Sevginin De Ötesinde: Sağlıklı İlişkiler Kurmak
Bazılarımız zaman zaman kendimizin ilişkilerimizde daha çok veren taraf olduğumuzu, daha çok çaba ve uğraş verdiğimizi, daha çok anlayan taraf olduğumuzu fark ederiz. Sadece partner ilişkilerimizde değil, arkadaş, aile ilişkilerimizde, hatta bazen iş yaşantımızda bile adeta bir mücevher gibi parlayıp kendini gösterir. Bu durumlar yaşanırken kendimize illaki şu soruları sormuşuzdur:
‘Ben bu kadar çaba, emek vermeme rağmen neden karşılığını alamıyorum?’ ‘Daha fazla sevsem, daha çok anlayış göstersem ilişkilerimiz düzelir mi, karşı taraf da yapar mı?’ ‘Sevgim neden tek başına yetmiyor?’
İnsan ilişkilerimizin tüm temel yapı taşlarını oluşturanlardan birisi sevgidir. Bu şu demek değildir ki sevgi tek başına yeter de artar. Sevgi bazen tek başına yeterli olmayabilir. Çünkü kurmak istediğimiz sağlıklı ilişkiler yalnızca sevgimizle değil, sınırlarımız, saygı, duygularımızla sürdürülebilir. Bu sebeple çok yoğun sevgiler duymamıza rağmen, kendimizi tükenmiş, anlaşılmamış, değer görmüyormuş gibi hissedebiliriz. Sağlıklı ilişkiler kurmak dediğimiz şey, iki yarımın birleşmesi değil, iki bütünün yan yana durabilmesidir aslında.
Çok Sevmek Ne Anlama Gelir?
‘Çok sevmek’ çoğu zaman hepimize bir süreden sonra fedakarlıkla eş anlamlı hale gelebiliyor. Çok sevdiğimiz için kendimizden ödün vermeyi, kendi ihtiyaçlarımızı yok sayıp karşı tarafın ihtiyaçlarını ön plana koymayı normalleştirebiliyoruz. Zamanla bu durum, sınırlarımızın ihmal edilmesine, ilişkilerimizde tek taraflı bir dengenin oluşmasına, hatta alma-verme dengesi bozulduğuna neden olabiliyor. Bu noktaya gelindiğinde çok sevgi, sağlıklı oluşan bir bağdan ziyade ‘kendini feda etme’ biçimine dönüşüyor. Hatta çok sevdiğimizi düşündüğümüz ilişkilerimizde kendimizi geri plana atarken, bu davranışlarımızı ‘sevginin olmazsa olmazı, gereği’ sanabilip öyle yorumlayabiliyoruz.
Sevgimiz Neden Bazen Yetmez?
Sadece sevginin olduğu ilişkiler sağlıklı olarak maalesef ki adlandırılmaz. Sevgi tek başına ne sınır koymayı öğretebilir ne sorumluluk almayı sağlayabilir ne de her zaman saygıyı sağlayabilir. Çünkü bazen bizler karşı tarafı çok sevip kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarımızı bastırabilir, anlayışlı olma ve fedakârlık yapmak adına sınır koymaktan kaçınabilir, ilişkinin sağlıksızlığını görüp bile sürdürmeye devam edebiliriz. Bu gibi durumlarda sevgi, ilişkiyi beslemek yerine kendimizi ihmal etmemize neden olabilir. O yüzden ilişkilerde yalnızca ‘ne kadar çok sevdiğimiz’ değil, nasıl ve ne biçimde sevdiğimiz de önemlidir.
Sınırlar ve Dengeler
Sağlıklı ilişkilerde duyduğumuz sevgi kadar önemli olan bir diğer unsur da sınırlarımızdır. Sınır koyabilmek hem kendimize hem karşı tarafa olan saygımızı koruduğu gibi kendimizi ifade etmemize olanak sağlar. İlişkilerimizin sürdürülebilir ilişkiler olması için sınır koymak aslında ‘hayır’ diyebilmek, duygusal olarak kendimizi korumamıza ve açıkça ifade etmemizi sağlar. Dengeler ise ilişkinin tek bir bireyin tüm yükü taşımamasına, ilişkinin tek taraflı olmamasını sağlamaktadır. Aile, iş, arkadaşlık ve partnerlik ilişkilerinde sürekli veren ve sürekli alan bireyler olduğu zaman kurulan ilişkiler maalesef ki zamanla yorucu ve yıpratıcı olabilmektedir. Sağlıklı ilişkilerde alma-verme dengesi sağlanıldığında yani her iki taraf da hem kurulan ilişkilerde alan hem de veren konumunda olmalıdır.
Çok Sevgi mi?
Bazı ilişkilerde daha öncesinde de değindiğimiz gibi, hissedilen sevgi ve bağlılık, her zaman sevginin çokluğundan değil, yaşanılan ilişkinin hayatımızda hissettirdiği tanıdıklık hissinden kaynaklanıyor olabilir. İlişkide mutsuz ve yıpranmış olsak dahi, bir duygusal boşluğun içinde kalmayı belirsizliğe tercih ediyoruz. ‘Çok seviyorum’ ifadesi bazen gerçekten hissettiğimiz bir duygudan ziyade, ilişkiyi devam ettirmemize bir gerekçe olarak gözükebiliyor. Çünkü ilişkiyi bırakmamız, sadece bir kişiyle olan bağı bırakmak değil, alışkanlıklarımızı, kurulan ilişkiye olan bağlılıklarımızı ve yüklediğimiz anlamları da bırakmayı gerektirir. Bu sebeple öncelikle ilişkilerimizde kalma nedenlerimizi sorgulamamız gerekmektedir. Yani kimi zaman bizi ilişkilerde tutan şey sevgi değil, yalnız kalma kaygısı ve alıştığımız bir düzen şekli olabilir.
Sonuç
Sevgi insan ilişkilerimizin çoğunu oluştursa da tek başına bir ilişkiyi sağlıklı kılmaya ve sürdürmeye yetmeyebilir. Çünkü bir ilişkinin sürdürülebilir olması hissettiğimiz duygunun yoğunluğundan ziyade o duygunun nasıl ve ne şekilde yaşandığına bağlı olmaktadır. Bazen çok sevmemiz, kendimizi ihmal etmemize, ilişkiyi ayakta tutmaya çalışırken kendi sınırlarımızı kaybetmemize yol açabilir. Bu nedenle ilişkilerimizde en belirleyici özellik ne kadar çok sevdiğimiz değil, bu sevginin içinde kendi benliğimizi ne kadar koruyabildiğimiz ve ne kadar dengede kalabildiğimizdir. Yani sorgulamamız gereken ilişkilerimizi ayakta tutan faktör sevgi mi yoksa ondan vazgeçememiz mi?


