İnsanların sevgilerini göstermek için kullandıkları kalabalık salonlara açılan bir kapı daha var artık. Ya da herkese karşı ne kadar mutlu ve huzurlu olduklarını kanıtlamak zorunda olduklarını düşündükleri ama karanlık bir odada ilişkiden ve iletişimden arda kalanların depolandığı, kimsenin aslında içinde ne olduğunu bakmaya cesaret edemediği bir oda. Konuşmaya, anlatmaya ve anlamaya uzak olup zamanı geldiğinde küçük bir aralıktan depoladığımız düşünceler, hisler ve söylenemeyen kelimeler.
Sosyal medyanın etkisini çoğu alanda hissettiğimiz gibi romantik ilişkilerde de bu etki fazlaca hissedilebilir. İlişkinin dinamikleri karanlık odadaki bu kalabalıklardan etkilenebilir. Etkilenen bu dinamikler ilişkiyi desteklediği gibi bir dinamit olarak bu ilişkinin yok olmasına da neden olabilir. Çiftler doğal sonucu gereği birbirleriyle olan iletişimlerinin azalması veya ortadan kalkması, sorunların paylaşılmaması, partnerlerin duygularını bastırması ve malumun ilanı bu bastırılan duyguların patlaması gibi durumlardan sonra partnerlerin birbirine karşı olan güven duygularının azalmasına ve aidiyet duygularının zedelenmesine neden olabilir.
İlişkisel Yollar, Geçmiş Deneyimler ve Çatışma
İletişimde olan iki kişi aynı yolda yan yana yürümez her zaman. Bazen yolları değişir, bazen yola çıktıkları kişilerin olaylara karşı bakış açıları, duyguları ve düşünceleri farklılaşır. Çoğu ilişki her zaman uyum, huzur, anlayış ve karşılıklı empati ile ilerlemez; çünkü partnerlerin geçmişten de getirdikleri bir hayatları vardır. Bir yolda her zaman iki kişi hayatına devam etmez; aynı zamanda iki kişinin geçmiş deneyimleri ve yaşadıkları da bu yolda yürür.
Karşılarına çıkan taşlar veya engeller partnerleri endişelendirebilir, engelleri nasıl aşacakları konusunda fikir ayrılıkları yaşayabilirler, bu fikir ayrılıkları sonucunda birbirlerine öfkelenebilirler. Orada günün sonunda sadece çift olarak kalacaklarını bilselerdi veya hatırlasalardı ne değişirdi? Birilerine bir şey ispat etmek zorunda olmadıklarını fark edebilirlerdi belki veya diğerlerinin kendileri hakkında düşünceleri yüzünden sosyal görünüş kaygısı yaşamıyor olurlardı.
Görünürlük Kaygısı ve Duygusal Geri Çekilme
Belki de onları cam bir fanusun üzerinden izleyen meraklı gözlerin olmadığını düşünselerdi düşüncelerini veya hislerini paylaşma ihtimalleri artabilirdi. Bu durum sadece ilişkisi olanlar için geçerli de olmayabilir. Çoğu kişinin romantik ilişkiler, çiftler ve evlilik üzerine kesin yorumlar yapması da bireylerin duygularını paylaşma, yaşama ve ifade etmeleri üzerine kaygılanmalarına ve korkmalarına neden olabilir.
Temelde her ilişki ve iletişim bireye ve partnerine özeldir. Bazen partnerlerin ihtiyacı olan en temel ifadeler kendini ifade edebilmek ve partnerini anlamak için sorular sormak olabilir.
Sosyal Medya Kalıpları ve İlişkisel Kontrol
Sosyal medyanın ısıtıp ısıtıp önümüze sunduğu bakış açılarından birisi de durumları ve kişileri genelleyerek “mükemmel ilişkinin temeli budur” gibi genellenmiş ve sert kalıplardır. Sosyal medyanın bu yüzü sadece kalıp yargılar öne sürmekle kalmıyor; aynı zamanda aynı ilişkiyi ve bakış açısını taşımaya çalışan ve sonucunda beklentilerin karşılanmadığı ilişkiler ortaya çıkıyor.
Burada artık romantik ilişki sadece çiftleri ilgilendirmekten çıkıyor aslında. Bir yerde artık aile, arkadaş ve sosyal çevreyi ve sosyal medyada bu düşünceyi ele alan kişileri de ilgilendirmeye başlıyor. İlişkinin başında bu kadar etkili olan sosyal medya ve içerikler daha sonrasında ilişkiyi de içine almaya başlıyor.
Partnerlerini kontrol etmek, gözetlemek ve partneri hakkında bilgi sahibi olmak gibi amaçlara da hizmet etmeye başlayacak ve bu bir yerden sonra kontrol edilemez bir hâl almaya başlayacaktır. Sosyal medyada görünür olma, diğer çiftlerin ve sosyal çevrenin değerlendirmesi kaygısı, partneri takip derken bu süreç bireyi çoktan kontrolü altına almış olabilir.
İlişki Doyumu ve Değer Algısı
Partnerlerin romantik ilişkilerinden aldıkları doyumun azalması da muhtemel sonuçlar arasında yer alabilir. İlişkide partnerlerin birbirine karşı gösterdikleri değerler hassas bir terazide tartılmaya başlanabilir. Günün sonunda beklentilerin karşılanmadığı bir ilişki daha yaşanmış olur.
İlişkiler başkalarının onayına ve gözetimine açıldığında kendi ekseninden giderek uzaklaşmaktadır. Birbirine hiç söylenemeyen duygular, düşünceler ve bastırılan ihtiyaçlar soğuk ve karanlık odalarda son kullanma tarihlerinin gelmelerini beklemektedir.
Güven Ve Açık İletişimin İyileştirici Gücü
Bir evi ayakta tutan kolonlar olduğu gibi bir ilişkiyi de ayakta tutan, partnerlerin güven duyguları ve birbiriyle kurdukları açık ve etkili iletişimin gücünde saklıdır. Sosyal medyada bize sunulan kalıplar ve çevrenin dayatmalarından kurtularak ilişkiyi iki kişinin birlikte inşa ettiği bir alan hâline getirmek, partnerini kontrol ve kıyasın içinden çekerek yerini dinleme ve empatiye bırakmak sürdürülebilirlik açısından önemli bir adım olabilir.
İlişkideki değer duygusu; fanusun üzerinden izleyen meraklı gözlerden ziyade iki kişinin birbirini duyabildiği, anlayabildiği ve yolların her zaman aynı olmadığını bilmesine rağmen olduğu hâliyle kabul edebildiği gerçekçi dönem ve zamanlarda kurulmaya başlar.


