Pazar, Aralık 21, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Havada Yeni Yıl Kokusu Var

Başlamak İçin Beklemek

Bir insan ömrü boyunca kaç özel güne denk gelir? Bunun sayısını bilebilmek elbette mümkün değildir çünkü özel günlere verilen anlamlar kişinin biricikliğinden gelir. Bir başkası için önemsiz kabul edilen günler bir öteki için özel olabilir. Kişi özel günlere ruhsal olarak da birçok anlam yükleyebilmektedir.

Doğum günleri, yeni yaşı karşılarken geride yaşanmış olan olumsuz deneyimleri bırakabilmek için yeniden başlama hedefi olabilir. Yaşlanmayı kabul etmek istemeyen birisi içinse kutlanılması hiç istenmeyen bir güne de dönüşebilir. Sevgililer günü, kimisi için popüler kültürün bir parçası, kimisi için kutlanılmadan geçerse değersizlik hissiyle mücadele, kimisi için ilişkinin yenilenmesi için kült bir tarih, romantik ilişkisi bulunmayan birey için ise anlamsız bir gün olabilir.

Yaklaşan her özel gün için özel günün anlam ve önemine dair bir beklenti oluşur. İnsan zihni, başlamak için çoğu zaman özel ve anlam yüklenmiş bir anın peşinden gidebilir. Pazartesi günleri, ayın ilk günü veya pazartesi gününe denk gelen ay başlangıçları ya da yeni bir yıl, bu ve bunun gibi tarihlerin varlığı tek başına düzen, disiplin ve başlangıcın devamlılığına dair motivasyonu vaat ediyormuş gibi algılanır zihin tarafından.

Zihnin kodladığı tarihleri beklerken kişi aslında başlamak istediği şeyleri ertelemeye başlar. Çünkü başlangıç sorumluluğu, sembolik bir gün olarak belirlenmiştir. “O gün başlarsam devamı gelir” düşüncesi, motivasyon kaynağını içsel bir disiplinden ziyade takvime bağlar. Hâlbuki bu durum, zihnin belirsizlikten ve başarısızlık ihtimalinden kaçma biçimidir.

Başlamak için beklemek, ilk bakışta mantıklı görünse de, psikolojik olarak ertelemenin daha kabul edilebilir bir kılıfa bürünmüş masum hâlidir. Böylece kişi, harekete geçmemeyi seçerken kendini olumsuz duygularla baş başa bırakmaz; aksine, doğru zamanı beklediğine inanarak içsel çatışmasının sesini kısar.

Yeni Yıl Işıltısı

Her yeni yıla yaklaşıldığında sokaklar şenlenir, ışıklandırılır. Evlerin düzeni değişmeye başlar. Yeni yıl ruhunu yakalayabilmek için kişiler hayatlarında birçok değişikliğe başlar.

Yeni yıl yaklaştıkça sokakların ışıklarla dolması, mağazaların dizaynının değişmesi ve evlerin yeniden düzenlenmesi yalnızca fiziksel bir değişimi değil, aynı zamanda zihinsel bir hazırlığı da temsil eder. Bireyler bu zaman dilimlerinde, yeni yıl ruhunu yakalayabilmek için hayatlarında küçük ya da büyük değişiklikler yapmaya yönelir.

Geride bırakılan yılın beklentileri karşılamamış olması, kişide “sıfırdan başlama” arzusunu güçlendirir. Güzel geçen bir yıl ise bu duyguyu daha iyisini yaratma isteğine dönüştürür. Yeni yıl, geçmişte yapılan hataların ya da yarım bırakılmış olan hedeflerin zihinsel bir başlangıç çizgisiyle ayrılmasına imkân tanır.

Bu ışıklandırılmış ve süslenmiş sembolik başlangıç çizgisi bireye yeniden deneme cesareti ve motivasyonu verir. Hedefler, planlar ve hayaller bu nedenle çoğunlukla bu dönemlerde şekillenir. Çünkü yeni yıl, yalnızca takvimde bir değişimden ibaret değildir kişi için.

Bir Dilek Tut

Özel günlerin anlam kazanmasında bireyin biricikliği nasıl belirleyici bir rol oynuyorsa, bu günlerde kurulan hayaller ve tutulan dilekler de kişi için aynı ölçüde kişisel bir değer taşır. Çünkü bu anlarda ortaya çıkan beklentiler kişinin iç dünyasıyla çok paraleldir.

Birey, özel günleri yalnızca takvimde işaretlenmiş tarihler olarak değil, duygusal bir alan olarak yaşantılar. Geçmiş deneyimler, hayal kırıklıkları, başarılar ve bastırılmış arzular, ertelenmiş duygular bu zamanlarda daha görünür hâle gelir. Yüzeye yaklaşan her duygulanım kişinin kendi iç dünyasına yönelebilmesini sağlar.

Belki de en çok bu zamanlarda birey hayatında ne istediğine dair düşünmeye başlar. Çünkü hedef belirlemek ister, yeni başlangıçlara adım atmak ister, kuracağı hayallere bile dikkat etmeye başlar. Zihinsel olarak bir durup değerlendirme yapma ihtiyacı, kişinin kendine yönelmesini sağlar.

Bu yönelme sırasında kurulan hayaller, aslında geleceğe dair dileklerin beraberinde kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin de bir yansımasıdır. Aslında tutulan dilekler birçok mesaj verir; eksik hissedilen alanları, değişim ihtiyacını ve içsel denge arayışını üstü kapalı bir şekilde sessizce fısıldar.

Psikolojik açıdan bakıldığında bu süreç, bireyin kendini yeniden yapılandırmasına imkân tanır. Kişi, bu anlar sayesinde hem geçmişiyle bağ kurar ve kabullenmesi gereken tarafları kabul etmeye başlar hem de geleceğe dair daha anlamlı ve gerçekçi beklentiler geliştirme fırsatı bulur.

Peki tüm bunlar için özel bir günü beklemek gerekli midir? Kişinin kendisiyle iletişim kurabildiği ve kendisi için yarattığı alanlar hayatı özel kılan taraflar değil midir?

Asmin Kuzucu
Asmin Kuzucu
Psikolog Asmin Kuzucu, psikoloji lisans eğitim sürecini Demiroğlu Bilim Üniversitesi’nde başarıyla tamamlamıştır. Öğrenim süreci boyunca akademik gelişiminin yanı sıra mesleki ve kişisel gelişimine de önem vermiştir. Bu kapsamda, Türk Psikologlar Derneği Öğrenci Birimi bünyesinde Üniversite Temsilciliği görevini üstlenmiş, aynı zamanda üniversite kulüplerinde aktif roller alarak çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde yer almıştır. Lisans eğitimi süresince çeşitli hastane ve kliniklerde gözlem ve uygulama stajlarını tamamlamıştır. Çok sayıda seminer, eğitim programına katılım sağlamıştır. Almış olduğu eğitimlerle birlikte dinamik ekolle çalışmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar