Pazartesi, Haziran 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Karen Horney’nin Kuramı Nedir?

Karen Horney, 1885 yılında Almanya’da doğmuş ve hayata tutunmak, kendi olabilmek için büyük çabalar sarf etmiştir. Küçük yaşlardan itibaren çevresindeki erkeklerin haksızlıklarına maruz kalmış olsa da, bu durum onu yıldırmamış ve yapmak istediklerinden vazgeçmemiştir. Abisini okuması için destekleyen, ancak kızı Karen’a okuması gerekmediğini söyleyip ona imkan sağlamayan babasına inat, sınıfın en iyisi olmayı başarmıştır. Çalışmaları sonucunda Berlin Üniversitesi’nde tıp eğitimi almıştır. Bu yazıda Horney’nin yolculuğuna ve kuramına değineceğiz.

Horney, Freud’un yanı sıra Alfred Adler, Carl Jung, Erik Erikson, Eric Fromm ve Harry Stack Sullivan gibi psikanalize önemli katkılarda bulunan isimlerle birlikte New York Psikanaliz Kurumu’na katılmıştır. Zamanla, memnuniyetsizliği artmış ve kurumdaki diğer üyelerin de bunu hissetmesi üzerine oy birliğiyle ayrılma kararı alınmıştır. New York Psikanaliz Kurumu’ndan ayrıldıktan sonra kendi kurumunu kurmuş ve psikanalitik yaklaşıma “nevroz” ve “kadın psikolojisi” konularında önemli katkılarda bulunmuştur.

Horney’nin nevrotik yaklaşımını açıklamak gerekirse, nevrotik bireyleri üç başlık altında incelemiştir. İlk grup, insanlara doğru yönelen kişilerdir. Bu kişiler, kaygılarıyla başa çıkmak için çocukluklarından itibaren aşırı sevgi görmek isterler. Büyüdükçe çevresindekilere büyük değer veren ve karşılığında da aynı değeri bekleyen bireyler haline gelirler. Sonuç olarak, içinde bulundukları arkadaşlık ve duygusal ilişkilerde karşı tarafı görmek istedikleri aşırı sevgiyle rahatsız edebilirler. İkinci grup, insanlara karşı hareket eden kişilerdir. Bu bireyler, kaygılarıyla aşırı agresif ve suçlayıcı tutumlarla başa çıkmaya çalışırlar. Çevresindekilere kırıcı sözler söyleyerek, herkesin aslında kötü olduğunu düşünerek kendilerini daha karanlık bir dünyanın içinde bulurlar. Üçüncü grup ise insanlardan uzaklaşan kişilerdir. Kaygıyla başa çıkmaya çalışırken bu yolu seçenler, kimseyle iletişim kurmaz ve insanlardan adeta kaçarlar. Kendi kendilerine yetme çabaları oldukça fazladır; ancak bu çaba karşılık bulmadıkça daha yoğun bir kaygıya dönüşüp yalnızlaşırlar.

Karen Horney’den bahsederken kadın psikolojisine değinmemek mümkün değildir. Zira, kendisinin vefatından sonraki yıllarda daha da gelişen kadın psikolojisi kavramının temelinde Horney’nin düşüncelerinin yattığını belirtmek önemlidir. Kendi hayatında kadın olduğu için pek çok haksızlıkla karşılaşmış bir birey olarak, psikolojiye bu anlamda katkısı yadsınamaz. Freud ile ayrıştığı en temel noktalardan biri, Freud’un kadınlara olan bakış açısıdır. Freud’un kız çocuklarının penis kıskançlığı olduğunu savunan görüşüne karşılık, Horney rahim kıskançlığı kavramını ortaya koymuştur. Sonrasında bu konuda ciddi olmadığını, yalnızca Freud’un bu düşüncesinin ne kadar absürt olduğunu göstermek için bu bakış açısını geliştirdiğini belirtmiştir. Kadınların söz hakkının çok az, eğitim hakkınınsa neredeyse olmadığı bir dönemde bunu ifade etmesi, elbette büyük tepki toplamıştır. Horney, ne kadının ne de erkeğin üstün olduğunu, ikisinin de eşit olduğunu savunmuş ve ömrünü bu anlayışa adamıştır. Kadının biyolojik olarak herhangi bir yetersizliği olmadığını, yalnızca kültürel baskılardan ötürü kendini gerçekleştirme ihtimalinin kısıtlandığını vurgulamıştır.

O dönemde anlattıkları pek ciddiye alınmasa da, sonrasında psikolojideki önemli yeri görülmüş ve adını tarihe kendi kuramlarıyla birlikte yazdırmıştır. Yaşadığı dönemin çok ilerisinde bakış açıları savunduğu aşikardır. Bugün kadınların yaşamın içinde olabilmelerinde Horney’nin katkısının büyük olduğunu söyleyebiliriz. Sonuç olarak, psikolojide erkek kuramcılar kadar değeri bilinmese de, dönemin şartlarına göre kendi kuramını çok iyi yansıtmış ve yaşatmıştır.

Yaren Dündar
Yaren Dündar
Yaren Dündar, psikoloji öğrencisi olarak insan zihnini ve davranışlarını anlama konusunda derin bir ilgiye sahiptir. Psikoloji alanında kendini sürekli geliştirir. Çeşitli topluluklarda aktif olarak yer almakta ve gönüllülük yaptığı kurumlarda deneyim kazanmaktadır. Özellikle çocuk ve ergen psikolojisine olan ilgisi, bu alandaki bilgi birikimini artırma ve bireylerin duygusal ve psikolojik gelişimlerine katkı sağlama hedefiyle şekillenmiştir. Gönüllü çalışmaları sayesinde farklı yaş gruplarından insanlarla iletişim kurma ve onlara destek olma fırsatları bulmaktadır. Aynı zamanda psikolojik destek sağlama ve psikolojik yardım alanındaki becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar