi gelir?”

Yaşadığınız duygunun altında yatan sebepleri keşfetmek her zaman kolay olmayabilir ancak hissettiğimiz duyguların ve sebep olan olayların bize nasıl mesajlar verdiğini, bize kendimizle ilgili neler söylediğini bulmaya çalışabiliriz.

Tüm bu sorular ve anda kalarak şefkatle kendimize yaklaşmak, bizim ne hissettiğimizi ne düşündüğümüzü ve ne istediğimizi açıkça ortaya koyacak ve kendi duygularımızı tanımamıza olanak sağlayacaktır. Burada çocuğun yaşına göre hikayelerle olaylar ve duygular arasında bağlantı kurmak (örneğin sevdiği kurabiye bittiği için üzülen bir tavşanın hikayesini okumak) veya duygularla bedensel tepkilerimiz arasında bağlantı kurmak (örneğin heyecanlandığımda kalbim hızlı çarpar, korktuğumda karnım ağırır) gibi etkinliklerle ve oyunlarla çocukların duyguları daha iyi tanımasına katkı sağlayabiliriz.

Çocuklar Zorlayıcı Duygularla Nasıl Baş Eder?

“Kocaman çocuk oldun artık neden korkuyorsun?” , “Üzülecek bir şey yok.” gibi reddedici bir tutum çocukları olumsuz etkileyebilir ve kafasını karıştırabilir. “Bunun için üzgüsün.” , “Dışarı çıkamadığın için sinirlisin.” şeklinde kabullenici ve duyguları isimlendirip yansıtan bir yaklaşım daha faydalı olacaktır. Burada çocuğun hem hissettiği duyguları isimlendirilmiş hem yaşanan olay ile hisleri arasında bağlantı kurulmuş oluruz. Bu yaklaşım ayrıca çocuğun olumsuz duygularıyla da kabul edileceğini görmesi adına şefkatli bir yerden çocuğa alan açmaktadır.

Ebeveynlerin sıklıkla yaptığı hatalardan aşırı umut vermek, olumlu sonuçlar doğurmayabilir. Çocuk, olumsuz ve zorlayıcı durumlarla her karşılaştığında isteğinin olacağına dair güvence duymak isteyebilir ancak verilen umutlara karşı isteğinin olmaması daha büyük bir kaygı ve güvensizlik yaratır.

Çocukların ihtiyacı olan şey olumlu veya olumsuz her durumun yaşlarına uygun şekilde açıklanması, zorlandıkları duyguları yaşarlarken yanında olan, güvenebileceği yetişkinler olduğunu bilmektir. Çocuklar aynı zamanda bakım verenlerinin duygularını fark eder ve yansıtabilirler. Evdeki yetişkinler de zaman zaman yüksek seviyede kaygı, öfke veya korku hissedebilirler. Fakat çocukları korumak amacıyla veya anlamayacaklarını düşünerek ‘Her şey yolunda, ben iyiyim, endişe edecek bir şey yok.’ gibi ifadeler kullanabilirler. Bir şeylerin yolunda gitmediğini çocuklar hissedebilir, kafaları karışabilir ve kendileri de benzer duyguları hissettiğinde, paylaşmamaları gerektiğini düşünebilirler. Bu noktada “Evet şu anda biraz kendimi kaygılı hissediyorum. Sakinleşebilmek için zamana ihtiyacım var. Böyle anlarda bana derin nefes almak iyi geliyor, sorduğun için teşekkür ederim. İstersen birlikte yapalım, yanımda olman bana iyi hissettirecektir.” gibi ifadelerle açıklamalar yaparak hem onlara model olabiliriz hem çocukların duygu düzenleme becerileri açısından güzel bir öğrenme deneyimi sağlayabiliriz.

Özetle…

Duygularını anlayabilen çocuklar yetiştirmek, onların duygularını bastırmak yerine düzenlemelerini öğretmekten geçer. Empati, sabır ve kabul içeren bir ilişki ortamı çocukların duygusal gelişimi için güçlü bir temel oluşturur. Bu nedenle ebeveynlerin çocukların duygularına eşlik eden, onları anlamaya çalışan ve güvenli bir alan sunan bir yaklaşım benimsemeleri çocukların sağlıklı duygusal gelişimi açısından büyük önem taşır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar