Psikoloji okurken en çok dikkatimi çeken şeylerden biri şu oldu: İnsanlar çoğu zaman başarısız oldukları için değil, başarabilecekleri hâlde durdukları için zorlanıyor. Bir sınav yaklaştığında çalışmayı erteleyen, eline iyi bir fırsat geçtiğinde “şu an hazır değilim” diyen ya da iyi giden bir ilişkide sebepsiz yere mesafe koyan çok insan var. Açıkçası, bu davranışların bir kısmını kendimde de fark ettiğim oldu.
Psikolojide bu durum öz sabotaj olarak adlandırılıyor. Öz sabotaj, kişinin bilinçli ya da bilinçdışı şekilde kendi başarısını, performansını ya da psikolojik iyi oluşunu zorlaştıran davranışlar sergilemesi anlamına geliyor. İlginç olan şu ki, kişi bunu çoğu zaman kendine zarar vermek için değil, kendini korumak için yapıyor.
Öz Sabotaj Günlük Hayatta Nasıl Görülür?
Öz sabotaj deyince akla çok uç örnekler gelmemeli. Aslında çoğu zaman oldukça tanıdık davranışlar söz konusu. Sürekli erteleme, işleri son ana bırakmak, yeterince hazır olmadan bir işe girmek ya da “zaten olmayacak” diyerek vazgeçmek bunlardan bazıları.
Çevreme baktığımda şunu fark ediyorum: Bazı insanlar tam başarılı olacakken daha fazla hata yapıyor. Bazıları ise tam ilerleme aşamasındayken geri çekiliyor.
Araştırmalar da bunu destekliyor. Öz sabotaj çoğu zaman başarısızlıktan değil, başarısızlık ihtimalinin yaratacağı duygusal yükten kaçınma isteğinden kaynaklanıyor (Zuckerman & Tsai, 2005).
Başarısızlık tanıdık bir duygu. İnsan onunla nasıl baş edeceğini az çok biliyor. Başarı ise belirsizlik içeriyor. Bu belirsizlik, özellikle kaygıya yatkın kişiler için zorlayıcı olabiliyor.
Başarı Korkusu: İlerlemek Neden Zor Gelir?
Genelde başarısızlık korkusundan bahsedilir. Ancak modern psikoloji çalışmalarını okudukça şunu fark ettim: Bazı insanlar aslında başarmaktan korkuyor. Çünkü başarı; daha fazla sorumluluk, daha fazla beklenti ve daha fazla görünürlük demek.
Özellikle benlik değerini başarıyla ilişkilendiren kişiler için bu durum ciddi bir baskı yaratabiliyor. Başarı korkusu, bir noktadan sonra keyif veren bir şey olmaktan çıkıp “korunması gereken” bir hâle geliyor. Bu yüzden bazı insanlar farkında olmadan geri çekilmeyi tercih ediyor. Böylece başarısız olurlarsa bunu “zaten yeterince denemedim” diyerek açıklayabiliyorlar (Martin, Marsh & Debus, 2003).
Bu açıklama kulağa basit gelse de, benlik algısını koruma açısından oldukça işlevsel.
İçsel Çatışmalar: İsteyen Ben ve Korkan Ben
Öz sabotajın arkasında çoğu zaman bir içsel çatışma var. Bir yanımız ilerlemek, gelişmek ve değişmek isterken; diğer yanımız alıştığı güvenli alanı terk etmek istemiyor. Bu iki taraf arasında kaldığımızda, bazen karar almak yerine süreci sabote ediyoruz.
Psikoloji literatürü bu durumu kendini düzenleme süreçleriyle açıklıyor. Duygusal olarak yorulduğumuzda ya da stres altında olduğumuzda öz kontrolümüz azalıyor ve kaçınma davranışları artıyor (Baumeister & Vohs, 2007). Yani öz sabotaj her zaman bilinçli bir tercih değil; bazen duygusal tükenmişliğin bir sonucu.
Bu bakış açısı bana oldukça insani geliyor. Çünkü herkesin zaman zaman zorlandığı, karar vermekte güçlük çektiği dönemler oluyor.
Erteleme ve Öz Sabotaj Arasındaki Bağlantı
Erteleme, öz sabotajın en yaygın ve en kabul görmüş hâli. Çoğu insan ertelemeyi zaman yönetimi problemi olarak görüyor. Ancak modern yaklaşımlar, ertelemenin daha çok duygusal bir kaçınma davranışı olduğunu söylüyor (Sirois & Pychyl, 2013).
Yapılması gereken işle ilgili kaygı, yetersizlik ya da hata yapma korkusu olduğunda, kişi bu duygulardan uzaklaşmak için işi erteliyor. Kısa vadede bu rahatlatıcı olabiliyor. Ancak uzun vadede stres artıyor, suçluluk duygusu yoğunlaşıyor ve kişinin kendine olan güveni zedeleniyor (Sirois, 2014).
Bu döngü devam ettikçe öz sabotaj daha da güçleniyor.
Öz Sabotaj Değiştirilebilir mi?
Öz sabotaj sabit bir kişilik özelliği değil. Öğrenilmiş bir başa çıkma biçimi. Bu yüzden fark edildiğinde değiştirilebilir. Bana göre bu noktada en önemli adım, kişinin kendine şu soruyu sorması:
“Bu davranış beni neyden koruyor?”
Bu soru, kişinin kendini suçlamadan davranışının arkasındaki duygusal ihtiyacı görmesini sağlıyor. Öz sabotajla baş etmek, kişinin kendisiyle daha dürüst ve daha şefkatli bir ilişki kurmasını gerektiriyor.
Sonuç
İnsan kendini sabote eder çünkü zihin her zaman ilerlemeyi değil, duygusal güvenliği önceler. Öz sabotaj kısa vadede koruyucu gibi görünse de uzun vadede kişinin potansiyelini sınırlar. Bu davranışı fark etmek, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi dönüştürmesi için önemli bir adımdır. Bazen ilerlemek için gereken en önemli şey, kendimize engel olmamayı öğrenmektir.
Kaynakça
Baumeister, R. F., & Vohs, K. D. (2007). Self-regulation, ego depletion, and motivation. Social and Personality Psychology Compass, 1(1), 115–128.
Martin, A. J., Marsh, H. W., & Debus, R. L. (2003). Self-handicapping and defensive pessimism. Journal of Educational Psychology, 95(1), 37–49.
Schwinger, M., Wirthwein, L., Lemmer, G., & Steinmayr, R. (2021). Academic self-handicapping and achievement. Contemporary Educational Psychology, 65.
Sirois, F. M. (2014). Procrastination and stress. Personality and Individual Differences, 61–62, 28–33.
Sirois, F. M., & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and emotion regulation. European Journal of Personality, 27(2), 197–204.
Zuckerman, M., & Tsai, F. F. (2005). Costs of self-handicapping. Journal of Personality, 73(2), 411–442.


