Üniversite sınavı geride kaldı. Aylarca, hatta bazı öğrenciler için yıllarca süren hazırlık sürecinin ardından, şimdi birçok genç kendisini farklı bir bekleyişin içinde buluyor. Bu kez yapılacak deneme sınavları, yetiştirilecek konular ya da tekrar edilecek testler yok. Bunun yerine sonuçların açıklanmasını beklemek var. Ve çoğu zaman bu bekleyiş, sınava hazırlanma sürecinden daha zor hissedilebiliyor. Çünkü hazırlık sürecinde yapılabilecek bir şeyler vardı; çalışmak, soru çözmek, eksikleri tamamlamak mümkündü. Şimdi ise süreç büyük ölçüde kişinin kontrol alanının dışında ilerliyor. Tam da bu nedenle birçok öğrenci son günlerde kendini aynı düşüncelerin içinde bulabiliyor:
“Şu soruyu yanlış yapmasaydım…”
“Acaba optiğe yanlış mı geçirdim?”
“Bir yılın emeği boşa mı gitti?”
“İstediğim bölüm gelmezse ne olacak?”
Zihin sürekli geçmişe dönüp sınav anını tekrar tekrar yaşamaya çalışıyor. Oysa gerçek şu ki sınav artık geride kaldı. Sorulara geri dönmek, cevapları değiştirmek ya da sınav anını yeniden yaşamak mümkün değil. Ancak kaygılı zihin çoğu zaman bunu kabul etmek istemez. Çünkü belirsizlik, insan zihni için zorlayıcıdır. Belirsizlik karşısında kontrol hissini yeniden kazanabilmek için geçmişi analiz etmeye, hataları bulmaya ve farklı senaryolar üretmeye çalışır.
Ne var ki bu zihinsel uğraş çoğu zaman rahatlatmak yerine kaygıyı artırır. Bu nedenle sınav sonrasındaki süreçte öğrencilerin kendilerine hatırlatması gereken ilk şey şudur: Sınav performansı ile kişisel değer aynı şey değildir.
Sınav sonucu birçok faktörden etkilenir. Bilgi düzeyi, çalışma süreci ve emek bunların önemli bir kısmını oluşturur. Ancak sınav günü yaşanan stres, dikkat düzeyi, fiziksel koşullar, zaman yönetimi ve kişinin o günkü psikolojik durumu da performans üzerinde etkilidir. Bu nedenle ortaya çıkacak sonuç yalnızca ne kadar çalıştığınızın ya da ne kadar zeki olduğunuzun bir göstergesi değildir. Çoğu öğrenci yıllardır bu sınava hazırlanırken farkında olmadan sınav sonucunu kimliğiyle birleştirmeye başlar. İstediği puanı alırsa başarılı, alamazsa başarısız olacağını düşünür. Oysa bir sınav sonucu yalnızca belirli bir günde, belirli koşullar altında gösterilen performans hakkında bilgi verir; bir insanın karakteri, yetenekleri, çalışma kapasitesi, üretkenliği, ilişkileri ya da gelecekte kuracağı yaşam hakkında değil.
Belki de şu an öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, sınavı hayatlarının merkezinden biraz olsun çıkarabilmektir. Çünkü yaşam, sonuç ekranında görülecek sayıdan çok daha büyüktür. Üstelik bazen hedeflediğimiz sonucun dışında bir sonuçla karşılaşmak da düşündüğümüz kadar kötü olmayabilir. Bunun kulağa garip geldiğini biliyorum. Çünkü şu anda birçok öğrenci yalnızca istediği bölüm ve istediği üniversite üzerine düşünüyor olabilir. Hatta bunun dışındaki her seçeneği başarısızlık gibi görüyor olabilir. Fakat yıllar içinde birçok insanın yaşam öyküsüne baktığımızda farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Kimi zaman kişi hiç aklında olmayan bir bölüme yerleşir ve yıllar sonra kendisine en uygun mesleği orada keşfeder. Kimi zaman ilgi alanlarının değiştiğini fark eder. Kimi zaman yeniden hazırlanma kararı verir ve bu süreç ona yalnızca akademik değil, kişisel anlamda da önemli beceriler kazandırır. Kimi zaman da ilk başta hayal kırıklığı gibi görünen bir durum, uzun vadede hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri haline gelir. Bu nedenle sınav sonucunun beklentilerimizden farklı olması, hayatın yanlış yöne gittiği anlamına gelmez. Sadece yolun beklediğimizden farklı bir yerden devam edeceği anlamına gelebilir.
Ayrıca sonuç ne olursa olsun, bu süreçte harcanan emek kaybolmaz. Bu sınava hazırlanırken öğrenilen bilgiler, geliştirilen çalışma alışkanlıkları, kurulan disiplin, zorluk karşısında devam edebilme becerisi ve edinilen deneyimler kişinin yanında kalmaya devam eder. Bir yıl boyunca çalışmış olmak, sonuç ekranında görülen puandan ibaret değildir. O süreçte gelişen beceriler yaşamın başka alanlarında da kullanılmaya devam eder. Belki bugün bunu görmek zor olabilir. Belki şu an yalnızca sonucu düşünüyorsunuz; bu çok anlaşılır. Ancak sonuçlar açıklanana kadar geçen sürede kendinize şu soruyu hatırlatmayı deneyebilirsiniz: “Hayatımda şu an yalnızca sınav mı var?” Çünkü siz yalnızca sınava giren bir öğrenci değilsiniz. Arkadaşsınız, evlatsınız, kardeşsiniz; hayalleri olan, güçlü yönleri olan, gelişmeye devam eden bir insansınız. Ve açıklanacak sonuç ne olursa olsun, bütün bunlar sizinle kalmaya devam edecek. Sınav bitti; şimdi biraz dinlenmenin, nefes almanın ve hayatın yalnızca bu sonuçtan ibaret olmadığını yeniden hatırlamanın zamanı.


