Salı, Temmuz 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

HAYIR DİYEBİLME SANATI

Bireylerin kendi dünyalarında kendilerine ait bir alan ve bu alanın çerçevesinde de toplumla ortak kullandıkları bir başka alan vardır. Bu durumu kümeler gibi düşünebilirsiniz. Örneğin, büyük küme bireyin kendine ait alanı ve büyük kümenin içerisinde bulunan alt küme de toplumla ortak olan ve bireyin de parçası olduğu bir diğer kümedir. Bu iki küme, birbiriyle oldukça içli dışlı ve sık sık etkileşim halinde olan iki ayrı kümedir. Bu kümeleri belirleyen çizgileri ise bireylerin ve toplumların sınırları gibi düşünebiliriz. Bireyler ve toplumlar bu sınırları zorlamaya başladıklarında, iki oluşum için de problemler yeşermeye başlar. Bireyler toplumsal sınırları aşmaya çalıştığında ‘ahlaki sorunlar’ ortaya çıkarken, toplumlar bireysel sınırları zorladıklarında ‘kişisel alan sorunları’ ortaya çıkmaktadır. Bu iki sınırın da korunabilmesi adına basit ama etkili bir çözüm bulunmaktadır. Kişilerin günümüzde oldukça zorlandıkları, yer yer bunu bencillik olarak adlandırdıkları bu çözüm aslında ‘hayır’ diyebilmektir.

Hayır diyebilmek, bireyselleşen dünyada kişilerin yeni doğmuş olan ihtiyaçlarından yalnızca bir tanesi olsa da oldukça önemli bir yere sahiptir. Çünkü ‘hayır’ diyebilmek, yalnızca hayır demek değil, aynı zamanda kişinin sınırlarını çizmesine de yardımcı olmaktadır. Bu konunun bu kadar önemli olma sebebi, kişisel sınırlarla doğrudan alakalı olmasıdır. Üzerine konuşulması gereken bu konu, gerek birey yönünden gerekse bireyle toplum arasında kurulan köprü açısından büyük etkilere sahiptir. Kişiler hayır dediklerinde, toplumun da baskısıyla bunun aslında bencil bir karar olduğunu ve etraftaki kişilerin de bu konuda kendisini ‘kötü biri’ olarak etiketlediğini düşünmektedir içten içe. Bu vicdan muhasebesi sebebiyle hayır demekten kaçınmak, beraberinde erteleme davranışını da getirmektedir. Durum günden güne değişerek ‘hayır diyebilmeyi ertelemek’ noktasına kadar gidebilmektedir. Toplumcu toplumlarda bu tutum hoş karşılanmazken, günümüzde yayılan ‘bireyci toplum’ anlayışıyla bu durum kişiler arasında aslında daha da normalleşmektedir.

Bu noktaya kadar hep hayır diyen kişi perspektifinden bakmış olduk. Peki, hayır denilen kişi biz olduğumuzda nasıl bir bakış açısı sağlıklı olabilir? Bu noktada ise bireyi anlamayı ve durumu kişiselleştirmemeyi en etkili ve sağlıklı yöntem olarak düşünebiliriz. Çünkü kişiler genelde size karşı olumsuz duygu beslemekten çok, kendi sınırlarını koruyabilmek adına hayır demeyi tercih ederler. ‘Hayır’ kelimesinin Türkçesi, ‘ben seni sevmiyorum, senden hoşlanmıyorum, senin istediğini yapmamak için sana hayır diyorum veya senin çıkarların için evet demeyi tercih etmiyorum’ gibi ifadelerden çok, ‘kendi sınırlarımı korumalıyım, kendi sınırlarım içerisinde bu isteğini şu an gerçekleştirmem uygun görünmüyor, istediğin şeyi yapacak enerjiye sahip değilim, bu benim hayatım ve farklı ilerlemesini istiyorum’ gibi ‘ben’ diliyle yazılan ifadeler içermektedir. Dolayısıyla kişilerin isteklerinizi reddetmesi, sizden çok kendisiyle alakalı bir durumdur. Karşılıklı olarak bu noktada kişilerin birbirlerine saygı gösterdiği bir ütopyada ‘hayır’ kelimesi diğer birçok kelime gibi normalleşecektir.

Bireylerin ‘hayır’ diyebilmesindeki en büyük sır, bunu kendi içerisinde yasallaştırması ve normalleştirmesidir. Bunu söylemek size sert geliyor olabilir. Eğer durum buysa, bunun yerine sağlıklı sınırlar çizebilmek konusunda içsel bir muhasebe yapmanız da faydalı olacaktır. Günün sonunda aslında hem sınır hem de hayır demek, kişiyi istediği noktaya, yani özsaygı ve özşefkat konusunda kendine iyi davranabilen bir noktaya çekecektir. Unutmayın, ‘hayır’ dediğiniz noktada vicdani bir yük taşımadığınız yerde kendinizi bulmaya başladığınız yolculukta doğru bir noktadasınız demektir. Bu da demek oluyor ki, kişinin sağlıklı sınırlar çizmesi ve bu sınırları korumak adına hayır diyebilmesi, kişiyi ‘bencil veya kötü’ birisi yapmaz. Bunları yapmadığımız noktada, kendimize olan sorumluluklarımızı ertelemeye başlarız. Günün sonunda çevremize söyleyemediğimiz ve birikmiş olan bütün ‘hayır’ kelimelerini, gerek enerjimiz yetmediğinden gerekse yorulduğumuzdan kendimize söylemiş olacağız.

Buse İlhan
Buse İlhan
Merhaba ben Buse İlhan. Maltepe Üniversitesi psikoloji ve pdr mezunuyum. British schoolda anaokulu seviyesinde rehber öğretmen olarak çalışıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar